Mısır Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

r1-017

“Mursi diktatördü, halk diktatörlüğüne dayanamadı ve kendisinden beklenen demokratik açılımları yapamadı mı?”

Ortadoğu’da bütün toplumlar ki Mısır da bunlardan biridir “Arap Baharı” denilen sürece kadar yüzlerce yıldır dikta yönetimi altındaydı. Mısır için, bu coğrafyada hatta dünyada, askerin ekonomik ve siyasi olarak en güçlü olduğu ülke diyebiliriz. Bu açıdan Mısır, askerlerin yönettiği ve askerleri de kendi içinde siyasi çıkarlar için askerleri devirdiği bir ülke. Unutmayın ki Enver Sedat bir askerdi. Yine bir asker olan Cemal Abdülnasır’ın yerine gelmişti. Sedat, Halid İslambuli isimli İslamcı bir asker tarafından öldürüldükten sonra yerine gelen Hüsnü Mübarek de bir askerdi. Siyasi bir yapılanmadan ve sivil bir muhalefetten bahsedemeyeceğimiz Mısır’da tek partili yönetimlerin seçimlerinde de bu adamlar hep yüzde doksan üzerinde oy almışlardı. Tek parti, askeri yönetim ve diktatörlükle yüzyılı aşan bir zamandır yönetilen Mısırlılar mı iktidara geleli bir sene bile olmayan Mursi niye demokrat değil diye sokağa dökülmüş!

Hadi diyelim iddia edildiği gibi Mursi halkını umursamayan bir diktatördü. Nasıl bir diktatör ki ordunun başına kendi atadığı adamın darbesiyle yerinden oldu. Darbe olur olmaz askerleri bir kurtarıcı gibi gören ve daha düne kadar Mursi kabinesinde yer alan bakanlar var. Nasıl bir diktatör ki ‘ihvan devlet kurumlarını ele geçiriyor’ demesinler diye hükümet sözcülüğüne bile muhalefetten bir kişi atadı.

Aslında bu ve benzeri yüzlerce örnek sayabiliriz. Ama kısaca şunu bilmekte yarar var. Arap Baharı denilen süreçte İsrail ve Amerikan çıkarlarıyla ters düşebilecek tek bir lider seçildi o da Mursi. Buna rağmen aslında İhvan tabanının beklemediği ölçüde demokrat olup reel politikayı kavradığı için bile eleştirilebilir. Atamalarında ve bakanlıklarında bile en kritik yerlere yine kendi adamlarımı seçemedi. Hükümet oldu, ama iktidar olamadı. Yine de seçildiği günden itibaren muhalefetle uzlaşmaya çalıştı, muhalefetse verdiği onca taviz ve imtiyaza rağmen neredeyse ilk günden itibaren tüm kapıları kapattı.

Mısır, çoğu Arap devleti gibi tarih boyu tek adamların, totaliter rejimlerin yönetiminde olan ve malumunuz seçime kadar bu şekilde yönetilen bir ülkeydi. Binlerce yıllık kadim Mısır Medeniyetinin siyasal anlamda süregelen yönetim algısı tüm devlet kademelerinin iliklerine kadar sinmişti. Bunu doğru okuyan herkes Mursi’nin görevde kaldığı her güne hayret edecektir; çünkü asırlardır süren sistem bir anda değişmeyecektir. Eğer seçimlerde Mursi yerine bu katı tutumu değiştirmeye çalışacak başka biri gelseydi yine aynı fotoğraflarla karşılaşırdık. Gelen kişi egemen güçlerin düzenine ters düşen bir şey yapmasaydı koltuğunda kalırdı. En başta şunu belirtmek gerekir ki benim için Arap yarımadası ve Kuzey Afrika toprakları her zaman bataklık algısı oluşturmuştur. Bu topraklardan her an her şey olabilir, bugün sevindiğiniz desteklediğiniz şey yarın tam karşınızda durabilir. Burada yüzlerce yıldır çatışmalar hiç bitmemiştir. Bu bataklık içine gireni pek affetmez; zira Araplar bu anlamda oldukça yumuşak bir karna sahiptir. Arap Baharı da özetle tıkanan dikta yönetimleri yerine demokrasi adı altında benzer, ama daha yumuşak bir sistemin getirilerek halkın uyutulmaya devam edilmesi meselesiydi. Darbe bunun en büyük göstergesidir.

Mısır ordusu bağımsız bir ordu mu?

Mısır ordusu, ülke bütçesini yaklaşık yüzde kırklık bir bölümünü kullanıyor. Bununla birlikte ülkedeki sanayi ve büyük ticari işletmelerin de sahibi. Mısır ordusu için ülke içinde bir başka ülke tanımı yapılabilir. Üstelik bu büyüklükte bir ekonomiyi silahlı bir güç olarak yürütüyor. Gelirleri ve giderleri sorgulanamıyor, denetlenemiyor. Mısır’ın ekonomik anlamdaki en büyük gelir kaynağı turizm ve dışarıdan orduya hibe edilen paralardır. Mübarek’in düşme süreci ve sonrasında yaşana gelişmeler nedeniyle turizm yatırımlar ve ülkeye gelen yardımlar kesilmiş durumda. Askere verilen hibeler ise kesintisiz ve artarak devam ediyor. Çünkü Mısır; Amerika, İsrail, Suud Krallığı vs. gibi müttefik güçlerin kontrolü dışına çıkabilecek herhangi bir siyasal değişimi yaşamamalı; gerektiğinde asker bu ülkelerin talimatıyla hareket edecek konumda olmalı ve kontrol altında tutulmalıydı. Bu nedenle darbe ile birlikte dünya kamuoyu AB, ABD vs. ülkeler sessiz kalmış ve ordunun halkı tarafından sevilmeyen bir diktatörü devirdiği algısı oluşturulmaya çalışılmıştır.

Mursi’ye yapılan darbeyi batı neden desteklemiştir?

Mısır konusunda Batı, Arap Baharı denilen bu süreçte planlayamadığı bazı seçimlerle yüzleşmek zorunda kalmıştır. Mursi’ye yapılan darbe de Batı’nın planlayamadığı bir hareketin önüne geçme girişimi olarak algılanmalıdır. Mısır’da Mübarek’i devirip kendi istedikleri tarzda bir demokrasi planlayan Batı, Mursi’nin seçilmesiyle hayal kırıklığı yaşamıştır. Evet, seçim olmalıdır, demokrasi gelmelidir, ama halkın istediği gibi değil, bunu planlayanların istediği gibi gelmelidir. Daha önce Filistin’de yapılan seçimlerde Hamas’ın kazandığı halde iktidar yapılmamasını ve terörist ilan edilmesini de böyle okuyabiliriz. Batı kontrol altında tutulması gereken üçüncü sınıf ülkelerde İslamcı iktidarlar istemez. Kısaca yapılan darbe için ‘Mursi ülkeyi iyi yönetemedi’ gibi basit tanımlamalardan kaçınılmalıdır. Zira batı için en büyük mesele İslamcıların iktidar olması meselesidir.

Mursi’yi devirmek için milyonlarca insan sokağa çıktı mı?

Hayır çıkmadı.

Mursi seçildiği günden beri karşıt gösteriler hep vardı. Ve bu gösterilere katılım sayısı ülke nüfusuna bakıldığında kalabalık denecek düzeyde bile değildir, öyle ki meydanlarda Mursi karşıtı gösteri yapanları toplarsanız bunların sayısı genel nüfusu temsil edemeyecek kadar az olduğunu görürsünüz. Üstelik Adeviye ve diğer meydanlarda bu kalabalığın binlerce kat daha büyükleri toplanarak Mursi’ye destek vermiştir.

İhvan terör örgütü müdür?

İhvan terör örgütü değildir. Çünkü Mısır’ın son seksen yılında askeri yönetimlere ve diktatörlüğe rağmen İhvan vardı ve kendilerine karşı uygulanan tüm saldırılara rağmen bitmedi. Bunca yıllık geçmişlerinde yöneticileri ya idam edildi ya da cezaevlerinde çürütüldü. Buna rağmen İhvan silahlı bir örgüt olmasına rağmen ülkeyi darbe ve diktatörlükten daha büyük bir kaos içine sokma teşebbüsünde bulunmamıştır. Halkta bir karşılığı olmasa Mübarek’in devrilme sürecinde kurduğu partiyle ve yapılan ilk çok partili seçimlerde en çok oyu alamazdı. Bugün de meydanlarda askerin kurşunlarına hedef olup binlerce insanını kurban veriyor. İhvan’ın halkın gözünde var olan prestijini; orduyla savaşmaya teşvik ederek “işte bakın ülkeyi bu hainlerin elinden kurtardık, işte teröristler”diye göstermek istiyorlar.

Çünkü ordunun Adeviye ve diğer meydanlara yaptığı operasyon ve katliamlarını örtmek için yapacağı en büyük aklanma hareketi İhvan’ı çatışma ortamına çekmek olacaktır. Bu plan tutar mı bekleyip göreceğiz!

Nurdal Durmuş

web          : http://www.nurdaldurmus.com

facebook : http://www.facebook.com/nurdaldurmus

twitter      : http://www.twitter.com/nurdaldurmus

Leave a Reply