Aliya Sen Olmasaydın
Bir komutan tanıyorum: Dünyanın üçüncü büyük ordusu olduğu söylenen Sırp ordu komutanlarının “Öldürün, yakın, yıkın, katledin!” emirlerine karşı “Savunmasız insanlara zulmetmeyin! Ancak halkın ordusu olduğumuzda ve insanlar bizden korkmadığında muzaffer olabiliriz! İnsanları tehdit eden bir ordu sefildir. Muzaffer olamaz! ” emri veren bir komutan.
Bir öğretmen tanıyorum: Taviz vermeden, kardeşçe, ötekini anlamayı borç bilerek yaşamayı öğütleyen… Müslümanların yok sayıldığı bir coğrafyada, hem Avrupalı, hem Müslüman, hem bilge, hem kardeş olarak yaşanabileceğini öğreten bir öğretmen.
Bir asker tanıyorum: Bütün savaş teamülleri, Sırplar ve Hırvatlar tarafından ihlal edilmişken; kadınlar ve çocuklar öldürülmüş, kutsal mekânlar, köprüler, kültürel anıtları tahrip edilmişken, savunmasız insanları katledilmişken; “biz bunları hiçbir zaman yapmadık” demekle gurur duyan bir asker.
Bir devrimci tanıyorum: “Bizler sadece özgürlüğü için savaşan bir halkız. Cesaret, bilgelik ve iyilikle amaca ulaşmak istiyoruz. İnsanlara karşı nefret hissetmiyorum.” diyen her şeyin güzel sonuçlanacağına dair umudumu her zaman diri tutan bir devrimci.
Bir âlim tanıyorum: Medeniyetinden kökleri kopartılmış bir ulusun yeniden maneviyatına tutunmasını sağlamış, yaşadığı onca acıya rağmen insanlık dışı hiçbir vahşete tenezzül etmemiş; örfünü, dinini, geleneğini bilen; alnı ak, başı dik sağlam bir toplum inşa etmiş âlim.
Bosna göklerinde hâlâ Ezân- ı Muhammedî yankılandıkça safları sıklaştıran, “Allah Ekber” diyen Avrupalı Müslüman bir toplum inşa eden bir âlim.
Bir psikolog tanıyorum: Dünyanın, onun acılarını nasıl gizleyip aklıselim düşünebildiğini, savaşta ve masada bu kadar soğukkanlı kalıp nasıl başarabildiğini hâlâ çözemediği, duygularını aklının önüne geçirmeyen bir psikolog.
Bir insan tanıyorum: Düşmanları için saygı duyulacak bir rakip, halkı için bir kahraman, çocukları için şefkatli baba olmuş bir insan.
Aliya sen olmasaydın, hiç olur, hiçbir şey olamazdı!
Saygı, minnet, rahmet ve şükranla kalbimizde yaşıyorsun.
Aliya Arşivi · 2 belge
Portre · Biyografi · Eserler
Aliya İzzetbegoviç: Bir Hayat, Bir Fikir, Bir Mücadele
Bu bölüm, 2013 yılında kaleme alınan “Aliya Sen Olmasaydın” yazısının özgün metni korunarak, Aliya İzzetbegoviç’i hayatı, düşüncesi ve eserleriyle daha yakından tanımak isteyen okurlar için sonradan eklenmiştir.
Hayatı
Aliya İzzetbegoviç, 8 Ağustos 1925’te Bosanski Šamac’ta doğdu. Henüz iki yaşındayken ailesi Saraybosna’ya taşındı. Gençlik yıllarında felsefe, edebiyat, inanç, adalet ve insanın özgürlüğü üzerine yoğun biçimde okudu; “Genç Müslümanlar” hareketi içinde yer aldı. Bu faaliyetleri nedeniyle 1946’da tutuklandı ve üç yıl hapis yattı. Daha sonra hukuk öğrenimini tamamlayarak 1956’da mezun oldu ve uzun yıllar hukukçu olarak çalıştı.
Komünist Yugoslavya döneminde fikirleri ve faaliyetleri nedeniyle sürekli gözetim altında kaldı. 1970’te yayımlanan İslâm Deklarasyonu onun İslâm dünyasının düşünsel, ahlaki ve toplumsal meselelerine ilişkin yaklaşımını ortaya koyan en çok tartışılan metinlerinden biri oldu. 1983’te “Saraybosna Davası” olarak bilinen siyasi yargılamada 14 yıl hapse mahkûm edildi; cezası daha sonra azaltıldı ve 25 Kasım 1988’de serbest bırakıldı.
1990’da Demokratik Eylem Partisi’nin (SDA) kurucuları arasında yer aldı ve aynı yıl yapılan ilk çok partili seçimlerin ardından Bosna-Hersek’in devlet başkanlığına seçildi. Yugoslavya’nın dağılması sürecinde Bosna-Hersek’in bağımsızlığı için mücadele etti. 1992–1995 Bosna Savaşı boyunca ülkesinin siyasi ve diplomatik liderliğini yürüttü; savaş, 1995 Dayton Barış Antlaşması ile sona erdi. 2000 yılında sağlık nedenleriyle görevinden ayrıldı. 19 Ekim 2003’te Saraybosna’da vefat etti.
Aliya’nın düşünce dünyası
İnsanı yalnızca maddi bir varlık olarak görmez; özgürlüğü, sorumluluk ve ahlakla birlikte ele alır.
Maddi ilerleme ile manevi hayatın birbirini dışlamaması gerektiğini savunur; İslâm’ı bu iki alan arasında bütünlük kuran bir dünya görüşü olarak yorumlar.
Siyasi başarıyı tek başına yeterli görmez; gücün ahlaki sınırlar içinde kullanılmasını esas alır.
Bosna’nın çok dinli ve çok kültürlü yapısını korumayı, farklı kimliklerin aynı siyasi toplum içinde yaşayabilmesini savunur.
Savaşın ortasında dahi savunma ile intikam arasındaki sınırı vurgulayan bir siyaset ve ahlak dili kurmaya çalışır.
Başlıca eserleri
- Doğu ve Batı Arasında İslâm (Islam Between East and West) — Aliya’nın insan, din, kültür, medeniyet, sanat ve ahlak üzerine en kapsamlı düşünce eseridir.
- İslâm Deklarasyonu — İslâm dünyasının yeniden düşünsel ve ahlaki yapılanması üzerine görüşlerini ortaya koyduğu metindir.
- İslâmî Yeniden Doğuşun Sorunları — Müslüman toplumların modern dünyadaki meselelerine ve yenilenme arayışlarına odaklanan yazılarını içerir.
- Özgürlüğe Kaçışım: Zindandan Notlar — 1983–1988 arasındaki hapis yıllarında tuttuğu notlardan oluşur; felsefe, din, siyaset, tarih ve insan üzerine yoğun düşünceler içerir.
- Tarihe Tanıklığım — Çocukluğundan Yugoslavya’nın çözülüşüne, Bosna Savaşı’ndan barış sürecine uzanan hayatını ve siyasi tecrübelerini anlattığı otobiyografik eseridir.
- Bosna Mucizesi — Savaş yıllarındaki konuşma, mülakat ve açıklamalarından derlenen metinlerle Bosna direnişinin siyasi ve ahlaki çerçevesini gösterir.
- Köle Olmayacağız — 1990–1995 dönemindeki konuşmalarından oluşan, bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin dilini yansıtan derlemedir.
Aliya’yı hangi sırayla okumalı?
- Tarihe Tanıklığım — Önce insanı ve yaşadığı dönemi tanımak için.
- Doğu ve Batı Arasında İslâm — Düşünce sisteminin temelini görmek için.
- Özgürlüğe Kaçışım — Onun zihninin çalışma biçimini ve entelektüel dünyasını daha yakından anlamak için.
- İslâm Deklarasyonu — Toplum, siyaset ve İslâm dünyasına ilişkin yaklaşımını değerlendirmek için.
- Bosna Mucizesi ve Köle Olmayacağız — Düşüncenin savaş ve devlet yönetimi pratiğine nasıl yansıdığını görmek için.
Biyografik not: Temel tarih ve eser bilgileri Aliya İzzetbegoviç Vakfı’nın biyografisi ile TDV İslâm Ansiklopedisi’ndeki “İzzetbegoviç, Aliya” maddesi esas alınarak düzenlenmiştir.

