Ana içeriğe geç
Edebiyat, Deneme ve Hikâye 8 Mayıs 2016 2 dk okuma

Annesinin Büyümeyen Oğlundan

Nurdal Durmuş Yazar

Anneler için hiç büyümeyen oğulları vardır. Yaşı kırkla­ra gelse bile bir akşam eve geç kaldığında pencere önünde uzun kederlere dalar anneler. Anne dilinde oğullar, endişe ve bekleyişin adıdır.

Dünya döner, dünya çirkinleşir, dünya bütün yükünü insanın omuzlarına yükler, ama oğullarının bütün yükünü kendi sırtında taşımak ister anne. Çirkinleşmeyen, kaybolmayan ve hiçbir zaman unutulmayan ya da alışılmayan bir sahiplenme duygusudur annelik.

Yaşamları, çevreleri, imkânları, kültürleri ne kadar uzak olursa olsun bütün anneler oğulları için aynı duyguları hisseder; aynı kutsallıkla sahiplenir; kendisinde olmayanın oğlunda olması için mücadele eder.

İnsan kendine küser, insan hayata küser, insan yalnızla­şır, dostlarına küser; insan yaşama sevincini yitirir… İnsan parasını, malını, mülkünü, vicdanını, eşini, dostunu, ken­dini yitirir; ama anne insanın dahi yitiremeyeceği kadar sahici durur hayatının başucunda.

Anne için oğul kaç yaşında olursa olsun başını anne­sinin dizine koyup ağlamak ihtiyacı hisseden çaresiz bir varlıktır.

Anne kucağı sadece çocukken değil, insan kırkına yaklaşsa da neden-niçin sorulmadan demir attığı huzur limanı; uzun bir mutluluk ırmağıdır. Çünkü insan bütün hikâyesini, yargılanmadan ve ötekileştirilmeden, üstelik tek cümle konuşmadan bir tek annesine anlatabilir. İnsa­nın mutsuzluk hikâyesine de mutlu bir anının neşesine de derin bir ıstırabının dayanılmaz acısına da annesinin saçlarını okşayan elleri dokunabilir. O ellerin verdiği şefkattir kalbe dokunan. Yaraları iyileştiren bir ilaç gibidir o eller. O dokunuşlarla kirlerinden arınır insan. Anne, parmak­larının arasında yeniden doğurur oğlunu. Bir bakışıyla, suskunluğundaki en derin hikâyeyi gün yüzüne çıkarır. Hiçbir sır bir annenin bakışından gizlenemez. O gözlerin ve ellerin susarak anlattığını da sadece oğullar anlar. Kendi hikâyesini annesinin dizlerine uzanıp susarak paylaşabilen oğullar… Yeniden çocuk saflığına dönen oğullar…

İşte bu yüzdendir ki dünyanın bütün anneleri birbiri­ne benzer. Ve dünyanın bütün oğulları anneleri için aynı duyguları taşır. İnsan ve dünya çirkinleştikçe; iyiliklerin, şefkatin, huzurun ve bütün özlemlerin kapısı her daim anneyle açılır.

Şimdi annesi hayatta bütün oğulların, kaç yaşına gelirse gelsin annesinin gözünde hiç büyümeyecek çocukların, baharla birlikte ceplerinde biriken paralarla aldıkları hediyeleri değil; kalplerinde biriktirdikleri hatıraları, hayalleri ve umutları bir çiçek bohçası gibi annelerine verme zamanıdır.

Zira mevsimin ve hayatın içinde anne gibi bizi bekleyen, özleyen, anlayan, sahiplenen, şefkatle ruhumuza dokunan ve çok güzel başka bir çiçek yoktur.

Sevgili annem 2026 yılında aramızdan ayrıldı, Rabbine kavuştu.
Allah onu çok sevsin.

Aile Arşivi

Hatıralardan

2 kare

Annesinin Büyümeyen Oğlundan yazısından aile arşivi fotoğrafı
Aile arşivindenHatıra
Hantuşet’ten aile arşivi fotoğrafı
Hantuşet’ten aile arşiviHatıra
YAZAR

Nurdal Durmuş

Saha Toplum Makale

Kaynak ve kullanım notu

Kısa alıntılar, Nurdal Durmuş adı ve bu yazının bağlantısı kaynak gösterilerek kullanılabilir. Yazının tamamının veya önemli bir bölümünün izinsiz olarak kopyalanmasına, yeniden yayımlanmasına ya da kaynak belirtilmeden kullanılmasına izin verilmez.

© 2026 Nurdal Durmuş Yazının bağlantısıBağlantıyı aç ↗

1 yorum

  1. “Şimdi annesi hayatta bütün oğulların, kaç yaşına gelirse gelsin annesinin gözünde hiç büyümeyecek çocukların, baharla birlikte ceplerinde biriken paralarla aldıkları hediyeleri değil; kalplerinde biriktirdikleri hatıraları, hayalleri ve umutları bir çiçek bohçası gibi annelerine verme zamanıdır…”Ne kadar doğru demişsin bir annenin alabileceği en güzel hediye bu olmalı…