Denemeler Archive

it doesn’t matter where we die!

it doesn’t matter where we die! Tanrı Parçacığı bulundu diyor cern’de ki bilim adamları. Nasılsa maddenin ne olduğunu kavradık mı Tanrıdan parçacığı kurtarabiliriz, öyle değil mi? Yeni Papa’nın AIDS’lilerin ayaklarını öptüğü fotoğraflar hemen tozlu raflardan indirildi. Tarihin en büyük misyonerlik reklamı bütün dünyada itinayla zihinlere kazındı. İnsan vicdanına sordu? Bir …

Ben Hiç Biz Hiç kimse!

Yüreklerimizde küçücük güneşler, Alnımızda secdelerde O’nun Rahmetine bulanmış aydınlık… Gözümüzde Taif’te payına düşen taşların acıttığı kalbimizin yaşları var şimdi, Sen yoksun! Dudaklarımızda naatlar, Kulaklarımızda çöl kızlarının yaktığı ağıtlar… Gecelerimizde karanlıklarımızı aydınlatan nurun var, Sen yoksun! Efendim! Sen gittin yenilgiler kaldı, Kulakları sağır eden uğultular kaldı, Adresine ulaşmayan söylemler kaldı. Gittin; …

Neşet Ertaş’a veda!

Neşet Ertaş’a veda! Ah yalan dünyada yalan dünyada Yalandan yüzüme gülen dünyada Neşet Ertaş bir ömür boyu “yalan dünya” söylemişti. Dünyadan giderken bile tek gerçeği “yalan” olan bir ömür yaşadığımızı öğreterek veda etti. Bütün ahbaplar ansın adını Anlayan alırdı onun tadını Emmisi, dayısı, garip kadını Bir garip ölümü acı geliyor …

Mihriban mı, Mihribanım mı?

Mihriban mı, Mihribanım mı? İki farklı Mihriban şiiri vardır. İlk şiir Abdürrahim Karakoç’un platonik dönemidir. Bu dönem yazdığı şiirde; Sarı saçlarına deli gönlümü Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban. Ayrılıktan zor belleme ölümü Görmeyince sezilmiyor Mihriban. ‘Yâr’ deyince, kalem elden düşüyor Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor Lâmbamda titreyen alev üşüyor Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban. …

Bir Bayram Düşlemesi…

Küçücük bir hediyeyle bakışları bayram olan çocukların, tebessümleriyle karşılıyoruz bayramı. Buz tutmuş kalplerimizi onların oyun halkalarının içinde eritiyoruz. Kapı kapı dolaşıp “Bayramınız mübayek olsun bey amca, hanım abla!” diyen çocukluğumuzun özlemiyle bayramlaşıyoruz. Hasta yataklarında şifa bekleyenlerin, mezarlarında Fatiha bekleyenlerin çaresizliğiyle karşılıyoruz bayramı. “Ölmeden önce nefislerimizi öldürüp hayatla diriliyor, her halimize …

13 Hayat 1 Ölüm!

97′ yılının Temmuz ayında 11 arkadaşımı Hakkâri Yüksekova’da bir çatışmada kaybetmiştim. O gün bugündür içinde çatışma, şehit, terör kelimeleri geçen haberleri izleyemiyorum. Geçen gün Diyarbakır’da benzer bir çatışma haberini son dakika geçen ajansları duymak istemedim ama o görüntüleri gösteren haber bültenini değiştirmeye de elim varmadı. Belki acılarıma alışmış mıyım bunu …

Benden Bize Hicret!

Çok özledim O’nu. Sanki kırkikindi yağmurları, rüzgâr, güneş, ay, yıldızlar ve mevsimler her gelişlerinde O’na olan özlemime ekleyeceğim yeni özlemler getiriyorlar. Özlemim o kadar birikti ki ucu ucuna eklesem sonsuzluğa uzanır. Özlemim o kadar birikti ki bilmesem ‘kavuşmak var sonunda’ dayanamam ateşlere atar kurumuş ırmağa döndürürüm yüreğimi. Duramam bu hasretle …

Kendime Mektuplar [2]

Kendime Mektuplar Sevgili ben, Bu günlerde, ünlem ve soru işaretlerinden müteşekkil yaşadığın bütün zaman dilimlerinde, belki de yaşamının bütün ırmaklarının kuruduğunu düşünüyorsun. Bir anda “En çok beklenen, en beklenmedik anda gelendir.” misali, karamsarlığının üstüne doğru hızlı ve coşkun akan bir ümit selinin gelip, hayatın dermanı çekilmiş kollarına su vermesi gibi …

+18 Haberlerin -18 Yaşanmışlıkları!

Öyle yorgunum ki… Üçbeş satır okumaya, denize koşmaya, Kızkulesi’ni seyretmeye, ceplerime çakıl doldurup deniz taşlamaya, uyuyup güzel rüyalar görmeye bile takatim yok. Yapmak istediğim hiçbir şey kalmamış, ruhlaşmış, taşlaşmışım gibi robot hissizliği! Hangi günün gölgesi üstüme vurdu bilmiyorum. Güneş bana niye küstü, gece beni niye seçti bilmiyorum. Bildiğim bir şey …

Tutunanlar!

Tutunanlar! İnsan bazı günler “Yaşadım.” bazı günler “Öldüm.” der. Bazı günler “Olmasaydı…” der. Bazı günler “Çabuk bitse…” bazı günler “Hiç bitmese…” der. İnsan bu, der işte. Dertlenir, mızmızlanır, kederlenir, büyür, yaşlanır, üzülür, kırılır, kırar, yıpranır, yaşar ve ölür! Bazı günlerse kışın ortasında fırtınaya tutulsa “güneşli gündü” diyecek kadar huzur …