Tarih faciası mı, Sarıkamış faciası mı?

Tarih faciası mı, Sarıkamış faciası mı? Tarihimizin karanlık kuyularının üstü hep kimsenin göremeyeceği zırhlarla kapatılmıştır. Gerçeklerin üstü örtülerek bizlere sunulanlardan çok uzakta kirli ve çok karanlık bir tarih hep vardır: Gerçek tarih. Meşhur “Cesur Yürek” filminin hemen başında şöyle bir diyalog yer alır: “Tarihçiler benim bir yalancı olduğumu söyleyecekler ama …

İsrail soykırımın tanımını değiştirdi!

Bu fotoğrafta da İsrail’in nasıl vahşi bir işgal politikası uyguladığını ve Filistin topraklarını nasıl ele geçirdiğini görüyorsunuz. (koyu alanlar işgal edilen Filistin toprakları) Soru/n şu: Bu harita soykırım değil mi? İkinci dünya savaşı sırasında Hitler, Adolf Eichmann’ı Yahudi soykırımı için görevlendirmiş ve 20 Ocak 1942 yılında yüksek devlet memurlarıyla yapılan …

Bir Futbol Hikayesi

“Stadyumları dolduran on binlerce insan “gol” yerine “ooolll” diye bağırsaydı, memlekette halledilmeyen sorun kalmazdı” diyen Necip Fazıl Kısakürek’i şimdi daha iyi anlıyorum. Bir de futbol deyince aklıma gelen tek güzel şey: Cahit Koytak’ın Futbol Oynayan Çocuklar şiiridir.

Ateş, Su, Silah!

Şam, Halep, Lazkiye, Humus, Palmira… Emevi Camisi, Hikâyeci Kahvesi, Bab’ül Faraç… Katliam, acı, göç, gözyaşı? Kahretsin, bütün güzel şeyleri yok ediyorlar! … Dünyanın bütün annelerin bildiği ve evlatlarını uyardığı ortak bir atasözü vardır: “Ateşle, suyla, silahla şaka olmaz, oynanmaz.” Neredeyse 35 yıldır annemden aynı cümleleri duyar, benim için ne kadar …

Neşet Ertaş’a veda!

Neşet Ertaş’a veda! Ah yalan dünyada yalan dünyada Yalandan yüzüme gülen dünyada Neşet Ertaş bir ömür boyu “yalan dünya” söylemişti. Dünyadan giderken bile tek gerçeği “yalan” olan bir ömür yaşadığımızı öğreterek veda etti. Bütün ahbaplar ansın adını Anlayan alırdı onun tadını Emmisi, dayısı, garip kadını Bir garip ölümü acı geliyor …

Bütün seferler haçlı, bütün zaferler kanlı, bütün planlar kirli!

Büyük yanılgılarım var. Büyük nefret, büyük öfke, küçük aklım var. Sevmem, saygı duymam, küçümserim. İnsan, erdem, onur, şeref, dokunulmazlık, kutsal, inanç, değer nedir tanımam. Aşağılık bir adamım ben. Bütün peygamberleri kutsal gören, değer veren, inanan insanların peygamberini aşağılarım. Soysuzluğumu çizerim sayfalara. Film çekerim, karikatür yaparım, meydan okurum… Aklım mı var …

Unutkan ülkeme övgüler!

Çok övünüyoruz: Askerimizin sayısıyla, teknolojik gücümüzle, ekonomik göstergelerimizle, bölgede stratejik güç oluşumuzla, çocuklarımızın başarılarıyla, destek istese köstek olacağımız bilim insanlarımızın uzak coğrafyalardaki insanlık adına yaptıklarıyla, malımızın çokluğuyla… İşimizle, kariyerimizle, ne kadar köklü bir medeniyete sahip olduğumuzla, cumhuriyetimizle… Çok dövünüyoruz: Komşu ülkelerle olan ilişkilerin kötüleşmesine, mahallemizdeki komşularımızla günden güne iletişimi koparıp …

Mihriban mı, Mihribanım mı?

Mihriban mı, Mihribanım mı? İki farklı Mihriban şiiri vardır. İlk şiir Abdürrahim Karakoç’un platonik dönemidir. Bu dönem yazdığı şiirde; Sarı saçlarına deli gönlümü Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban. Ayrılıktan zor belleme ölümü Görmeyince sezilmiyor Mihriban. ‘Yâr’ deyince, kalem elden düşüyor Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor Lâmbamda titreyen alev üşüyor Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban. …

MİT, Yakın Tarih ve Teoriler!

12 Haziran seçimlerinin üstünden yaklaşık 8 ay gibi bir süre geçti. Herkesin büyük bir heyecanla beklediği ve bütün siyasi partilerin seçim meydanlarında vadettiği yeni anayasa ve bu eksende yaşanabilir bir ülke olma arzusu, şimdilik kısır tartışmalara kurban edilmiş ve kursağımızda bırakılmış görünüyor. Seçimlerin hemen ardından büyük beklentilerle işbaşına gelen hükümete …

Sahne Monna Rosa’nın Değil Sezai Karakoç’undur

Bu satırları yağmurlu bir pazar akşamı yazıyorum. Monna Rosa tartışmalarından sonra bir kere daha büyük mütefekkir Sezai Karakoç’un hayatını konu alan “Gün Doğmadan” belgeselini izlemekteyim. Belgesele odaklanmalı ve Sezai Karakoç’u bir kez daha keşfe çıkmalıyım. Zorluklarla, yoksullukla ve yoksunlukla mücadele içinde inşa edilmiş bir hayatın kısır tartışmalarla öldürülmesine izin vermemeye …

4 Ülke 8 Gün. Yollar Bize Memleket [Son]

  Yazanlar: Nurdal Durmuş – Gökhan Şimşek Yugoslavya, arkasında kan ve gözyaşı bırakıp dağılmadan önce de bünyesindeki etnik gruplar tarafından iliklerine kadar benimsenmiş, ürettiği politik dil ve yaşam alanıyla da devamlılığı gözetilmiş bir devlet değildi. Ülke, coğrafi anlamda Avrupa’nın bir parçası olarak görünse de katı disiplin kuralları ile örülü yönetim …

4 Ülke 8 Gün. Yollar Bize Memleket [5. Bölüm]

Makedonya Fotoğraf Arşivine Buradan Ulaşabilirsiniz. Yazanlar: Nurdal Durmuş – Gökhan Şimşek Belgrad’dan Üsküp’e yola çıktığımızda karanlık, şehrin iliklerine işlemişti. Alışık olduğumuz kayboluşlardan birini daha yaşayıp yarım saat sonra anayola çıkabildik. Yorgunluğun ve uykusuzluğun getirdiği düşüş neticesinde hepimiz suskunduk. Ya da öyle zannediyorduk. Aslında üzerimize çöken Belgrad’ın hüznüydü, fakat kimse bunu …

4 Ülke 8 Gün. Yollar Bize Memleket [4]

Yazanlar: Nurdal Durmuş – Gökhan Şimşek Gorajde şehrine gitmek için Srebrenica’dan ayrıldığımızda, sırtımızdaki yükün ne olduğunu anlamlandırma çabasındaydık. Yazılı ve sözlü gelenek hep şunu söyler: Suyun olduğu yerde hayat vardır, su varsa sorun yoktur. Bosna Hersek’i tek kelimeyle özetlememiz istense, herhalde su deriz. Hangi yöne gidilse mutlaka su ve suyun …

4 Ülke 8 Gün. Yollar Bize Memleket [3. Bölüm]

Yazanlar: Nurdal Durmuş Gökhan Şimşek Gezi Fotoğraflarına Buradan Ulaşabilirsiniz. Balkanlar’da hangi şehre giderseniz gidin, mutlak suretle özünüze ait bir şeylere rastlarsınız. Mimarisinden yaşam tarzına, insanından toprağına kadar her yerde bir iz vardır. Yabancılık çekmez, kısa sürede içselleştirir, bazen mutluluk, bazen de yoğun bir hüzün solursunuz rüzgârdan. Çabuk alışır, toprağın türküsüne …

4 Ülke 8 Gün “Yollar Bize Memleket! [2]”

Yazanlar: Nurdal Durmuş Gökhan Şimşek Gezi Fotoğraflarına Buradan Ulaşabilirsiniz. Balkanlar, özellikle yaz aylarında, aynı gün içinde iki üç mevsimi bir arada yaşayabileceğiniz bir yer. Kasım ayı olmasına rağmen, bu mevsimde pek görülmeyen sıcak bir havayla karşılaşıyoruz. Gece yarısına doğru Visoko şehrinde kalacağımız pansiyona yerleşiyoruz. Ertesi sabah Konjic, Mostar, Potiçel ve …