Sosyoloji Archive

Nurdal Durmuş, Şairin Son Sığınağı “İntihar!”

Şairin Son Sığınağı “İntihar!” beni intihar ettiler antonin artaud “İntihar, korkunç bir ölüm şeklidir. Ona yol açan ruhsal ıstıraplar genelde uzun, şiddetli ve hafifletilemez olanlardır. Bu keskin acıyı yatıştıracak bir morfin yoktur. İntiharda, ölüm çoğu kez şiddet dolu ve tüyler ürperticidir. İntihar etme eğiliminde olanların acısı kişisel ve tarif edilemezdir; …

Nurdal Durmuş, Tüketim ve Hedonizm İlişkisi Üzerine.

Bütün hayatını kendinden daha fazlasına sahip olanları kıskanmak ve kendinden az varlığı olanlardan da kendisi gibi olacakları korkusuyla geçiren birey ve kurumsal tanımlamalar, hazcılığa yeni bir radikal bakış açısı getirmiş; kısaca hazcılığı putlaştırmıştır. Voltaire’nin “Gerçek ihtiyaçlar olmadan gerçek hazlar olmaz.” cümlesinden hareketle, ihtiyacımız olmadan kazandığımız şeyleri sadece tüketebileceğimizi oysa asıl olanın tükenmeyen hazlar, …

Okumak, yazmak ve yaşamak üzerine

Arthur Schopenhauer’in zihinsel körlük yahut kötülüğün temelinde yatan şey, ruh boşluğu, (bönlüğü) olarak tanımladığı hedonizm günümüzde düşünceden, ideoloji, felsefe, sanat ve siyasi estetikten yoksun bir ortamda insan hayatını tüketim kuşatması altına alan en temel hastalıklardan biridir. Hazcılığın yaygınlaşması ve topyekûn hayatı kuşatmasının en temel sebeplerinden biri de hiç şüphesiz modernleşmeyle …

Nurdal Durmuş, Ayna Kimdir?

Nasıl devam ediyordu Beatles’ın şarkısı: “Ansızın gördüm ki o eski halimin yarısı bile değilim.” Annemden öğrendiğim ilk şey; kendimden büyüklere, öğretmenlere, yaşlılara her şartta ve her ortamda saygılı olmamdı. Her gördüğüm yaşlıyla selamlaşıp hal hatır sormak, hayat tecrübelerini dinlemek, öğretmenlerime hayatımın çıkmaz sokaklarında çıkar yol bulmamı sağlayan pek çok şeyi …

Nurdal Durmuş, İnanma İhtiyacı ve Dini Ritüeller

Geleneğin ortaya çıkmasında coğrafi şartlar, siyasi etkenler, iklim koşulları gibi durumlar etkin gözükse de din kavramı diğer tüm sebeplerin üstünde oturan ve geleneği biçimlendiren belki de en önemli katman. Din ve geleneğin iç içe oluşu, yaşam tarzının belirlenmesinde de belirleyici olmakta. Bu iç içe geçmişliğin ortaya çıkarttığı karmaşaya atfedilen kutsiyet …

Yeni nesi var ‘yeni yıl’ın?

Yeni nesi var ‘yeni yıl’ın? Her şey eskisi gibi sürüp gidiyor. Yeni yıllar, dünya hengâmesine dalıp hep yenilen -yine yenilen, hep kırılan -yine kırılan insanoğluna taze bir müjde, yeni bir bahar gibidir. İnsanoğlunun yeni olan her şeye eski hayâl kırıklıkları yüzünden daha fazla umut bağlaması ve heyecanla başlama isteği de …

Mülakattan Önce Lütfen!

– alt+enter tuşlarıyla alt sıraya satır kaydırılacağını bilmeyenler, çok iyi excel kullanıyorum diye mülakata gelmesin lütfen! – Layer mask, filtre, katman birleştirme bile bilmeyenler, cv dosyalarına beş yıldır photoshop uzmanıyım, iyi grafikerim yazmasınlar lütfen! – Benzer toplum ve kültürleri, toplumsal yaşamı, köyden kente göçü, modernleşmeyi, kültür ve gelenekleri bilmeyenler sosyoloğum …

Nurdal Durmuş, Kitapsız Entelektüellik

İnsanız işte, en çok imkansızlık içinde ne kazandıysak o kıymetli oluyor. Emek, iş, hayat, okul, başarı, kariyer, maddi ve manevi daha birçok şey. Hepsi imkansızlıkla mücadele edilerek kavuşulduğunda anlamlı. Hepsi feda ettiklerimizin çokluğu kadar kıymetli ve tüketilmesi zor olan şeyler. Kitaplar da öyle. İnsan, sadece kitapların olduğu zamanları özlüyor. “İntihal” …

Nevruz Kimin Bayramı!

Zerdüşt tarafından miras bırakılan ve birçok kültürde bahar bayramı adı altında kutlanan Nevruz maalesef ülkemizde ağzımızın tadını bozan bir meydan muharebesi ve meydan okuma algısından öteye geçemiyor. Güncel ve günden olması nedeniyle diğer kültürlerden değil, ülkemizde özellikle Kürt kökenli kardeşlerimizin sahiplendiği bayramdan bahsetmek ve biraz da aynaya bakmakta fayda var. …

Nurdal Durmuş, Türkiye’de Kadın olmak!

Türkiye'de Kadın Olmak! Kadınlar: Anne, sevgili, eş… Ezilen, sevilen, uğruna cinayetler işlenen, ölünen, öldürülen... Delirten… Aşk duygusunu insana tanıtan, tattıran… Bazen melek, bazen şeytan, bazen ateş ya da iffet… Ya Züleyha, ya Leylâ ya da Meryem!