Etiket: kürt devleti mi kuruluyor

Büyük Tahammülsüzlüğümüz ve Ortadoğu’ya Hoşgeldin

Türkiye hem coğrafi konumu hem de iç dinamikleri bakımından dünyanın stratejik değeri en yüksek ülkelerinden biri, belki de birincisidir. Bu durum öyle bir noktada durmamızı sağlıyor ki yükselmeye de düşmeye de eşit uzaklıktayız. Balkanlar’dan başlayıp Rus, Türkmen Coğrafyası ve hatta Çin içlerine kadar ırk; Afrika’dan başlayıp Doğu’ya kadar din merkezli bağımız var. Bunun doğru yönetilmesi halinde, sadece bölgesel bir güç olarak değil, bölgeler arası söz sahibi olabilecek güce dönüşme potansiyeline sahibiz. Geçmişte örneği olmasına rağmen bugün dillendirilmesi bile ütopik gözüken bu potansiyelin vücut bulması ne bölgesel güçlerin ne de küresel güçlerin istediği bir şey. İster aynı dinden, ister aynı ırktan olsun; ister müttefik, ister düşman olsun tarihsel bağlarını kuvvetli tutmuş ya da az gelişmiş ülkeler dışındaki ülkelerin tamamı bu durumdan rahatsızlık duymaktadır. Bu noktada ülkemizde başta din ve ırk olmak üzere birçok maddenin de parçalara bölündüğünü söylemeliyiz. Açıkçası süper güç ile müttefik(!) olduğumuz sürece böyle bir şeyin de olmasına gerek yoktur. Hiçbir süper güç, kuvvetli bir müttefikinin bölünüp aynı parçadan karşısına bir aktörü daha muhatap tutmak istemez; fakat o ülkenin çok büyüyüp yarın kendi kontrolü altından çıkmasını da istemez. Bunun için zaman zaman destekler, zaman zaman da frenler. Bu topraklar üzerinde yakın ve orta vadede fiziki bir bölünme öngörümüz yoktur. Aslında buna gerek de kalmamıştır. Zaten zihinsel anlamda onlarca parçaya bölünmüş bir fotoğraf karşımızda durmaktadır. Din üst başlığı altında cemaatler, mezhepler; ırk üst başlığı altında etnik ve mikro milliyetçilik; siyaset üst başlığı altında ölümüne savunucu partizanlar; spor üst başlığı altında fanatikler ve daha nice üst başlıklar ve dalları. Kendimizi bölmek için yeterli ortam ve bol miktarda düşünceye zaten sahibiz. Buna rağmen ülkemizde fiziki anlamda ırk üzerinden operasyonlar yapılmasına rağmen istenilen sonuca tam anlamıyla ulaşılamamıştır. Kürtleri temsil iddiasında bulunan silahlı unsurlar, yıllarca mücadele sürdürmesine rağmen Kürtler nezdinde tam anlamıyla karşılık bulamamış ve bize göre –şimdilik- bu damar tasfiye edilerek yerine din/mezhep üzerinden yeni bir harekât faaliyete geçirilmiştir. Tarih boyu çeşitli provaları yapılan bu girişim, artık yeni Türkiye’nin kucağına bırakılan/bırakılmak istenilen felakettir. Bu aslında bir anlamda hamisi olmaya, ‘abisi olmaya çalıştığın Orta Doğu’ya hoş geldin’ mesajıdır.

27 Haziran 2015