Akademik İnceleme

Gönüllülük Kavramı: Dünyada ve Türkiye’de Gönüllülük

Katılım, yönetim, haklar ve dijitalleşme ekseninde gönüllülüğün dönüşen ekosistemi

Öz

Bu çalışma gönüllülüğü, yalnızca kurumlar eliyle yürütülen ücretsiz bir faaliyet veya kriz dönemlerinde ortaya çıkan fedakârlık olarak değil; özgür iradeye dayanan, formel ve enformel biçimleri bulunan, haklar ve sorumluluklar üreten çok katmanlı bir toplumsal katılım alanı olarak incelemektedir. Çalışmanın amacı, gönüllülüğün kavramsal sınırlarını, bireysel motivasyonlarını, toplumsal işlevlerini, yönetim pratiklerini, hukuki güvencelerini ve dijital dönüşümünü dünya ve Türkiye bağlamında birlikte değerlendirmektir. Araştırma, güncel uluslararası raporlar, gönüllülük literatürü, karşılaştırmalı ülke ve kurum örnekleri ile yazarın Türk Kızılay örneğinde yürüttüğü yüksek lisans araştırmasının bulgularını bir araya getiren anlatısal ve karşılaştırmalı bir inceleme niteliğindedir. 2026 Dünya Gönüllülük Raporu’nun ortaya koyduğu yeni tahminler, dünyada gönüllü emeğinin büyük bölümünün kurumların dışında gerçekleştiğini göstermektedir. Bu durum, Türkiye’de güçlü enformel dayanışma ile daha sınırlı kurumsal katılım arasındaki görünür çelişkiyi yeniden düşünmeyi gerekli kılmaktadır. Makale; gönüllü yönetiminin kayıt ve görevlendirmenin ötesinde anlamlı katılım, eğitim, güvenlik, geri bildirim, tanınma ve yeniden katılımı içeren bir deneyim tasarımı olduğunu savunmaktadır. Dijital platformlar bu deneyimi ölçeklendirebilir; ancak veri koruma, algoritmik dışlanma, erişilebilirlik ve gönüllü emeğinin araçsallaştırılması riskleri nedeniyle teknoloji tek başına çözüm değildir. Sonuç olarak sürdürülebilir bir gönüllülük ekosistemi; gönüllülerin haklarını koruyan ortak asgari standartlara, kurumların hesap verebilirliğine, kapsayıcı katılım kanallarına, akademi–saha iş birliğine ve formel olmayan dayanışmayı da görünür kılan ölçüm sistemlerine ihtiyaç duymaktadır.

Anahtar kelimeler: gönüllülük, gönüllü yönetimi, gönüllü motivasyonu, dijital gönüllülük, gönüllü hakları, sosyal sermaye, Türkiye

Abstract

This article examines volunteering not merely as unpaid activity organized by institutions or as extraordinary sacrifice during crises, but as a multilayered field of social participation grounded in free will, expressed through formal and informal practices, and shaped by rights and responsibilities. It brings together contemporary international reports, key scholarship, comparative legal and institutional examples, and findings from the author’s master’s research on volunteer management and digitalization in the Turkish Red Crescent. New global estimates published in the 2026 State of the World’s Volunteerism Report indicate that much volunteer work occurs outside organizations. This finding invites a reassessment of the apparent tension in Türkiye between strong informal solidarity and relatively limited formal participation. The article argues that volunteer management should be understood as the design of a meaningful experience that includes role clarity, training, safety, support, recognition, feedback and renewed participation. Digital platforms can expand this capacity, yet technology cannot by itself resolve inequalities in access, organizational trust, data protection or the instrumentalization of unpaid labour. A sustainable volunteering ecosystem therefore requires minimum rights-based standards, organizational accountability, inclusive participation channels, stronger links between research and practice, and measurement systems capable of recognizing informal solidarity.

Keywords: volunteering, volunteer management, motivation, digital volunteering, volunteer rights, social capital, Türkiye

1. Giriş

Gönüllülük modern toplumların en yaygın fakat en zor ölçülen katılım biçimlerinden biridir. Bir tarafta dernek, vakıf, kamu kurumu, yerel yönetim veya uluslararası kuruluş bünyesinde yürütülen tanımlı faaliyetler; diğer tarafta komşuluk, karşılıklı yardım, bakım, çevrim içi bilgi paylaşımı ve kriz anlarında kendiliğinden gelişen dayanışma pratikleri bulunmaktadır. Aynı kavramın bu kadar farklı davranışları kapsaması, gönüllülüğün hem kuramsal tanımını hem de kamu politikası ve yönetim düzeyindeki sınırlarını tartışmalı hâle getirmektedir.

Uzun yıllar gönüllülük, kayıtlı kuruluşlara ayrılan zaman üzerinden ölçüldü. Bu yaklaşım, özellikle küresel Güney’de ve güçlü topluluk ilişkilerinin bulunduğu toplumlarda kurum dışı yardımlaşmayı büyük ölçüde görünmez bıraktı. Birleşmiş Milletler Gönüllüleri Programı ve Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından geliştirilen yeni ölçüm yaklaşımı, gönüllü emeğini dört haftalık referans dönemi içinde başkaları yararına gerçekleştirilen ücretsiz ve zorunlu olmayan üretken faaliyetler olarak ele almaktadır. 2026 Dünya Gönüllülük Raporu, çalışma çağındaki yaklaşık 2,1 milyar insanın her ay gönüllü faaliyette bulunduğunu; doğrudan ve enformel gönüllülüğün kurum temelli gönüllülükten daha yaygın olduğunu tahmin etmektedir (UNV, 2026; ILOSTAT, 2026).

Bu yeni tablo Türkiye açısından özel önem taşımaktadır. Türkiye’ye ilişkin eski uluslararası araştırmalar genellikle düşük örgütlü gönüllülük oranlarına işaret ederken, yakın çevreye yönelik enformel destek çok daha yüksek görünmektedir. Dolayısıyla temel sorun, toplumda yardımlaşma isteğinin yokluğu değil; bu isteğin hak temelli, kapsayıcı, güvenli, öğrenen ve süreklilik üreten katılım biçimlerine dönüşmesindeki kurumsal kapasite farkıdır.

Bu makale üç soruya yanıt aramaktadır: Gönüllülüğü benzer dayanışma ve yurttaşlık pratiklerinden ayıran özellikler nelerdir? Gönüllü katılımının niteliğini ve sürekliliğini hangi bireysel, örgütsel ve hukuki unsurlar belirler? Dijitalleşme, gönüllü yönetimini hangi imkânlar ve risklerle dönüştürmektedir? Bu sorular etrafında gönüllülük kavramı, dünya ve Türkiye karşılaştırması, motivasyon, yönetim, haklar, kapsayıcılık, dijitalleşme ve afet gönüllülüğü birlikte tartışılmaktadır.

2. Yöntem ve kapsam

Çalışma, anlatısal literatür incelemesi ve karşılaştırmalı örnek analizi yaklaşımını kullanmaktadır. Gönüllülüğün tanımı ve ölçümü için ILO ve UNV belgeleri; motivasyon ve yönetim için hakemli akademik çalışmalar; hukuki çerçeve için Avrupa Komisyonu Youth Wiki profili ile İspanya’nın 45/2015 sayılı Gönüllülük Yasası; kurumsal modeller için Almanya Federal Teknik Yardım Kurumu (THW), Türkiye’deki kamu ve sivil toplum platformları ve Türk Kızılay Gönüllü Yönetim Sistemi incelenmiştir. Afet bağlamında spontane gönüllülüğe ilişkin uluslararası literatür ve Sendai Afet Risklerinin Azaltılması Çerçevesi dikkate alınmıştır.

Yazarın 2022 tarihli yüksek lisans tezinde Türk Kızılay örneğinde gönüllü yönetimi ile dijitalleşme arasındaki ilişkiye dair elde edilen bulgular, bu makalede yeni bir veri setiymiş gibi yeniden analiz edilmemiş; ilgili sonuçlar kavramsal tartışmayı destekleyen ikincil ampirik kanıt olarak kullanılmıştır. Araştırmanın 53 ildeki 146 kilit kullanıcının algısal değerlendirmelerine dayanması, sonuçların nedensellik kanıtı olarak yorumlanmamasını gerektirir. Bu sınırlılık makale boyunca açık biçimde korunmuştur.

3. Gönüllülüğün kavramsal sınırları

3.1. Özgür irade, karşılıksızlık ve toplumsal fayda

Gönüllülüğün çekirdek tanımı üç unsura dayanır: faaliyetin özgür iradeyle gerçekleştirilmesi, doğrudan ücret beklentisi taşımaması ve hane halkı dışındaki kişiler veya daha geniş toplum için fayda üretmesi. Bu unsurlar gönüllülüğü zorunlu hizmetten, kayıt dışı çalışmadan ve aile içi karşılıksız bakımın belirli türlerinden ayırmaya yardımcı olur. Bununla birlikte gönüllülüğün sınırları kültüre, hukuk sistemine ve ölçüm amacına göre değişebilir. Kan bağışı, protesto, karşılıklı yardımlaşma, dini hizmet, okul aile birliği faaliyeti veya çevrim içi içerik üretimi farklı araştırmalarda farklı biçimde sınıflandırılabilmektedir.

Maddi ücretin bulunmaması, gönüllü emeğinin maliyetsiz veya değersiz olduğu anlamına gelmez. Gönüllü zaman ayırır, ulaşım ve iletişim giderlerine katlanabilir, fiziksel veya psikososyal risk üstlenebilir ve uzmanlığını kullanabilir. Bu nedenle masrafların karşılanması, eğitim verilmesi, sigorta sağlanması veya sembolik takdir sunulması gönüllülüğün karşılıksız niteliğini ortadan kaldırmaz. Asıl ölçüt, faaliyetin ücretli istihdam ilişkisi yaratmaması ve kişinin özgür iradesini korumasıdır.

Gönüllülük, ücretli emeğin ikamesi hâline geldiğinde etik ve hukuki sorunlar ortaya çıkar. Özellikle kamunun asli yükümlülüklerinin, profesyonel uzmanlık gerektiren işlerin veya düzenli personel ihtiyacının sürekli olarak gönüllülerle karşılanması, gönüllülüğü dayanışma alanından güvencesiz emek alanına kaydırabilir. Kurumun görevi, gönüllü katkısını profesyonel kapasiteyi tamamlayan fakat onun yerine geçmeyen biçimde tasarlamaktır.

3.2. Gönüllülük biçimleri

Biçim Temel özellik Başlıca yönetim ihtiyacı
Formel gönüllülük Bir kurum veya program bünyesinde tanımlı rol Görev tanımı, eğitim, gözetim, sigorta ve geri bildirim
Enformel gönüllülük Kurum dışında doğrudan kişiye veya topluluğa destek Görünürlük, güven, yerel ağlar ve zarar vermeme ilkesi
Dijital gönüllülük Faaliyetin tamamının veya bir bölümünün çevrim içi yürütülmesi Veri güvenliği, dijital erişim, görev doğrulama ve çevrim içi topluluk yönetimi
Mikro gönüllülük Kısa süreli ve açıkça sınırlandırılmış küçük görevler Görevin anlamı, kalite kontrolü ve küçük katkının bütüne bağlanması
Beceri temelli gönüllülük Mesleki veya teknik uzmanlığın toplum yararına kullanılması Yetkinlik doğrulama, etik sınırlar ve profesyonel sorumluluk
Spontane gönüllülük Kriz sonrasında çağrı beklemeden gelişen katılım Kayıt, ihtiyaç doğrulama, yetkinlik eşleştirme, koordinasyon ve güvenlik

4. Gönüllülüğün toplumsal anlamı

Gönüllülük bireysel bir yardım davranışı olmanın ötesinde sosyal ilişkiler üretir. Birlikte çalışan kişiler birbirlerini tanır, güven kurar, ortak karar verme ve sorun çözme kapasitesi geliştirir. Bu yönüyle gönüllülük, sosyal sermayenin hem bağlayıcı hem de köprü kurucu biçimleriyle ilişkilidir. Aile, mahalle veya kimlik grubu içindeki dayanışma bağlayıcı sosyal sermayeyi güçlendirirken, farklı toplumsal kesimleri bir araya getiren gönüllülük köprü kurucu sosyal sermaye üretebilir. İkinci biçim, kutuplaşmanın azaltılması ve ortak kamusal alanların oluşması açısından özellikle değerlidir.

Gönüllülük yurttaşlık kapasitesi de üretir. İnsanların yalnızca hizmet sunan yardımcılar değil, ihtiyacı tanımlayan, öncelikleri tartışan ve uygulamayı değerlendiren katılımcılar olması demokratik niteliği güçlendirir. Bu nedenle gönüllülüğün başarısı yalnız dağıtılan paket, dikilen fidan veya çalışılan saat üzerinden değil; katılımcıların karar süreçlerine etkisi, kurulan ilişkilerin niteliği ve toplulukların kendi sorun çözme kapasitesindeki değişim üzerinden de değerlendirilmelidir.

Bununla birlikte gönüllülük kendiliğinden eşitlikçi değildir. Yardım eden ile yardım alan arasında hiyerarşi kurulabilir; yoksulluk veya afet deneyimi kurumsal görünürlük malzemesine dönüşebilir; gönüllülük kariyer, statü veya marka itibarı amacıyla araçsallaştırılabilir. İnsan onurunu koruyan yaklaşım, toplulukları pasif yararlanıcı olarak değil, bilgi ve irade sahibi paydaş olarak görür. Temel ilke başkası adına karar vermek değil, başkasıyla birlikte çözüm üretmektir.

5. Dünyada gönüllülüğün ölçeği ve ölçüm sorunu

2,1 milyarDünya genelinde her ay gönüllü faaliyete katıldığı tahmin edilen kişi sayısı. Bu ölçek, enformel gönüllülüğün de ölçüme katılmasıyla daha görünür hâle gelmiştir.

2026 Dünya Gönüllülük Raporu, küresel gönüllülüğün ölçeğine ilişkin önceki kabulleri önemli ölçüde değiştirmiştir. Rapora göre çalışma çağındaki nüfusun yaklaşık yüzde 34,5’i, başka bir ifadeyle 2,1 milyar kişi, her ay gönüllü faaliyette bulunmaktadır. Doğrudan gönüllülük oranının yüzde 25, kurumlar aracılığıyla gönüllülük oranının ise yüzde 11,7 olarak tahmin edilmesi, gönüllü emeğinin ana gövdesinin örgütlerin dışında oluştuğunu göstermektedir (UNV, 2026; ILOSTAT, 2026). Bu oranlar birbiriyle tamamen dışlayıcı kategoriler olarak okunmamalıdır; aynı kişi farklı biçimlerde gönüllülük yapabilir.

Yeni tahminlerle eski raporlardaki daha düşük oranlar arasındaki fark, ani bir küresel gönüllülük artışı anlamına gelmemektedir. Farkın önemli bölümü yöntem değişikliğinden, küresel Güney’in daha iyi temsil edilmesinden ve doğrudan gönüllülüğün ölçüme dâhil edilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durum, ülkeler arası sıralamaların yöntemden bağımsız gerçekler olmadığını hatırlatır. Bir ülkedeki gönüllülük kültürü yalnız dernek üyeliği veya kayıtlı gönüllü sayısıyla değerlendirildiğinde, gündelik bakım ve karşılıklı yardım ağları görünmez kalabilir.

Ölçüm yine de gereklidir. Görünmeyen emek politika ve bütçe süreçlerinde değer görmez; gönüllülüğün toplumsal etkisi kanıtlanamaz ve eşitsizlikler izlenemez. Ancak ölçümün amacı gönüllü emeğini yalnız parasal karşılığa dönüştürmek olmamalıdır. Çalışılan saat, hizmet ulaştırılan kişi ve ekonomik değer gibi çıktı göstergelerinin yanında öğrenme, aidiyet, güven, kapsayıcılık, topluluk dayanıklılığı ve gönüllünün iyi oluşu gibi sonuç göstergeleri de kullanılmalıdır.

6. Dünya ve Türkiye karşılaştırması

Türkiye’de gönüllülük tartışmaları uzun süre iki zıt anlatı arasında sıkışmıştır. İlk anlatı, imece, vakıf, ahilik, komşuluk ve hayır geleneklerini vurgulayarak güçlü bir dayanışma kültürü bulunduğunu savunur. İkinci anlatı, uluslararası araştırmalardaki düşük formel katılım oranlarına dayanarak gönüllülüğün zayıf olduğunu ileri sürer. Yeni ölçüm yaklaşımı bu iki anlatının aynı anda doğru olabileceğini göstermektedir: Türkiye’de doğrudan ve enformel dayanışma güçlü, düzenli ve kurumsal gönüllülük ise daha sınırlı olabilir.

Boyut Dünya ölçeğinde gözlem Türkiye açısından değerlendirme
Katılım biçimi Enformel gönüllülük formel gönüllülükten daha yaygın Yakın çevre dayanışması güçlü; kurum temelli katılım daha sınırlı
Kültürel zemin Topluluk, inanç, yurttaşlık ve karşılıklı yardım gelenekleri farklılaşır İmece, vakıf, ahilik, komşuluk ve hayır geleneği güçlü hafıza oluşturur
Hukuki statü Bazı ülkelerde özel gönüllülük yasaları ve ulusal hizmet programları vardır Genel ve bütüncül gönüllülük çerçevesi yerine sektör ve kurum temelli düzenlemeler öne çıkar
Yönetim Rol tasarımı, eğitim, destek ve tanınma profesyonelleşmektedir Büyük kurumlarda dijital yönetim gelişirken küçük kuruluşlarda kapasite farklılıkları sürer
Ölçüm Yeni yaklaşım doğrudan gönüllülüğü görünür kılar Eski düşük oranlar enformel dayanışmayı eksik yansıtmış olabilir

Türkiye’de 2021 tarihli gönüllülük araştırmasına atıf yapan çalışmalar, formel gönüllülük ile enformel gönüllülük arasında belirgin fark bulunduğunu bildirmektedir. Bu veriler farklı tanım ve örneklemlere dayandığı için doğrudan küresel tahminlerle karşılaştırılmamalıdır. Yine de yön aynıdır: gündelik dayanışma, kurumsal katılımdan daha yaygındır. Politika hedefi bu nedenle insanları ‘gönüllü olmaya ikna etmekten’ önce mevcut dayanışma pratiklerini tanımak, güvenli katılım kanalları oluşturmak ve sürekliliği desteklemek olmalıdır.

Almanya’daki Federal Teknik Yardım Kurumu THW, kamu kapasitesi ile gönüllülüğün birlikte çalışmasına dikkat çekici bir örnektir. Kurumun yaklaşık yüzde 98’i gönüllülerden oluşmakta, 88 binden fazla gönüllü yüzlerce yerel birimde düzenli eğitim ve tanımlı görevlerle çalışmaktadır. Bu modelin önemi gönüllü sayısından çok, kamu otoritesi, profesyonel çekirdek kadro, standart eğitim, yerel örgütlenme ve hukuki güvence arasındaki birleşimdedir. Türkiye açısından ders, modeli aynen kopyalamak değil; yerel dayanışma kültürünü görev açıklığı ve güvenceyle buluşturmaktır.

7. İnsanlar neden gönüllü olur

Gönüllülük motivasyonu tek boyutlu değildir. Clary ve arkadaşlarının (1998) işlevsel yaklaşımı altı temel işlev tanımlar: değerleri ifade etme, öğrenme ve dünyayı anlama, sosyal ilişkiler, kariyer ve deneyim, kişisel gelişim ve benlik güçlendirme ile zorlayıcı duygulardan korunma. Aynı görev farklı insanlar için farklı işlevler görebilir; aynı kişi de birden fazla motivasyonu aynı anda taşıyabilir.

Motivasyon zaman içinde değişir. Arkadaş davetiyle gelen bir öğrenci daha sonra kuruluşun değerleriyle özdeşleşebilir; mesleki deneyim kazanmak isteyen kişi topluluk ilişkileri nedeniyle kalabilir; yaşadığı kaybın ardından gönüllü olan biri, ilerleyen dönemde liderlik rolü üstlenebilir. Bu dinamizm, standart davet mesajlarının ve herkese aynı görevi veren yönetim anlayışının sınırını gösterir.

Kariyer veya öğrenme motivasyonunu daha az ahlaki görmek doğru değildir. Gönüllülüğün etik değeri, kişinin tek bir saf nedene sahip olmasına değil; faaliyetin özgür iradeye dayanmasına, başkalarının haklarını ihlal etmemesine ve gerçek toplumsal fayda üretmesine bağlıdır. Kurumlar motivasyon çeşitliliğini tanımalı, fakat ödül ve puan sistemlerinin içsel anlamı gölgelemesine izin vermemelidir.

Sürdürme motivasyonu, başlangıç motivasyonundan farklı olabilir. Araştırmalar eğitim, ücretli personel ve akran desteği, özerklik, anlamlı görev, üretken katkı hissi ve tükenmişliğin önlenmesi gibi örgütsel koşulların gönüllü devamlılığıyla ilişkili olduğunu göstermektedir (Studer, 2016; Piatak ve ark., 2023; Forner ve ark., 2022). Dolayısıyla gönüllü kaybını yalnız bireyin ilgisizliğiyle açıklamak, kurumun tasarım sorumluluğunu görünmez kılar.

8. Gönüllü yönetimi: insan kaynağından katılım ortaklığına

Gönüllü yönetimi çoğu zaman insan kaynakları yönetiminin araçlarını kullanır: rol analizi, işe alım, seçme, oryantasyon, eğitim, performans, takdir ve ayrılma. Ancak gönüllü ile çalışan arasındaki ilişki aynı değildir. Ücret ve iş sözleşmesinden doğan hiyerarşik bağın sınırlı olduğu gönüllülükte anlam, güven, özerklik ve aidiyet daha merkezi hâle gelir. Bu nedenle gönüllü yönetimi, ücretsiz çalışanları denetleme tekniği değil, özgür katılımı düzenleyen karşılıklı bir ilişki yönetimidir.

Kurumların gönüllünün zamanına, bilgisine, yerel bağlantılarına ve enerjisine ihtiyacı vardır. Gönüllülerin de güvenilir bir kuruma ihtiyacı vardır; çünkü kurum doğrulanmış ihtiyacı, meşru ve güvenli çalışma ortamını, eğitimi, görev sınırını, koordinasyonu, kaynakları ve sürekliliği sağlar. Bu karşılıklılık iyi niyetin dağınık çaba olarak kalmasını önler ve toplumsal etkiye dönüşmesini kolaylaştırır.

İyi bir gönüllü yolculuğu başvuruyla başlayıp görevle bitmez. Davet ve erişim, karşılıklı tanıma, uygunluk ve risk değerlendirmesi, oryantasyon, eğitim, görevlendirme, saha desteği, geri bildirim, takdir, gelişim ve yeniden katılım aşamalarını içerir. Her aşamada gönüllünün ‘ne yapacağım, neden önemli, kime danışacağım, hangi sınırlar içinde hareket edeceğim ve katkım ne sonuç doğurdu’ sorularına yanıt bulması gerekir.

Takdir yalnız sertifika, puan veya tören değildir. Gönüllünün zamanına saygı göstermek, onu bekletmemek, masraflarını yük hâline getirmemek, fikrini sormak, katkısının sonucunu paylaşmak ve hata bildirimini güvenle yapabileceği ortam oluşturmak daha güçlü tanınma biçimleridir. Başarı da kayıtlı gönüllü sayısı yerine aktif katılım, görev tamamlama, yeniden katılım, çeşitlilik, güvenlik, öğrenme, memnuniyet ve toplumsal sonuçlarla izlenmelidir.

9. Gönüllü deneyimi ve psikolojik sözleşme

Gönüllü ile kurum arasında yazılı sözleşmenin ötesinde karşılıklı beklentiler bulunur. Kurum anlamlı görev, saygı, güvenlik, destek ve adalet vaat eder; gönüllü zaman, sorumluluk, sadakat ve etik davranış sunar. Psikolojik sözleşmenin ihlali, özellikle gönüllünün yalnız ihtiyaç anında aranması, fikrinin dikkate alınmaması, görev dağılımının adaletsiz olması veya katkısının görünmez kalması hâlinde ortaya çıkar. Ücretli iş ilişkisindeki yaptırım mekanizmaları bulunmadığından, gönüllü çoğu zaman sessizce uzaklaşır. Gönüllü kaybı bu nedenle yalnız devam etmeyen kişi sayısı değil, kurumsal güven kaybının göstergesidir.

Esnek katılım süreklilik açısından önemlidir. Her gönüllünün düzenli haftalık görev üstlenmesi beklenemez. Dönemsel, proje bazlı, beceri temelli, dijital ve mikro görev seçenekleri, yaşam döngüsündeki değişikliklere uyum sağlar. Esneklik, görev belirsizliği anlamına gelmemelidir; kısa görevlerde de amaç, süre, çıktı, etik sınır ve destek kişisi açık olmalıdır.

10. Haklar, sorumluluklar ve hukuki çerçeve

Gönüllülüğün özgürlük alanı olması, hukuki güvenceden yoksun bırakılması anlamına gelmez. Gönüllü görevin içeriğini, süresini, risklerini, destek alacağı kişiyi, kişisel verilerinin nasıl kullanılacağını ve istediğinde nasıl ayrılacağını bilmelidir. Ulaşım, yemek, iletişim ve koruyucu ekipman gibi görev kaynaklı masrafların gönüllü üzerinde bırakılmaması, katılım eşitliği açısından da önemlidir; aksi durumda yalnız maddi imkânı olan kişiler gönüllü olabilir.

Avrupa Komisyonu ve EACEA tarafından yürütülen Youth Wiki’nin Türkiye profili, gönüllülüğü bütüncül biçimde düzenleyen genel bir yasal çerçevenin bulunmadığına işaret etmektedir. Bu tespit gönüllülüğün hukuk dışında olduğu anlamına gelmez. Borçlar, kişisel verilerin korunması, iş sağlığı ve güvenliği, çocuk koruma, ceza sorumluluğu, dernek ve vakıf mevzuatı gibi birçok alan gönüllü faaliyetlerini etkiler. Sorun, statü ve asgari güvencelerin parçalı oluşudur.

İspanya’nın 45/2015 sayılı Gönüllülük Yasası karşılaştırmalı bir örnek sunar. Yasa gönüllü ile kuruluş arasında yazılı katılım anlaşmasını, bilgilendirme ve eğitimi, görev kaynaklı risklere karşı sigortayı, masrafların karşılanmasını, kişisel verilerin korunmasını, ayrılma hakkını ve uyuşmazlık mekanizmalarını düzenler. Aynı zamanda gönüllünün gizlilik, yararlanıcı haklarına saygı, eğitim ve güvenlik kurallarına uyma sorumluluklarını tanımlar.

Türkiye için önerilecek çerçeve, gönüllüyü çalışanlaştırmadan korumalıdır. Genel bir yasa tek seçenek değildir; ulusal politika belgesi, asgari standart, örnek sözleşme, sigorta mekanizması, çocuk ve kırılgan gruplarla çalışma protokolleri, veri koruma rehberi ve kurumlar arası tanınabilir eğitim modülleri birlikte tasarlanabilir. Hazırlık süreci kamu, sivil toplum, gönüllüler, sendikalar, akademi ve hizmet verilen toplulukların katılımıyla yürütülmelidir.

Gönüllü için asgari hak Kurumsal karşılığı
Açık ve özgür rıza Görev öncesi anlaşılır bilgilendirme ve ayrılma hakkı
Güvenli çalışma Risk değerlendirmesi, koruyucu ekipman, sigorta ve olay bildirimi
Masrafların adil karşılanması Ulaşım, yemek, iletişim ve görev giderleri için şeffaf politika
Mahremiyet ve veri koruma Amaçla sınırlı veri, erişim yetkisi, saklama süresi ve silme imkânı
Eğitim ve destek Oryantasyon, görev eğitimi, süpervizyon ve psikososyal destek
Ayrımcılıktan korunma Erişilebilirlik, makul düzenleme ve güvenli şikâyet mekanizması
Katılım ve söz hakkı Görev tasarımı, geri bildirim ve değerlendirmeye katılım

11. Dijitalleşme ve gönüllü yönetimi

11.1. Dijitalleşmenin sağladığı kapasite

Dijitalleşme, gönüllü başvurusunu çevrim içi forma taşımaktan daha kapsamlıdır. İyi tasarlanmış bir sistem; gönüllünün ilgi, beceri, dil, konum, uygunluk ve eğitim bilgilerini kaydedebilir; doğrulanmış görevlerle eşleştirebilir; oryantasyon ve öğrenme içerikleri sunabilir; saha iletişimini kolaylaştırabilir; geri bildirim ve olay bildirimi alabilir; katkının sonuçlarını görünür hâle getirebilir.

Veri temelli yönetim kapasite planlamasını güçlendirir. Kurum, yalnız kaç kayıtlı gönüllüsü olduğunu değil, hangi bölgede hangi yetkinliğin bulunduğunu, eğitimlerin ne ölçüde tamamlandığını, hangi görevlerin tekrar katılım ürettiğini ve hangi grupların sistem dışında kaldığını görebilir. Bu bilgi afet, sosyal hizmet, eğitim ve çevre faaliyetlerinde doğru kişiyi doğru görevle buluşturmayı kolaylaştırır.

Dijital platformlar kurumlar arası taşınabilir yetkinlik yaklaşımına da zemin hazırlayabilir. Ortak eğitim standartları, doğrulanabilir rozetler ve gönüllünün kendi verisi üzerindeki kontrolü sayesinde kişi farklı kuruluşlarda aynı temel eğitimi yeniden almak zorunda kalmayabilir. Ancak bu modelin gerçekleşmesi, teknik entegrasyondan önce ortak yönetişim ve veri koruma kuralları gerektirir.

11.2. Dijital riskler

Teknoloji katılım eşitsizliklerini kendiliğinden çözmez. Akıllı telefon, internet, dijital okuryazarlık veya erişilebilir arayüz eksikliği; ileri yaştaki, engelli, düşük gelirli veya kırsal bölgelerde yaşayan kişileri dışarıda bırakabilir. Bu nedenle yüz yüze başvuru, yerel koordinatör, çağrı merkezi ve basılı materyal gibi tamamlayıcı kanallar korunmalıdır.

Gönüllü profilleri hassas veri içerebilir: konum, sağlık, meslek, dil, afet deneyimi, sertifika ve uygunluk zamanı. İhtiyaçtan fazla veri toplamak, belirsiz süreyle saklamak veya gönüllünün bilmediği amaçlarla kullanmak güven ilişkisini zedeler. Veri minimizasyonu, rol temelli erişim, açık rıza, silme ve düzeltme hakları, güvenlik testleri ve ihlal bildirim planları sistem tasarımının parçası olmalıdır.

Algoritmik eşleştirme de tarafsız değildir. Sürekli çevrim içi olan, çok puan toplayan veya geçmişte daha fazla görev alan kişilerin sistem tarafından tekrar öne çıkarılması, yeni katılımcıların ve daha az görünür grupların dışlanmasına yol açabilir. Puanlaştırma, gönüllülüğü rekabete ve görünür görev peşinde koşmaya dönüştürebilir. Nihai görev kararlarında insan gözetimi, açıklanabilir ölçütler ve itiraz yolu bulunmalıdır.

12. Türkiye’de dijital gönüllülük platformları ve gonulluol.org örneği

Türkiye’de gönüllülüğün dijital altyapısı tek bir platformdan oluşmamaktadır. AFAD Gönüllülük Sistemi afet hazırlığı ve görevlendirmeye; Gençlik ve Spor Bakanlığının Gönüllüyüz Biz platformu gençlerin farklı alanlardaki projelere katılımına; 2026’da duyurulan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İyilik Var platformu sosyal hizmet alanındaki ihtiyaçlarla bireysel ve kurumsal gönüllüleri buluşturmaya odaklanmaktadır. Yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları da kendi sistemlerini geliştirmektedir. Bu çoğulluk yenilik üretirken mükerrer kayıt, eğitimlerin tanınmaması ve parçalı veri yönetişimi sorunlarını gündeme getirir.

Türk Kızılay tarafından geliştirilen gonulluol.org, gönüllü yönetim süreçlerini dijitalleştiren kurum ölçekli bir örnektir. Platform, gönüllü kaydı, ilgi ve beceri bilgilerinin tanınması, eğitim, görev duyurusu, başvuru ve katılım takibi gibi süreçleri ortak zeminde birleştirmeyi amaçlamaktadır. Modelin ayırt edici yanı yalnız teknoloji kullanması değil, gönüllüyü belirsiz bir iyi niyet sahibinden tanımlı görevi, eğitimi ve sorumluluğu olan katılımcıya dönüştürme kapasitesidir.

Yazarın yüksek lisans araştırması, Türk Kızılay örneğinde gönüllünün sürece etkin katılımını sağlayan ve faaliyetleri sistemli biçimde yöneten uygulamalar ile nitelikli gönüllü kapasitesi arasında güçlü ve olumlu ilişki bulunduğunu; bu uygulamaların gönüllü motivasyonuyla da yakından ilişkili olduğunu göstermiştir (Durmuş, 2022). Bulgular, gönüllüyü tanıma, uygun görevle eşleştirme, eğitimle destekleme ve katkıyı görünür kılmanın niteliği ve sürekliliği desteklediğine işaret etmektedir. Bununla birlikte kesitsel ve algısal tasarım, ilişkinin yönü konusunda kesin nedensellik iddiasına izin vermez.

Bir platformun başarısı kayıt sayısıyla ölçülmemelidir. Aktif gönüllü oranı, ilk göreve geçiş süresi, eğitim tamamlama, görev uygunluğu, yeniden katılım, gönüllü çeşitliliği, güvenlik olayları, şikâyet çözümü, yararlanıcı geri bildirimi ve toplumsal sonuçlar birlikte izlenmelidir. Platform büyüdükçe etik veri yönetişimi ve gönüllünün kendi profili üzerindeki kontrolü daha önemli hâle gelir.

13. Dijital ve mikro gönüllülük

Dijital gönüllülük, faaliyetin tamamen veya kısmen internet ve dijital araçlar üzerinden yürütülmesidir. Çeviri, açık haritalama, veri doğrulama, çevrim içi mentorluk, erişilebilir içerik üretimi, yazılım geliştirme, kriz iletişimi, arşivleme ve araştırma desteği bu kapsama girebilir. Çevrim içi model coğrafi engelleri azaltır, uzmanlığı farklı bölgelere taşır ve hareket kısıtlılığı bulunan kişilere yeni katılım kanalları açar.

Mikro gönüllülük, kısa sürede tamamlanabilen ve açıkça tanımlanmış görevleri ifade eder. Bir öğrencinin bir saatlik çeviri yapması, bir harita gönüllüsünün uydu görüntülerini doğrulaması veya bir tasarımcının erişilebilir belge şablonu hazırlaması küçük fakat birikimli katkılardır. Mikro görevlerin zayıf yönü, kişinin topluluk ve sonuçla bağının kopabilmesidir. Kurum küçük görevin büyük amaca nasıl bağlandığını göstermeli, kalite kontrolü yapmalı ve isteyen kişiye daha derin katılım yolu sunmalıdır.

Dijital gönüllülük yeni sömürü biçimlerine de açıktır. Çevrim içi toplulukların ücretsiz emeği ticari platformlar tarafından değer üretmek için kullanılabilir. Görevin yararlanıcısı, üretilen verinin mülkiyeti, içerik lisansı ve gönüllünün görünürlüğü açık olmalıdır. Dijital katılımın esnekliği, sınırsız erişilebilirlik beklentisine dönüşmemeli; çalışma süresi ve psikolojik sınırlar korunmalıdır.

14. Kapsayıcı gönüllülük

Kapsayıcı gönüllülük, farklı grupları mevcut sisteme davet etmekten daha fazlasıdır; sistemin görev, mekân, iletişim ve karar süreçlerini farklı ihtiyaçlara göre yeniden tasarlamasını gerektirir. Engelli bireyler, ileri yaştaki kişiler, göçmenler, gençler ve hizmet verilen topluluklar yalnız yardım alan değil, bilgi ve yetkinlikleriyle hazırlık ve uygulamanın öznesi olmalıdır.

Kapsayıcılık için erişilebilir dijital arayüz, sade dil, işaret dili ve alternatif formatlar; fiziksel erişim ve ulaşım desteği; esnek süre; makul düzenleme; ayrımcılık karşıtı politika ve güvenli şikâyet mekanizması gerekir. Temsil sayısı tek başına yeterli değildir. Farklı grupların hangi görevlere yönlendirildiği, liderlik ve karar süreçlerinde bulunup bulunmadığı da izlenmelidir.

Kapsayıcı yaklaşım gönüllülüğün yardım eden–yardım alan ikiliğini de dönüştürür. Afetten etkilenmiş kişi aynı zamanda yerel bilgi sahibi gönüllü; engelli birey erişilebilirlik danışmanı; göçmen kişi dil ve kültür arabulucusu; ileri yaştaki kişi kurumsal hafıza taşıyıcısı olabilir. Bu dönüşüm, insan onurunu güçlendirir ve programların gerçek ihtiyaçlara uyumunu artırır.

15. Afet gönüllülüğü ve spontane katılım

Afet gönüllülüğü, gönüllülüğün geniş alanlarından biridir; ancak afetler iyi niyet, yetkinlik, görev sınırı ve koordinasyon arasındaki ilişkiyi en görünür hâle getirir. Olay sonrasında herhangi bir resmî çağrı beklemeden harekete geçen kişiler spontane gönüllüler olarak tanımlanır. Literatür bu grupların yerel bilgi, hız, yenilik ve toplumsal sahiplenme sağladığını; aynı zamanda yanlış görevlendirme, güvenlik, sorumluluk, ulaşım ve kaynak baskısı riskleri doğurabildiğini göstermektedir (Whittaker ve ark., 2015; Twigg ve Mosel, 2017).

Spontane katılımı yalnız ‘ikinci afet’ veya lojistik yük olarak görmek eksiktir. Olumsuz yaklaşım, toplumun öz yardım kapasitesini bastırabilir ve güven kaybı yaratabilir. Etkili model, önceden kurulmuş gönüllü kabul noktaları, hızlı kayıt, ihtiyaç doğrulama, temel güvenlik bilgilendirmesi, yetkinlik sınıflandırması, kısa görev kartları, ekip liderliği, vardiya, sigorta ve görev sonrası geri bildirim mekanizması kurar.

Afet gönüllülüğü için beş temel ilke önerilebilir: görev doğrulanmış ihtiyaca dayanmalı; kişi bildiği ve eğitimini aldığı işi yapmalı; görev, süre ve sorumluluk sınırı açık olmalı; bağımsız çabalar ortak koordinasyon içinde kayıt altına alınmalı; gönüllünün ve afetten etkilenen kişinin fiziksel ve psikolojik güvenliği korunmalıdır. Bu ilkeler yalnız afet için değil, çocuklarla eğitim, yaşlı desteği, sağlık, çevre ve sosyal hizmet faaliyetleri için de geçerlidir.

Gönüllünün ruh sağlığı afet sonrasında ele alınacak bir konu değildir. Saha öncesi psikolojik ilk yardım farkındalığı, vardiya ve dinlenme düzeni, akran desteği, süpervizyon ve görev sonrası değerlendirme ikincil travma ve tükenmişlik riskini azaltır. Gönüllünün koruyucu ekipman ve psikososyal desteğe erişimi, yararlanıcıya sunulan hizmetin kalitesini de doğrudan etkiler.

16. Üniversitelerin ve akademinin rolü

Üniversiteler gönüllülüğün yalnız uygulama alanı değil, bilgi üretim ve eleştirel değerlendirme merkezidir. Öğrenci toplulukları, afet kulüpleri, Genç Kızılay yapılanmaları ve diğer sivil girişimler teorik bilginin toplumsal deneyimle buluştuğu alanlardır. Öğrenci yalnız etkinlik günü çağrılan yardımcı olarak değil; ihtiyacı araştıran, programı tasarlayan, uygulayan ve etkisini değerlendiren paydaş olarak görülmelidir.

Hizmet ederek öğrenme yaklaşımı, gönüllülüğü ders çıktılarıyla ilişkilendirebilir; ancak zorunlu ders faaliyeti ile özgür gönüllülük arasındaki ayrım korunmalıdır. Öğrencinin not, mezuniyet veya burs baskısıyla katıldığı faaliyet gönüllülük olarak sunulmamalıdır. Üniversite, topluluk ortağının ihtiyacını ve öğrencinin öğrenme hedefini birlikte gözetmeli, kısa süreli proje sömürüsünden kaçınmalıdır.

Akademik araştırmanın öncelikleri arasında gönüllü motivasyonunun zaman içindeki değişimi, gönüllü kaybı, kapsayıcılık, gönüllülüğün iyi oluş ve toplumsal güven üzerindeki etkisi, dijital platformların algoritmik sonuçları ve enformel gönüllülüğün ölçümü yer almalıdır. Kurumlar anonimleştirilmiş verileri etik protokollerle araştırmaya açmalı; araştırmacılar bulguları yalnız makale olarak değil, uygulanabilir geri bildirim olarak sahaya döndürmelidir.

17. Etki ölçümü ve hesap verebilirlik

Gönüllülük programları çoğu zaman girdi ve faaliyet göstergelerine odaklanır: kayıtlı kişi, çalışılan saat, düzenlenen etkinlik ve ulaşılan yararlanıcı. Bu göstergeler gereklidir fakat etkili programı kanıtlamaz. Ölçüm zinciri girdi, faaliyet, çıktı, kısa dönem sonuç ve uzun dönem etki düzeylerini ayırmalıdır. Örneğin ilk yardım eğitimi alan gönüllü sayısı çıktı; bilgi ve beceri artışı kısa dönem sonuç; acil durumda doğru müdahale kapasitesinin güçlenmesi ise daha uzun dönem etkidir.

  • Katılım: ilk göreve geçiş, aktiflik, yeniden katılım, ayrılma ve bekleme süresi.
  • Nitelik: eğitim, yetkinlik–görev uyumu, hata ve güvenlik olayı, süpervizyon kalitesi.
  • Kapsayıcılık: farklı grupların erişimi, görev çeşitliliği, liderlik ve karar süreçlerine katılımı.
  • Deneyim: anlamlılık, destek, özerklik, aidiyet, tükenmişlik ve psikolojik güvenlik.
  • Toplumsal sonuç: hizmet kalitesi, yerel kapasite, güven, ağlar, dayanıklılık ve yararlanıcı geri bildirimi.

Etki iddiası ölçüm tasarımına uygun olmalıdır. Faaliyet sonu memnuniyet anketi toplumsal dayanıklılık artışını kanıtlamaz; kayıt ve katılım arasındaki korelasyon da dijital platformun tek başına motivasyon yarattığını göstermez. Mümkün olduğunda başlangıç ölçümü, karşılaştırma grubu, uzunlamasına izleme ve nitel görüşmeler birlikte kullanılmalıdır. Ölçüm, gönüllüyü sürekli puanlanan nesneye dönüştürmemeli; hangi verinin neden toplandığı açık olmalıdır.

18. Politika ve uygulama önerileri

  • Türkiye için gönüllülüğün tanımı, statüsü, masrafları, sigortası, veri koruması, çocuk ve kırılgan gruplarla çalışma ilkeleri ile ayrılma hakkını belirleyen katılımcı bir ulusal çerçeve hazırlanmalıdır.
  • Formel ve enformel gönüllülüğü birlikte ölçen, ILO standartlarıyla uyumlu düzenli ulusal araştırma yapılmalıdır. Sonuçlar yaş, cinsiyet, engellilik, bölge ve katılım biçimine göre ayrıştırılmalıdır.
  • Kurumlar kayıt sayısı hedefinden gönüllü deneyimi ve toplumsal etki hedeflerine geçmeli; görev tasarımı, eğitim, destek, güvenlik ve geri bildirim için asgari standart yayımlamalıdır.
  • Dijital platformlar birlikte çalışabilirlik, veri minimizasyonu, erişilebilirlik, açıklanabilir eşleştirme ve insan gözetimi ilkeleriyle tasarlanmalıdır. Yüz yüze ve yerel katılım kanalları korunmalıdır.
  • Gönüllülük eğitimleri modüler ve taşınabilir hâle getirilmeli; temel etik, güvenlik, psikolojik ilk yardım, veri koruma ve iletişim modülleri kurumlar arasında tanınabilmelidir.
  • Spontane gönüllüler için afet öncesinde kayıt ve kabul protokolleri, hızlı oryantasyon, görev kartları ve yerel koordinasyon noktaları hazırlanmalıdır.
  • Üniversite–sivil toplum iş birlikleri yalnız etkinlik ortaklığı olarak değil, ortak araştırma, veri laboratuvarı, etki değerlendirmesi ve hizmet ederek öğrenme programı olarak yapılandırılmalıdır.
  • Gönüllüler politika ve program tasarımına katılmalı; hizmet verilen toplulukların geri bildirimi bağımsız ve güvenli kanallardan alınmalıdır.

19. Tartışma

Gönüllülüğün geleceğine ilişkin temel gerilim, ölçek ile ilişki arasındadır. Dijital sistemler yüz binlerce kişiyi kaydedebilir ve görevlendirme hızını artırabilir; fakat güven, aidiyet ve anlam otomatik olarak ölçeklenmez. Çok sayıda kaydın düşük aktifliğe dönüşmesi, platform başarısının teknik erişimle değil, gönüllü deneyimiyle belirlendiğini gösterir. Kurumlar teknoloji yatırımı kadar yerel koordinatör, eğitimci, süpervizör ve gönüllü destek kapasitesine yatırım yapmalıdır.

İkinci gerilim esneklik ile güvence arasındadır. Gönüllülüğün özgür ve esnek niteliği korunmalıdır; ancak bu esneklik görev belirsizliği, masrafın gönüllüye yüklenmesi veya sigortasız risk anlamına gelmemelidir. Hak temelli çerçeve gönüllülüğü bürokratikleştirmek için değil, özgürlüğün güven içinde kullanılmasını sağlamak için gereklidir.

Üçüncü gerilim görünürlük ile araçsallaştırma arasındadır. Gönüllü emeğinin ölçülmesi ve tanınması gerekir; fakat puan, rozet, saat ve parasal karşılık, dayanışmanın toplumsal anlamını daraltabilir. İnsanların hikâyeleri kurumsal itibar için kullanılmamalı; fotoğraf ve kişisel veri konusunda açık rıza alınmalıdır. Gönüllü, bir sayı veya kampanya yüzü değil, karar ve uygulamanın ortağıdır.

Türkiye’nin avantajı güçlü dayanışma hafızası ve gelişen dijital altyapıdır. Zayıf yönü ise kurumlar arası standart farklılığı, parçalı hukuki çerçeve, gönüllü yöneticiliğinin ayrı bir uzmanlık alanı olarak yeterince tanınmaması ve enformel gönüllülüğün ölçülememesidir. Yeni dönem, geleneksel dayanışmayı modern yönetimle karşı karşıya getirmek yerine ikisini haklar, teknoloji ve yerel katılım etrafında buluşturmayı gerektirir.

20. Sonuç

Gönüllülük, olağanüstü zamanlarda ortaya çıkan geçici fedakârlık veya kurumların ihtiyaç duyduğunda başvurduğu ücretsiz insan kaynağı değildir. Kişinin yaşadığı topluma zaman, bilgi, emek ve sorumluluk yoluyla katılma biçimidir. Formel kuruluşlardan mahalle dayanışmasına, kampüs topluluklarından dijital ağlara, çevre çalışmalarından afet müdahalesine kadar geniş bir alanda gerçekleşir.

2026 küresel tahminleri, gönüllülüğün büyük bölümünün kurumların dışında kaldığını göstermektedir. Bu bulgu, Türkiye’deki güçlü dayanışma kültürü ile düşük görünen örgütlü katılım arasındaki ilişkiyi yeniden yorumlama imkânı sunar. Temel mesele gönüllülük iradesinin yokluğu değil; bu iradeyi güvenli, kapsayıcı, hak temelli ve sürdürülebilir katılım alanlarıyla buluşturmaktır.

Kurumların gönüllüye ihtiyacı olduğu kadar gönüllünün de güvenilir kuruma ihtiyacı vardır. Kurum, doğrulanmış ihtiyacı, eğitim ve desteği, görev sınırını, koordinasyonu ve hesap verebilirliği sağlar. Gönüllü ise zamanını, bilgisini, enerjisini ve toplumsal bağlarını sunar. Bu karşılıklılık korunduğunda bireysel iyi niyet ölçülebilir fakat insaniliğini kaybetmeyen toplumsal etkiye dönüşebilir.

Gönüllülüğün geleceği daha fazla kayıt toplamaktan önce daha anlamlı katılım alanları açmaya bağlıdır. Teknoloji bu ilişkiyi kolaylaştırabilir, hukuk güvence altına alabilir, kurumlar düzenleyebilir ve akademi açıklayabilir. Fakat gönüllülüğün merkezinde daima insan, insan onuru ve birlikte yaşama sorumluluğu bulunmalıdır.

Kaynakça

AFAD. (2026). AFAD Gönüllülük Sistemi. https://gonullu.afad.gov.tr/

Clary, E. G., Snyder, M., Ridge, R. D., Copeland, J., Stukas, A. A., Haugen, J., & Miene, P. (1998). Understanding and assessing the motivations of volunteers: A functional approach. Journal of Personality and Social Psychology, 74(6), 1516–1530. https://doi.org/10.1037/0022-3514.74.6.1516

Dempsey-Brench, K., & Shantz, A. (2022). Skills-based volunteering: A systematic literature review. Human Resource Management Review, 32(4), 100827.

Durmuş, N. (2022). Sivil toplum kuruluşlarında insan kaynağı olarak gönüllülük ve gönüllü yönetiminde dijitalleşmenin etkisi: Türk Kızılay örneği [Yüksek lisans tezi, Ufuk Üniversitesi]. YÖK Tez No. 718847.

European Commission & EACEA. (2026). Youth Wiki: Türkiye – Youth volunteering at national level. https://national-policies.eacea.ec.europa.eu/youthwiki

Forner, V. W., Jones, M., Berry, Y., & Eidenfalk, J. (2022). An evidence-based strategy for retaining volunteers. Volunteering Australia.

Gençlik ve Spor Bakanlığı. (2026). Gönüllüyüz Biz. https://www.gonulluyuzbiz.gov.tr/

Hine, C. (2026). Relational and temporal aspects of the digital volunteer experience. Voluntary Sector Review, 17(1), 48–66.

International Labour Organization. (2021). Volunteer work measurement guide. ILO.

ILOSTAT. (2026, 3 Şubat). New global estimates reveal that 2.1 billion people volunteer monthly. https://ilostat.ilo.org/blog/new-global-estimates-reveal-that-2-1-billion-people-volunteer-monthly/

Kesgin, B. (2019). Türkiye’de gönüllülük çalışmaları üzerine bir değerlendirme. Toplum ve Sosyal Hizmet, 30(3), 1046–1071.

Musick, M. A., & Wilson, J. (2008). Volunteers: A social profile. Indiana University Press.

Nichol, B., Wilson, R., Rodrigues, A., & Haighton, C. (2023). Exploring the effects of volunteering on the social, mental, and physical health and well-being of volunteers: An umbrella review. Voluntas, 34, 97–128.

Piatak, J. S., Dietz, N., & McKeever, B. (2023). The influence of volunteer management on retention and volunteer promotion of the organization. Journal of Public and Nonprofit Affairs, 9(1).

Sadıkoğlu, Z. (2024). Türkiye’de sivil toplumda gönüllülük ve psikolojik sözleşme. İstanbul Üniversitesi.

Spain. (2015). Ley 45/2015, de 14 de octubre, de Voluntariado. Boletín Oficial del Estado.

Sphere Association. (2018). The Sphere handbook: Humanitarian charter and minimum standards in humanitarian response.

Studer, S. (2016). Volunteer management: Responding to the uniqueness of volunteers. Nonprofit and Voluntary Sector Quarterly, 45(4), 688–714. https://doi.org/10.1177/0899764015597786

Technisches Hilfswerk. (2026). Ehrenamt und Struktur des THW. https://www.thw.de/

Twigg, J., & Mosel, I. (2017). Emergent groups and spontaneous volunteers in urban disaster response. Environment and Urbanization, 29(2), 443–458.

Türk Kızılay. (2026). GönüllüOl: Gönüllü yönetim sistemi. https://www.kizilay.org.tr/kurumsal/gonulluol

Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı. (2013). Türkiye’de gönüllülük: Gönüllülüğün rolünün ve katkılarının keşfedilmesi. TÜSEV.

United Nations Office for Disaster Risk Reduction. (2015). Sendai framework for disaster risk reduction 2015–2030.

United Nations Volunteers. (2022). State of the world’s volunteerism report 2022: Building equal and inclusive societies.

United Nations Volunteers. (2026). State of the world’s volunteerism report 2026: Volunteerism and its measurements.

Whittaker, J., McLennan, B., & Handmer, J. (2015). A review of informal volunteerism in emergencies and disasters: Definition, opportunities and challenges. International Journal of Disaster Risk Reduction, 13, 358–368.

Yentürk, N. (2020). Türkiye’de gönüllülük. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.

↑ Başa dön