Tutunanlar!

[I]
İnsan bazı günler “Yaşadım.” bazı günler “Öldüm.” der.
Bazı günler “Olmasaydı…” der.
Bazı günler “Çabuk bitse…” bazı günler “Hiç bitmese…” der.
İnsan bu, der işte. Dertlenir, mızmızlanır, kederlenir, büyür, yaşlanır, üzülür, kırılır, kırar, yıpranır, yaşar ve ölür!
Bazı günlerse kışın ortasında fırtınaya tutulsa “güneşli gündü” diyecek kadar huzur bulur.
Bir ayet, bir şarkı, bir aşk, bir felaket, bir ayrılık, bir yolculuk, bir fırtına, bir yağmur tanesi, bir dost insana kendini hatırlatır.
Öyle olur işte. Fırtına durulur, gün güneşli olur, insan kendine gelir.

[II]
Düşüncelerine tutun!
Kendi vicdanının yargıcı,
Kendi günahının tövbekârı ol!
Kendi acının sabredeni,
Kendi sıkıntının ilacı ol
Kendi dertlerinin dermanı ol.
Kendi yalnızlığının dostu,
Kendi cümlelerinin anlamı,
Kendi sessizliğinin sesi ol!

[III]
Kalbine tutun!
Hayatın sana bırakılan sokaklarına, karmaşık duygularını kapıların arkasına kilitleyerek çık!
Bütün yürüyüşlerin, bütün yolların sonu kalbinde bitsin.
En çok da kendine özlem duy!
Aynada gördüğün yüzün, kalbindeki senden başkası olmaması için çaba göster.
Zamanın hayat törpüleyen basamaklarından ömrünün son durağına esenlikle gitmek için -en çok kalbine- kendine tutun!

[IV]
Hayat bilmeli ki aslolan, Hira’dan hayatın merkezine inen cümlelerin oluşturduğu yankıdır.
Hayat bilmeli ki aslolan, ölümün gözlerine yaşarken bakabilmektir.
Hayat bilmeli ki aslolan, kalbinin gerçek sahibine sımsıkı tutunmaktır.

 



Nurdal Durmuş

One Response

Leave a Reply