İnsan · Yolculuk · İyilik
Her göç, bir ihtiyaç arayışıdır.
Göç, insanlık tarihi kadar eski; bugünün en önemli gündemi olacak kadar da yeni bir meseledir.
İnsanlığın yeryüzündeki hikâyesi, bir bakıma daima yola çıkmanın; barınma, beslenme, güvenlik ve yeni bir hayat arayışının hikâyesi oldu.
Göçün nedeni savaş, açlık, zorbalık, ihtiyaç, yeni bir arayış ya da eğitim olabilir. Sebebi ne olursa olsun, her göç hikâyesi aynı zamanda insanın bir ihtiyaç arayışıdır.
İnsanlığın yol haritası
Her çağdan bir göç hikâyesi
- 01
Âdem ile Havva’nın yeryüzündeki barınma ve beslenme arayışları bir göç hikâyesidir.
- 02
Nuh’un (a.s.) gemisine aldığı canlılarla çıktığı tufan yolculuğu bir göç hikâyesidir.
- 03
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Mekke’den Medine’ye hicreti bir göç hikâyesidir.
- 04
İstanbul’un fethi sonrasında Aksaray’dan İstanbul’a gelerek Aksaray isminde bir ilçe kuran insanların yaşamı bir göç hikâyesidir.
- 05
Türklerin Orta Asya’dan gelerek Anadolu’yu yurt edinmeleri bir göç hikâyesidir.
- 06
Afrikalı bir annenin, kucağında çocuğuyla kilometrelerce yürüyerek su araması bir göç hikâyesidir.
- 07
Aziz Sancar’ın Mardin’in bir köyünden Amerika’ya, akademiden Nobel Ödülü’ne uzanan hayatı bir göç hikâyesidir.
- 08
Aylan bebeğin kıyıya vuran bedeni bir göç hikâyesidir.
Büyük kırmızı hareket
İyiliğin de bir yolculuğu var
Henry Dunant’ın temellerini attığı Kızılay ve Kızılhaç hareketinin, gönüllüleriyle birlikte bugüne geliş yolculuğu da aslında bir göç hikâyesidir.
Neden bilmiyorum ama göç ve göçe zorlayan her türlü sebebin bu büyük kırmızı hareketle bir bağı olduğunu düşünüyorum.
Çünkü savaşın, afetin, açlığın ve yoksulluğun insanı yola düşürdüğü her yerde, bir başka insanın da ona doğru yola çıkması gerekir. Birileri göç ederken, birileri de onların yarasını sarmak, yükünü hafifletmek ve yeniden başlayabilmesine yardımcı olmak için yola çıkar.
Belki gönüllülük tam da budur: İnsanın, başka bir insanın yolculuğuna kayıtsız kalmaması.
“Kurumların gönüllüye ihtiyacı kadar, gönüllülerin de kurumlara ihtiyacı vardır.”
Çünkü iyilik duygusunun da bir yola, bir organizasyona ve doğru insana ulaşabileceği güvenli bir zemine ihtiyacı vardır.
Neden gönüllü olmalıyız?
Hayatın kenarında durmamak için
Gönüllülük yalnızca boş zamanı değerlendirmek ya da bir kurumun faaliyetlerine katılmak değildir. İnsanın bilgisini, emeğini, imkânını ve zamanını başka bir insanın hayatına iyilikle dâhil etmesidir. Bazen bir yarayı sarmak, bazen bir çocuğun elinden tutmak, bazen de hiç tanımadığımız birinin yalnız olmadığını hissettirmektir.
İnsan her şeyi tek başına değiştiremez; fakat ulaşabildiği yerde bir şeyleri değiştirebilir. Gönüllülük, tam da bu sorumluluğu kabul etmektir. Dünyanın bütün yükünü taşımaya çalışmadan, kendi payımıza düşen iyiliği omuzlamaktır.
Bir meseleye yakından bakmak için
Uzaktan duyduğumuz yoksulluk, afet, göç, yalnızlık ve eşitsizlik; insanlarla karşılaştığımızda gerçek bir hayat hikâyesine dönüşür. Gönüllülük, görmediğimizi görmemizi sağlar.
Sorumluluk almak için
İyiliği yalnızca kurumlardan ya da başkalarından beklemek yerine, çözümün küçük de olsa bir parçası oluruz. Toplumsal sorumluluk böyle başlar.
İnsanla gerçek bir bağ kurmak için
Farklı yaşlardan, şehirlerden, kültürlerden ve hayat tecrübelerinden insanlarla tanışırız. Önyargılarımız azalır; dinlemeyi, anlamayı ve birlikte hareket etmeyi öğreniriz.
Dayanışmayı güçlendirmek için
Güçlü toplumlar yalnızca kurumlarla değil, birbirinin derdiyle ilgilenen insanlarla ayakta kalır. Gönüllülük, zor zamanlarda toplumu bir arada tutan güveni büyütür.
Bilgiyi ve yeteneği iyiliğe dönüştürmek için
Mesleğimiz, tecrübemiz ve sahip olduğumuz beceriler yalnızca kendimiz için değildir. Bildiğimizi paylaşmak, kişisel birikimi toplumsal faydaya dönüştürür.
Umudu çoğaltmak için
Bir insanın hayatında açılan küçük bir kapı, başkaları için de umut olabilir. İyilik yayıldıkça yalnızca ihtiyaçlar azalmaz; toplumun geleceğe olan inancı da güçlenir.
Gönüllülüğün insana kattıkları
Bir derdiniz olur; mutlu ederek mutlu olursunuz.
Gönüllülük tek yönlü bir verme ilişkisi değildir. İnsan destek olurken öğrenir, paylaşırken çoğalır, başkasının hayatına dokunurken kendi hayatını da yeniden anlamlandırır.
Yaşlılar, çocuklar, engelliler, insanlar, ülkeler ve şehirler hayatınızın bir parçası olur. Öğrenmenin engin sularında yol bulmaya çalışırsınız. Hayatınızın büyük hikâyeleri için gönüllü olursunuz.
Dört iz
Gönüllülük insanda ne bırakır?
Bir derdiniz olur
Başkasının ihtiyacı sizin de meseleniz hâline gelir. Sorumluluk duygunuz güçlenir; mutlu ederek mutlu olursunuz.
Tanımadığınız insanların duasını alırsınız
Anneniz, babanız, kardeşleriniz ve dostlarınız size elbette dua eder. Fakat bir iyilikle hiç tanımadığınız bir insanın duasını almak, parayla satın alınamayacak büyük bir servettir.
Hikâyeler ve tecrübeler biriktirirsiniz
Gördüğünüz şehirler, tanıdığınız insanlar ve karşılaştığınız hayatlar hafızanızda yer eder. Her tecrübe size insanı ve dünyayı yeniden okumayı öğretir.
Kendinizi geliştirirsiniz
Eğitimler, ekip çalışmaları, tecrübe paylaşımları ve kurduğunuz bağlar; iletişim, liderlik, problem çözme ve birlikte çalışma becerilerinizi geliştirir. Yeni hayal ve hayat kapıları açılır.
Empati ve merhamet
Başkalarının hayatına yakından bakmak, insanı daha dikkatli dinleyen ve daha az yargılayan biri hâline getirir.
Yetkinlik ve özgüven
Sorumluluk almak, ekip içinde çalışmak ve sahada çözüm üretmek; insanın kendisini ve yapabileceklerini tanımasını sağlar.
Aidiyet ve güven
Ortak bir iyilik için emek vermek, topluma aidiyet duygusunu güçlendirir; insanlar ve kurumlar arasındaki güveni büyütür.
Coğrafya · Tarih · Sorumluluk
Ülke ve insanlarla bağ kurarsınız
Bugün başlayan bir ülke ve şehir bağı, yıllar sonra sizi yine o topraklara ve insanlara gitmeye çağırır. Ülkeler ve şehirler hakkında inceleme ve araştırma yapmanızı; zamanla o coğrafyada uzmanlaşmanızı sağlar.
Coğrafya, tarih ve toplum sosyolojisi bilmek; insanlık adına dert sahibi olmak önemlidir. Coğrafya kaderdir ve bu ağır bir sorumluluktur. Tarih yalnızca geçmiş değildir; dününü bilmeyen yarınını inşa edemez.
Kızılay olarak büyük bir gönüllülük hikâyemiz var. Burası, 156 yıldır gönüllüleriyle iyilik hikâyeleri yazan ve yaşatan bir sivil toplum kuruluşudur.
Yürüyüş devam ediyor