Akademik İnceleme
Göç Ve Yerinden Edilme: Yeni Bir Yerde Tutunmak
Savaş, ekonomik nedenler, afetler ve diğer zorunlu hareketliliklerde tutunma ve psikososyal iyilik hâli
Öz
Göç ve kitlesel yer değiştirme; savaş ve çatışma, ekonomik olanakların eşitsiz dağılımı, afetler, çevresel değişimler ve diğer zorlayıcı koşulların farklı bileşimleriyle ortaya çıkar. Bu anlatı derlemesi, ayrılma kararından varış yerinde tutunmaya ve geri dönüşe uzanan süreci ekonomik, toplumsal ve psikososyal boyutlarıyla inceler. Uluslararası kurumsal rapor ve rehberler, Türkiye’de 6 Şubat 2023 depremleri üzerine araştırmalar ve Türk Kızılay’ın kamuya açık hizmet verileri birlikte değerlendirilmiştir. Çalışma, göç nedenleri arasında ortak ihtiyaçlar bulunsa da güvenlik, hukuki statü, çalışma olanakları ve geri dönüş koşullarının birbirinin yerine kullanılamayacağını savunur. Tutunma; güvenli barınma ve geçimin yanı sıra sosyal destek, aidiyet, gündelik işlevsellik ve karar verebilme imkânı üzerinden ele alınır. Kızılay örneği, acil yardım ile psikososyal ve ekonomik desteğin ilişkisini tartışmak için kullanılır; faaliyet sayıları etki kanıtı olarak sunulmaz. Sonuç olarak kaynak ve varış yerlerini birlikte planlayan, ev sahibi toplumu kapsayan ve hizmet sürekliliğini izleyen bir yaklaşım önerilir.
Anahtar kelimeler: göç, zorunlu yer değiştirme, savaş, ekonomik göç, afet, tutunma, psikososyal destek, sosyal uyum, Türk Kızılay
Savaş, ekonomik nedenler, afetler ve diğer zorunlu hareketlilikler üzerinden karşılaştırmalı bir inceleme
Giriş
Savaştan kaçan bir aile, iş bulmak için başka kente taşınan bir genç ve depremde evini kaybeden bir hane aynı mahalleye gelebilir. Her biri konut, gelir, eğitim ve sosyal ilişkilere ihtiyaç duyar; ancak ayrılma koşulları, sahip oldukları belgeler, güvenlik riskleri ve geri dönme imkânları farklıdır. Bu çalışma şu soruya odaklanır: Farklı nedenlerle hareket eden insanlar hangi koşullarda güvenli bir yaşam kurabilir, bulundukları yerde tutunabilir ve yaşam yerlerine ilişkin kararlarını anlamlı seçenekler arasından verebilir?
Kapsam ve yöntem
Bu çalışma karşılaştırmalı bir tematik anlatı derlemesidir. BM ve IOM yayınları göç nedenleri ve ölçek ayrımları; UNHCR, IASC ve DSÖ kaynakları yerinden edilme, bütünleşme ve psikososyal destek çerçevesi için kullanılmıştır. Türkiye’deki ampirik örnekler ağırlıklı olarak 6 Şubat depremleri üzerine nitel araştırmalar, konut piyasası analizi ve çalışma yaşamı izlemesinden oluşur. Türk Kızılay’ın tarihleri açık kurumsal açıklamaları hizmet kapsamını değerlendirmek için eklenmiştir. Kaynaklar ayrılma, varış, tutunma ve kalıcı çözüm başlıklarında karşılaştırılmıştır. Sistematik tarama, meta-analiz veya yeni saha araştırması yapılmamıştır. Savaş ve ekonomik göç bölümleri esas olarak kavramsal ve kurumsal kaynaklara dayanır; deprem araştırmalarındaki sonuçlar bu gruplara doğrudan genellenmez. Kurumsal hizmet verileri bağımsız etki değerlendirmesi sayılmaz. Kaynakların kapsadığı yıllar farklıdır; verilen rakamların tamamı aynı tarihin veya aynı nüfusun ölçümü değildir.
Göç nedenleri ve zorunluluğun derecesi
BM’nin göç çerçevesi çalışma, eğitim ve aile bağlarının yanı sıra çatışma, zulüm, insan hakları ihlalleri ve çevresel etmenleri birlikte ele alır [17]. Bu nedenler birbirini dışlamaz. Kuraklık tarımsal geliri azaltabilir; çatışma pazarları ve ulaşımı kesintiye uğratabilir; bir afet, daha önce savaş nedeniyle göç etmiş bir haneyi yeniden yerinden edebilir. IOM, iklim ve çevreyle ilişkili hareketliliğin istihdam, eşitsizlik ve çatışma gibi koşullarla etkileşimini vurgular [18]. Bu nedenle yalnızca beyan edilen ilk neden değil, hareketi mümkün veya zorunlu kılan koşullar da incelenmelidir.
Gönüllülük ile zorunluluk her olayda keskin iki kutup oluşturmaz. Daha yüksek ücret arayışıyla taşınan kişi alternatifler arasında tercih yapabilirken, geçimini sürdüremeyen ve temel ihtiyaçlarını karşılayamayan bir hanenin seçenekleri ciddi biçimde daralmış olabilir. Bu fark, ekonomik güçlük yaşayan herkesin aynı hukuki koruma statüsüne sahip olduğu anlamına gelmez. Analizde zorlayıcı koşulların derecesi ile yürürlükteki hukuki statü ayrı eksenler olarak değerlendirilmelidir. Uluslararası sınırın aşılması da tek başına mültecilik statüsünü belirlemez.
BM’ye göre 2024 yılında uluslararası göçmen sayısı yaklaşık 304 milyondur [17]. UNHCR ise 2024 sonunda zulüm, çatışma, şiddet, insan hakları ihlalleri ve kamu düzenini ciddi biçimde bozan olaylar nedeniyle zorla yerinden edilmiş nüfusu 123,2 milyon olarak bildirmiştir [19]. Bu iki toplam farklı tanım ve kapsamlara dayanır; toplanamaz ve bütün ekonomik göçü ya da bütün afet hareketlerini temsil ettiği varsayılamaz. Rakamlar aynı referans yılı üzerinden kapsam farkını göstermek için verilmiştir; Kasım 2026 güncel toplamı iddiası taşımaz.
Savaş ve çatışma nedeniyle yer değiştirme
Savaş ve çatışmada hareketin doğrudan tetikleyicisi can güvenliği olabilir; şiddet tehdidi, altyapının zarar görmesi, temel hizmetlerin kesilmesi ve geçim kaynaklarının kaybı birlikte işleyebilir. Ülke içinde yerinden edilen kişi ile sınır aşarak koruma arayan kişinin karşılaştığı idari süreçler farklıdır. Hizmet tasarımında aile birliği, güvenilir bilgi, belgeler, dil ve yetkili hukuki danışmanlığa erişim bu nedenle merkezi önem taşır [19].
Tutunmayı güçleştiren koşullardan biri belirsizliğin uzamasıdır. Güvenlik durumu değiştikçe aile üyeleri farklı yerlerde kalabilir; varış yerinde iş ve eğitim bağlantıları kurulsa bile geri dönüş düşünülebilir. İnsani destek, kişinin gelecek tercihine baskı kurmadan hem bulunduğu yerde yaşamını sürdürmesini hem güvenli seçenekler konusunda bilgi almasını sağlamalıdır. Psikososyal değerlendirmede yalnızca geçmişteki şiddet değil, bugün süren güvensizlik ve aileden ayrı yaşama koşulları da ele alınmalıdır [15, 16].
Ekonomik nedenlerle göç ve geçim baskısı
Ekonomik göç; iş arama, ücret farklılıkları, mesleki gelişim, gelir çeşitlendirme veya hane geçimini sürdürme amacıyla gerçekleşebilir. Mevsimlik, döngüsel ve kalıcı hareketler aynı analitik grupta kaybolmamalıdır. İşe erişim sağlandığında dahi kayıt dışılık, iş güvenliği, barınma giderleri ve bakım yükü tutunmanın niteliğini belirler. Gelirdeki artış, göçün toplam maliyeti ve yaşam koşulları hesaba katılmadan tek başına başarı göstergesi sayılmamalıdır [17].
Ailenin gelir beklentileri, geride kalan yakınlara destek sorumluluğu ve varış yerindeki sosyal yalnızlık birlikte incelenmelidir. Bu çalışmanın önerisi, istihdamın yanında konut sürekliliğini, sosyal ilişkilere ayrılabilen zamanı ve kişinin kendi mesleki yeterliklerini kullanabilmesini izlemektir. Ekonomik göçü bütünüyle özgür tercih veya bütünüyle zorunluluk saymak, hem bireysel iradeyi hem yapısal kısıtları görünmez kılabilir.
Afetler çevresel değişimler ve bileşik riskler
Deprem ve sel gibi ani olaylar kısa sürede tahliyeye yol açabilir; kuraklık, çevresel bozulma ve geçim kaybı ise daha uzun sürede hareket baskısı oluşturabilir. İklimle ilişkili hareketlerin tümü sınır aşan veya kalıcı göç değildir. Yerinde uyum, mevsimlik hareketlilik, planlı yer değiştirme ve ayrılamama farklı sonuçlardır. IOM’un vurguladığı çok nedenli yaklaşım, afet ile ekonomik göç arasındaki ilişkinin aynı hanede birlikte değerlendirilmesini gerektirir [18]. Aşağıdaki 6 Şubat incelemesi bu geniş çerçevenin belirli bir afet vakasıdır.
Diğer zorunlu nedenler ve yerinde kalamama
Zulüm, yaygın şiddet ve insan hakları ihlallerinin yanı sıra tahliye ve planlı yeniden yerleşim gibi süreçlerde de kişinin yaşam yerinden ayrılması gündeme gelebilir. Büyük ölçekli projeler veya konuttan çıkarılma gibi nedenler de ayrı bir araştırma alanıdır. Bu çalışma bunların her birine ilişkin etki tahmini sunmaz; ortak inceleme soruları olarak karar sürecine katılımı, bilgilendirmeyi, barınma ve geçim sürekliliğini ve hak arama olanaklarını önerir. Bir hareketin idari olarak planlanmış olması, kişinin onu özgürce tercih ettiğini kanıtlamaz.
Varış yerinde ortak ihtiyaçlar ve farklı engeller
Farklı nedenlerle gelenler benzer mahalle hizmetlerinden yararlansa da önlerindeki engeller aynı değildir. Dil ve belge sorunları, ayrımcılık deneyimi, konut piyasasına erişim, bakım sorumlulukları ve gelir durumu birlikte değerlendirilmelidir. Ev sahibi toplumun düşük gelirli kesimlerini kapsayan ihtiyaca dayalı hizmetler, yeni gelenlerin özel koruma gereksinimleriyle birlikte planlanabilir. Sosyal uyum yalnızca yeni gelenin değişmesini bekleyen tek yönlü bir süreç olarak ele alınmamalı; kurumların erişilebilirliği ve mahallede karşılıklı temas olanakları da incelenmelidir [15].
Tutunma açısından ortak hedef, kişinin yardım sistemini tanımasının ötesinde gündelik yaşamını sürdürebilmesidir. Güvenilir bir kira ilişkisi kurma, işe veya okula düzenli ulaşma ve gerektiğinde destek isteyebileceği bir ilişkiye sahip olma birlikte önemlidir. Bunların hangi desteklerle mümkün olduğu, göç nedeni ve yaşam evresine göre değişebilir. Sonraki bölümlerdeki deprem bulguları bu ortak soruları somutlaştırır; savaş ve ekonomik göç için doğrudan etki kanıtı oluşturmaz.
Tahliye ile göç arasındaki fark
Tahliye, yakın tehlikeden uzaklaşmak için yapılan koruyucu bir harekettir. Yerinden edilme, kişilerin evlerini veya alışılmış yaşam yerlerini terk etmek zorunda kalmalarını anlatır. İl sınırını geçmeden de yerinden edilme yaşanabilir. İç göç istatistiği ise belirli bir dönemde ve tanımlanmış idari sınırlar içinde kaydedilen ikamet değişikliğini ölçer. “Kitlesel” nitelemesi bu çalışmada, hareketin birden fazla yerleşimde barınma ve hizmetlerin örgütlenmesini etkileyebilecek ölçekte gerçekleşmesini ifade eder. Bu kavramlar farklı soruları yanıtlar [2, 3, 10].
6 Şubat depremleri bu ayrımı somutlaştırır. UNDP, Ağustos 2023 tarihli değerlendirmesinde Türkiye’de yaklaşık 3,3 milyon kişinin yerinden edildiğini bildirdi [1]. UNICEF’in Ocak–Mart 2024 raporuna göre depremlerden bir yıl sonra 11 ilde 392 resmî konteyner alanında 675 binden fazla kişi yaşıyordu. Rapor, resmî alanlar dışında kalan geçici yerleşimlere ilişkin bilginin sınırlı olduğunu da belirtiyordu [2]. İki sayı arasındaki farktan kaç kişinin döndüğü çıkarılamaz. Akrabalarının yanında veya kiralık bir evde kalanlar ikinci sayının dışında olabilir.
TÜİK ise Türkiye genelinde 2023 yılında 3.450.953 kişinin iller arasında göç ettiğini bildirir [3]. Bu toplam bütün göç nedenlerini kapsar. İlk haftalarda kent dışına çıkıp yıl içinde dönen bir kişiyle, eğitim için başka bir ile yerleşen bir kişi bu iki kaynakta farklı biçimlerde görünür. Aynı hanenin tekrarlanan hareketlerini veya hane üyelerinin farklı illerde yaşamalarını anlamak için zaman içinde aynı kişileri izleyen verilere ihtiyaç vardır.
Ayrılmak, kalmak ve gidecek yer bulmak
Ani gelişen bir afette ilk hareketi can güvenliği, artçı sarsıntı korkusu ve barınabilecek bir mekân bulma ihtiyacı başlatabilir. Sonraki kararların koşulları farklıdır. İşyerinin yeniden açılacağına dair bilgi, okulun durumu veya tedaviye erişim, geçici ayrılığı uzatabilir ya da sona erdirebilir. Bir hanenin ilk gece gittiği adres bu nedenle uzun vadede yaşamak istediği yeri göstermez. İlk adres, çoğu zaman kısa sürede ulaşılabilen seçeneklerden biridir [4, 5].
Durmaz Yurt ve Yeniçırak’ın 70 katılımcıyla gerçekleştirdiği derinlemesine görüşmeler, 6 Şubat sonrasında yakın aile ve arkadaş bağlarının yer değiştirme kararındaki belirgin rolünü ortaya koyar [4]. Bir akrabanın açtığı kapı, depozito ödeyemeyen veya çocukları için bakım desteği arayan bir ailenin başka bir şehre gidebilmesini sağlayabilir. Aynı bağlar ters yönde de işleyebilir. Yaşlı anne ve babasına yakın olmak isteyen biri, iş imkânı başka bir kentte olsa bile afet bölgesinde kalmayı tercih edebilir. Bu iki yönlü ilişki, güçlü aile bağlarının her durumda göçü artıracağı varsayımını sınırlar.
Kalmanın da farklı anlamları vardır. Bir esnafın müşterilerine ve dükkânına yakın kalması ile erişilebilir bir araç bulamayan kişinin ayrılamaması aynı harita üzerinde hareketsizlik olarak görünür. Yardım değerlendirmesinde “Neden gitmediniz?” sorusuna “Gitmek isteseydiniz bunu mümkün kılacak ne eksikti?” sorusunu eklemek, tercih ile zorunluluğu ayırt etmeye yardım eder. Hane tek bir karar birimi olarak da varsayılmamalıdır. Çocuklar bir ebeveynle başka ilde kalırken diğer ebeveyn işini veya evini takip etmek üzere dönebilir. Aile birliği ve bakım yükü bu durumda iki yerde birden izlenmelidir [5, 10].
Barınma ve geçim arasındaki ilişki
Varış kentinde konuta erişim, iş arama ve çalışma koşullarını belirler. Merkezden uzakta daha düşük kira bulan bir kişi, uzun yolculuk ve çocuk bakımı giderleri nedeniyle kabul edebileceği işlerin daraldığını görebilir. Öte yandan düzensiz gelir, kira sözleşmesi kurmayı ve konutta kalmayı güçleştirir. ILO’nun Ankara ve Adana’ya yerleşen depremzedelerin çalışma ve yaşam koşullarını birlikte ele alan izleme çalışması, bu iki alanı aynı hanede incelemenin Türkiye’den bir örneğidir [7]. Program tasarımı bakımından sonuç, işe yönlendirme sonrasında ulaşım, bakım ve konut giderlerinin de sorulmasıdır.
Ev sahibi kentte tutunma ve toplumsal ilişkiler
Kayrıcı ve Akgündüz, çevrim içi emlak ilanlarını kullanarak 6 Şubat depremlerinden doğrudan etkilenmeyen illerde kiralık konut talebindeki değişimi inceledi. Fiyat baskısı özellikle çok odalı ve yeni konutlarda belirgindi. İller arasındaki farkların açıklanmasında afet bölgesine uzaklık ve önceden var olan göç bağları öne çıktı [6]. Böylece aile düzeyinde koruyucu bir işlev gören yakınlık ağlarının kent ölçeğinde talebi belirli yerlerde yoğunlaştırabildiği görülür. İlan fiyatı, imzalanan sözleşmedeki kira değildir. Yine de sonuçlar hangi piyasa kesimlerinin daha yakından izlenmesi gerektiğini gösterir.
Kira artışı, göç alan mahallede önceden yaşayan düşük gelirli kiracıyı da etkileyebilir. Sınıf mevcudu, belediye ulaşımı veya aile sağlığı hizmetlerinde görülen sıkışıklık yalnızca yeni gelen ailelere atfedildiğinde, afet öncesinden gelen kapasite açıkları görünmez kalır. Mahalle ölçeğinde ihtiyaca dayalı destek, yerinden edilenlerin özel kayıplarını dikkate alırken benzer güçlükler yaşayan komşuların da hizmetten yararlanabilmesine imkân verir. Yardım ölçütlerinin açıklanması ve erişilebilir itiraz kanalları, adaletsizlik algısı ortaya çıktığında bunun incelenmesini sağlar [6, 10].
Tutunmanın bir başka yönü, gündelik hayatı yardım başvurusunda bulunmadan sürdürebilmektir. Ankara’ya taşınan 22 depremzede ile yapılan görüşmelerde Gülüm ve arkadaşları, yakınlarının yanında kalanlarla kurumsal geçici barınma yerlerinde kalanların deneyimleri arasında genel olarak büyük farklar saptamadı. Belirgin ayrımlardan biri, kurumsal alanlardaki sosyalleşme imkânıydı [5]. Küçük ve belirli bir örnekleme dayanan bu sonuç, barınma biçimlerini genel olarak sıralamaya yetmez. Bununla birlikte akraba yanında barınan herkesin yeterli sosyal desteğe sahip olduğunun kabul edilemeyeceğini düşündürür.
Tutunmanın psikososyal boyutu
Tutunma, güvenli bir konuta yerleşmenin ötesinde, kişinin gündelik hayatını yönetebilmesi, anlamlı ilişkiler kurabilmesi ve geleceğini planlayabilmesidir. Afetten sonra yeni bir kentte yaşamak, kaybedilen evin yanı sıra komşulukların, mesleki rollerin ve tanıdık mekânların yokluğuyla da yüzleşmeyi gerektirebilir. Bu nedenle bu çalışmada ekonomik, ilişkisel ve öznel boyutları birlikte içeren bir tutunma yaklaşımı önerilmektedir. UNHCR’nin bütünleşme rehberi de yerinden edilmenin sosyal ağlar ve gelecek tasarımı üzerindeki etkisini vurgular; mülteci bağlamındaki bu rehber burada hukuki statü eşitliği varsayılmadan, psikososyal mekanizmaları tartışmak için kullanılmaktadır [15].
Yakın kaybıyla birlikte evin, mahallenin ve gündelik düzenin kaybı yaşanabilir. Afet sonrasındaki korku, üzüntü ve uyku güçlüğü tek başına bir ruhsal bozukluk tanısı anlamına gelmez. DSÖ, acil durumlarda ruh sağlığı ve psikososyal desteğin toplum desteğinden uzman bakımına uzanan farklı düzeylerde örgütlenmesini önerir [14]. Destek ihtiyacı, kişinin yaşadığı güçlüğün süresi, gündelik işlevleri ve güvenliği dikkate alınarak yetkin uzmanlarca değerlendirilmelidir. Makale, depremden etkilenen nüfus için doğrulanmış bir klinik yaygınlık oranı ileri sürmemektedir.
Geçim belirsizliği, tekrar taşınma ihtimali ve yardım başvurularının sonuçlanmaması, yeni kentte güven duygusunun kurulmasını güçleştirebilecek koşullardır. Akraba yanında barınmak maddi koruma sağlarken mahremiyetin azalması ve bakım sorumluluklarının paylaşımı konusunda gerilim de doğurabilir. Bu mekanizmalar her hanede aynı biçimde ortaya çıkmaz; Türkiye’deki nitel bulguların gösterdiği deneyim çeşitliliği korunmalıdır [4, 5]. Görüşmeler yalnızca travmatik olayın anlatımına odaklanmamalı; kişinin bugün güvendiği insanları, gündelik sorumluluklarını ve çözüm üretme imkânlarını da içermelidir.
Aidiyet, yeni gelenin sürekli yardım alan kişi olarak görülmesinden ziyade mahalle hayatına katılabilmesiyle desteklenebilir. Çocukların akran ilişkileri, yetişkinlerin çalışma ve üretim imkânları, yaşlıların düzenli sosyal teması bu açıdan izlenebilir. Ortak etkinlik ve gönüllülük seçenekleri katılımcıların isteğine göre sunulmalı; yardım almanın koşulu yapılmamalıdır. Güçlü sosyal ağların dışında kalan kişilere erişmek için ev ziyaretleri ve erişilebilir başvuru yolları gerekir. Toplum temelli faaliyetler, uzman ruh sağlığı hizmetine ihtiyaç duyanların yönlendirilmesinin yerine geçmez [14, 15].
Psikolojik ilk yardım; güvenliği, pratik ihtiyaçları ve destek kaynaklarıyla bağlantıyı gözeten insani bir yaklaşım olarak ele alınmalıdır. Kişiyi yaşadıklarını anlatmaya zorlamak uygun değildir. IASC çerçevesindeki temel hizmetler ve güvenlik, aile ve toplum desteği, odaklanmış uzmanlık dışı destek ve uzman hizmetler birbirini tamamlar [16]. Bu model, beslenme ve barınma ekipleri ile sosyal hizmet ve ruh sağlığı ekiplerinin karşılıklı yönlendirme kurmasını gerektirir. Gönüllüler eğitim ve görev sınırları içinde destek sunmalı; klinik değerlendirme ve tedavi yetkili profesyonellerce yürütülmelidir.
Eğitim, sağlık ve koruma
Çocuğun okula kaydı ile düzenli devamı ayrı sonuçlardır. Ulaşım, eğitim materyali, dil desteği ve sınıf içindeki ilişkiler devamı etkileyebilir. UNICEF, depremden etkilenen illerde eğitim erişimini güçleştiren etmenler arasında altyapı hasarı, mali engeller, dil engelleri ve psikososyal desteğe erişimdeki açıkları sayar [2]. Hareket hâlindeki bir aile açısından sağlıkta benzer soru, sürmekte olan tedaviye yeni ilde devam edilip edilemediğidir. İzleme bu nedenle tamamlanan başvurunun yanında hizmetin fiilen alınıp alınmadığını da içermelidir.
Eşitsizlikler ve birden fazla kez yerinden edilme
Bakım sorumluluğu, engellilik, yaş, gelir ve dil, aynı hizmetten yararlanma imkânını değiştirebilir. Tek ebeveynin mesai saatinde yardım başvurusuna gitmesi, hareket kısıtlılığı olan bir kişinin üst kattaki geçici konuta ulaşması ya da dijital başvuru yapamayan yaşlının yeni adresinde destek istemesi farklı çözümler gerektirir. Kadınların güvenli başvuru ve adalete erişim deneyimine odaklanan UN Women raporu, fiziksel mekân ile danışmanlık ve yönlendirme hizmetlerinin birlikte ele alınmasının önemini gösterir [9]. Mahrem bir görüşme alanı veya erişilebilir ulaşım, uygulamada bir hakkın kullanılabilmesinin önkoşulu olabilir.
Daha önce ülkesinden ayrılmak zorunda kalmış kişiler de aynı depremde evlerini yeniden kaybedebilir. Önceki kayıplar, dil engeli ve bilgiye erişim güçlüğü yeni bir yer değiştirmede birikebilir [2]. Ülke içinde afet nedeniyle yer değiştirme ile uluslararası koruma veya geçici koruma kapsamında bulunma farklı olgulardır. Hizmet tasarımında kişinin hukuki durumuna ilişkin yetkili yönlendirme ile güvenli barınma, anlaşılabilir bilgi ve aile birliği ihtiyaçları ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Tercüman desteği ve yüz yüze başvuru seçeneği bu ayrımı sahada uygulanabilir kılar.
Geri dönüş ve kalıcı çözüm
Bir kişinin hasarlı evini kontrol etmek, eşyasını almak veya yakınını ziyaret etmek için kentine dönmesi, orada sürekli yaşayabileceği anlamına gelmez. Aynı biçimde yeni kentte işe girmek de geri dönüş arzusunu ortadan kaldırmayabilir. Katrina Kasırgası sonrası ağırlıklı olarak düşük gelirli Afrikalı Amerikalı anneleri izleyen Asad, ailelerin kararlarında iş olanaklarının yanı sıra kurumsal deneyimlerin, ayrımcılık algısının ve sosyal çevrenin etkili olduğunu gösterir [8]. Bu örneğin Türkiye açısından değeri, her iki ülkede aynı sonuçların bekleneceği iddiasında değil, geride bırakılan yer ile varış yerindeki koşulların zaman içinde birlikte değerlendirilmesindedir.
Birleşmiş Milletlerin kalıcı çözümler yaklaşımı güvenli ve gönüllü geri dönüşü, bulunulan yerde bütünleşmeyi ve ülkenin başka bir yerinde yerleşmeyi meşru seçenekler olarak ele alır. Değerlendirme güvenlik, yeterli yaşam koşulları, geçim, konut ve mülkiyete ilişkin çözüm yolları, belgelere erişim, aile birleşimi, kamusal katılım ve hak arama yollarını kapsar [10]. Bu çerçevede konut teslimi önemli bir aşamadır. Ailenin o konutta güvenle yaşayabilmesi, işine ulaşabilmesi ve çocuğunun eğitimini sürdürebilmesi çözümün niteliğini belirler. Yardımın sona ermesi nedeniyle gerçekleşen bir dönüşü gönüllü tercihten ayıracak izleme gerekir.
Türk Kızılay verileriyle müdahaleden tutunmaya geçiş
Türk Kızılay’ın kamuya açık açıklamaları, acil beslenme ile sosyal ve psikososyal desteğin birlikte yürütüldüğünü göstermektedir. 3 Ağustos 2023 açıklamasında Kızılay ile koordinasyonundaki Afet Beslenme Platformu üyelerinin yaklaşık 418 milyon kişilik sıcak yemek dağıttığı bildirilmiştir [12]. Bu değer ortak operasyonun kümülatif hizmet miktarıdır; yalnızca Kızılay’ın üretimi veya 418 milyon farklı yararlanıcı olarak yorumlanamaz.
Aynı açıklamada Kızılay’ın 180.504 kişiye psikososyal destek ve altı ildeki 12 mobil sağlık aracıyla 47.127 kişiye sağlık hizmeti sunduğu; gönüllü emeğinin 225.510 gönüllü/gün olduğu belirtilmiştir [12]. Gönüllü/gün, tekil gönüllü sayısı değildir. Mobil hizmetler, sağlık merkezine ulaşmakta zorlananların erişimi bakımından önem taşır. Bununla birlikte açıklama, yararlanıcıların ne kadarının il dışına göç ettiğini veya aynı kişinin farklı hizmetlerde nasıl sayıldığını göstermemektedir.
16 Ocak 2025 tarihli kurumsal açıklamada altı ilde dokuz toplumsal hizmet merkezi, 274 bin kişiye psikososyal destek ve 11 Kızılay 100. Yıl kütüphanesi bildirilmektedir. Ayrıca yaklaşık 8.700 esnaf ve çiftçiye 450 milyon TL destek verildiği açıklanmıştır [13]. Bu göstergeler hizmetin psikososyal, eğitimsel ve ekonomik alanlara yayıldığını gösterir. Merkez ve kütüphanelerin sosyal temas, esnaf ve çiftçi desteğinin geçim açısından tutunmaya katkısı makalenin analitik yorumudur; açıklanan sayılar bu katkının büyüklüğünü veya nedensel etkisini kanıtlamaz.
2023 ve 2025 psikososyal destek sayıları farklı tarihlerde yayımlanan kümülatif açıklamalardır; toplanarak toplam yararlanıcı hesaplanmamalıdır. Hizmet kapsamı ve tekilleştirme yöntemi ayrıntılandırılmadan iki sayı arasındaki fark yeni yararlanıcı sayısı olarak da sunulmamalıdır. Kurumsal faaliyet verileri, bağımsız etki değerlendirmesinin ve ülke içi yerinden edilme istatistiklerinin yerine geçmez. Bu bölümdeki rakamlar belirtilen yayın tarihlerine aittir; Kasım 2026 güncel toplamları olarak kullanılmamaktadır.
Kızılay’ın göç alanındaki deneyimi afet yardımıyla sınırlı değildir. Kızılaykart’ın Mayıs 2024 Sosyal Uyum Yardımı infografiğinde 256.628 hanede 1.206.179 kişinin nakit yardım aldığı bildirilmektedir [20]. Bu, belirli bir ayın program kapsamıdır; Türkiye’deki bütün göçmenlerin sayısı veya toplumsal uyumun gerçekleştiğinin göstergesi değildir. Nakit desteğin hane tercihlerini ve temel ihtiyaçlara erişimi destekleme potansiyeli, kira yükü, gelir sürekliliği ve sosyal ilişkilerle birlikte incelenmelidir. SUY kapsamı ile deprem yardımının kapsamı farklıdır; bu sayılar toplanmamalı veya bütün yararlanıcılar aynı hukuki statüde kabul edilmemelidir.
Kızılay açısından önerilen sonraki adım, şubeler ve hizmet merkezleri üzerinden afet bölgesinde kalan, başka ile taşınan ve geri dönen haneleri karşılaştırılabilir göstergelerle izlemektir. Beslenme, ayni yardım, geçim desteği ve psikososyal yönlendirme aynı hanenin değişen ihtiyaçlarına göre ilişkilendirilebilir. Kişisel bilgilerin paylaşımı amaçla ve yetkiyle sınırlı tutulmalı; yardım erişimi araştırmaya katılım şartına bağlanmamalıdır. Bu model mevcut uygulamanın tüm illerde kurulduğu yönünde bir tespit değil, çalışma kapsamında geliştirilen öneridir.
Türkiye için göç ve yer değiştirme odaklı planlama önerisi
Savaş ve sınır aşan zorunlu hareketlilikte kayıt, anlaşılabilir bilgilendirme, aile birliği, dil desteği ve yetkili koruma hizmetlerine yönlendirme; ekonomik göçte ise güvenli çalışma, barınma ve sosyal hizmetlere erişim planlamanın ayrı başlıkları olmalıdır. Çalışma izinleri ve diğer haklar konusunda bilgi, kişinin statüsüne göre yetkili kurumlardan doğrulanmalıdır. Ortak bir kabul ve yönlendirme modeli, bütün gruplara aynı işlem veya hakların uygulanacağı varsayımına dayanmamalıdır. Belediyeler, kamu birimleri, Kızılay şubeleri ve ilgili toplum temsilcileri ihtiyacı birlikte değerlendirebilir; hukuki karar yetkisi ilgili kamu makamlarında kalır.
Türkiye Afet Müdahale Planı, müdahale gruplarının görev ve sorumluluklarını tanımlar. Türk Kızılay, planda Afet Beslenme Grubunun ana çözüm ortağıdır [11]. Yer değiştirme ise birden çok hizmetin ve idari sınırın kesiştiği bir süreçtir. İlk gün beslenme desteği alan bir aile başka ile geçtiğinde çocuğunun okuluna, düzenli ilacına veya sosyal yardıma erişmek için farklı kurumlarla temas eder. Aşağıdaki öneri, bu geçişlerde sorumluluğun kimde olduğunun ve yönlendirmenin tamamlanıp tamamlanmadığının görülebilmesini amaçlar.
Afet öncesi. İl planlarında muhtemel varış ilçeleri, geçmiş göç bağları ve ulaşım güzergâhları dikkate alınarak senaryolar hazırlanabilir. En yakın ilçenin bütün talebi karşılayacağı varsayımı yerine birden fazla senaryoda kiralık konut, okul, sağlık ve ulaşım kapasitesi birlikte sınanmalıdır. Yerel yönetimler, ilgili kamu birimleri, Kızılay şubeleri ve mahalle temsilcilerinin katıldığı tatbikatlarda, çocuğu ve bakıma ihtiyaç duyan yakınıyla gelen bir hanenin hizmete nasıl ulaşacağı denenebilir.
İlk günler ve takip eden haftalar. Kabul noktasında güvenli barınma, temel ihtiyaçlar, aile üyelerinin ayrı kalması ve acil yönlendirme gereksinimleri belirlenebilir. Barınma alanlarına ek olarak akraba yanında ve kirada kalanlara erişim yolları açılmalıdır. Gönüllüler mahallede hizmet bilgisini yayabilir ve başvuruya eşlik edebilir. Koruma ihtiyacının değerlendirilmesi ve hassas kişisel bilgilerin işlenmesi eğitimli, yetkili ekiplerce yürütülmelidir. Kurumlar arası takip için amaçla sınırlı bilgi, tanımlı erişim ve güvenli başvuru yolu önerilir.
İyileşme dönemi. Düzenli aralıklarla aynı hanelere ulaşmak; taşınma sayısını, eğitim ve tedavide kesintiyi, gelir durumunu ve yaşam yeri tercihini kaydetmek, tek tarihte alınan toplamların eksik bıraktığı bilgiyi sağlar. Üç, altı ve on ikinci aylarda yapılacak gönüllü izlemeler için örnek göstergeler, kira ve zorunlu konut giderlerinin kullanılabilir hane gelirine oranı, okula kayıtlı çocuklar içinde düzenli devam edenlerin payı ve yönlendirilen vakalar içinde hizmete ulaşanların oranıdır. İzlemde ulaşılamayan ailelerin oranı ayrıca yayımlanmalıdır. Aksi hâlde en sık taşınanlar sonuçlardan sistematik olarak kaybolabilir.
Tutunma ve psikososyal iyilik hâlinin izlenmesi
Hizmet sayılarının yanında, hanenin aynı konutta kalabilmesi, düzenli gelir ve eğitime erişimi, ihtiyaç duyduğunda başvurabileceği birinin bulunması ve yaşadığı yerde kendini güvende hissetmesi birlikte izlenmelidir. Önerilen üç, altı ve on ikinci ay görüşmelerinde gönüllü katılımla algılanan sosyal destek, yalnızlık, aidiyet ve gündelik işlevsellik değerlendirilebilir. Kullanılacak ölçüm araçlarının Türkçe geçerliği ve hedef gruba uygunluğu uzmanlarca belirlenmelidir. Çocuklar için yaşa uygun değerlendirme ve bakımveren bilgisi gerekir; tüm aile üyelerinin deneyimi tek kişinin yanıtından türetilmemelidir.
Yönlendirme yapılanlar içinde hizmete ulaşanların oranı ile takipte ihtiyaçların değişimi ayrı raporlanmalıdır. Ulaşılamayanların ve takipten ayrılanların oranı açıklanmalı; kiracı, engelli, yaşlı, tek ebeveynli hane ve tekrar taşınan gruplardaki erişim farklılıkları yeterli örneklem ve mahremiyet koşullarında incelenmelidir. Zaman içindeki iyileşme tek başına program etkisi sayılmaz. Etki iddiası için başlangıç ölçümü, uygun karşılaştırma ve diğer desteklerin dikkate alındığı bir değerlendirme tasarımı gerekir.
Sonuç
Savaş, ekonomik nedenler, afetler ve diğer zorlayıcı koşullar farklı hareketlilikler üretir. Ortak olan, insanların güvenli bir yaşam ve gelecek kurma ihtiyacıdır; hukuki statüler, koruma gereksinimleri ve geri dönüş koşulları ise ayrı değerlendirilmelidir. Tutunma, konut ve istihdam kadar sosyal destek, aidiyet ve gündelik işlevsellikle ilgilidir. Türk Kızılay’ın deprem sonrası beslenme, psikososyal destek ve geçim programları bu alanların birlikte ele alınabileceğini gösterir; yayımlanan faaliyet sayıları iyileşmenin veya sosyal uyumun ölçüsü değildir. Türkiye için öneri, kaynak ve varış yerlerini birlikte planlamak, ev sahibi toplumu kapsayan hizmetleri özel koruma gereksinimleriyle birleştirmek ve taşınan hanelerin hizmet sürekliliğini izlemektir. Gelecek çalışmalar farklı göç nedenleri arasında karşılaştırma yaparak hangi desteğin kim için, hangi koşulda işe yaradığını sınamalıdır. Dönüş veya yeni yerde kalma kararı, güvenli ve uygulanabilir seçeneklere dayanmalıdır.
Kaynakça
[1] UNDP (2023, 8 Ağustos). Six months after the earthquakes: UNDP’s early recovery initiatives in Türkiye. Kaynağa git
[2] UNICEF (2024). Türkiye Humanitarian Situation Report No. 20, January–March 2024. Kaynağa git
[3] TÜİK (2024). İç Göç İstatistikleri, 2023. Haber Bülteni 53676. Kaynağa git
[4] Durmaz Yurt, B. ve Yeniçırak, H. (2024). How social capital operated in Turkey following the earthquakes of February 6, 2023. Turkish Studies, 25(4), 742–773. Kaynağa git
[5] Gülüm, İ. V., İkizer, G., Dilekler Aldemir, İ. ve Karancı, A. N. (2026). Uprooted by disaster: A phenomenological study of 2023 earthquake survivors’ relocation experiences in Türkiye. Journal of Community Psychology. Kaynağa git
[6] Kayrıcı, M. H. ve Akgündüz, Y. E. (2026). Housing market pressures and post-earthquake displacement: Evidence from the 2023 Türkiye earthquakes. Regional Science and Urban Economics, 121, 104265. Kaynağa git
[7] ILO (2024). A tracer study: Labour market experiences of the 6th of February earthquake survivors, Ankara and Adana cases. Kaynağa git
[8] Asad, A. L. (2015). Contexts of reception, post-disaster migration, and socioeconomic mobility. Population and Environment, 36, 279–310. Kaynağa git
[9] UN Women (2023). Her Aftermath: Barriers to access to justice after the earthquakes. Aralık 2023. Kaynağa git
[10] UNSDG ve IASC (2025). Guidance on solutions to internal displacement. Kaynağa git
[11] AFAD (2022). Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP). Kaynağa git
[12] Türk Kızılay (2023, 3 Ağustos). Kızılay’ın Deprem Bölgesindeki Yardım Çalışmaları Aralıksız Devam Ediyor. Kaynağa git
[13] Türk Kızılay (2025, 16 Ocak). Türk Kızılay kış yardımlarıyla 500 bin aileye ulaşıyor. Kaynağa git
[14] World Health Organization (2025, 6 Mayıs). Mental health in emergencies. Kaynağa git
[15] UNHCR (t.y.). Integration Handbook: Mental Health. Kaynağa git
[16] IASC (2007). IASC Guidelines on Mental Health and Psychosocial Support in Emergency Settings. Kaynağa git
[17] United Nations (t.y.). International migration. Kaynağa git
[18] IOM (2024). World Migration Report 2024, Chapter 7: Climate change, food insecurity and human mobility. Kaynağa git
[19] UNHCR (2025). Global Trends 2024. Kaynağa git
[20] Türk Kızılay Kızılaykart (2024). Aylık SUY Projesi İnfografiği, Mayıs 2024. Kaynağa git
Nurdal Durmuş sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
Atıf Önerisi: Durmuş, N. (2026). “Göç Ve Yerinden Edilme: Yeni Bir Yerde Tutunmak.” NurdalDurmus.com.