İsrail soykırımın tanımını değiştirdi!

İsrail soykırımın tanımını değiştirdi!

Bu fotoğrafta da İsrail’in nasıl vahşi bir işgal politikası uyguladığını ve Filistin topraklarını nasıl ele geçirdiğini görüyorsunuz. (koyu alanlar işgal edilen Filistin toprakları)


Soru/n şu:
Bu harita soykırım değil mi?

  1. İkinci dünya savaşı sırasında Hitler, Adolf Eichmann’ı Yahudi soykırımı için görevlendirmiş ve 20 Ocak 1942 yılında yüksek devlet memurlarıyla yapılan Wannsee Konferansı sonucu Yahudi sorununun nihai çözümü için sistematik olarak gaz odalarında zehirlenerek öldürülmeleri tasarlanmıştır. Bu tehlikeli düşüncenin henüz karar aşamasında Avrupa Yahudilerinin sayısı yaklaşık 8 milyon civarındaydı. Her ne kadar soykırımda yaklaşık 5,0000 Yahudi’nin Holokost’a yani, toplama kamplarında soykırıma uğradığı iddia edilse de bağımsız kaynaklar tarafından bu sayının çok abartılı bulunduğunu söylemeden geçmeyelim.
  2. İsrail devletinin kurulması süreci, 1897’de Theodor Herzl’in İsviçre’de Birinci Dünya Siyonist Kongresi’ni toplamasıyla başladı. Başta İngiltere olmak üzere Batılı devletler, Filistin topraklarında bir İsrail devletinin kurulmasını destekledi. 29 Kasım 1947’de, BM, Filistin topraklarının yüzde 56’sının 650 bin kişilik Yahudi nüfusuna, yüzde 44’ünün ise 1 milyon 300 bin kişilik nüfusu bulunan Filistin’e verilmesini ve Kudüs’ü uluslararası statüye alan bir planı onayladı. İsrail devletinin kuruluşu, 14 Mayıs 1948 tarihinde ilan edildi.
  3. Şimdi asıl konumuza dönecek olursak; Nazi soykırımı yaşamış ve tüm dünyadaki nüfusunun kendi iddiasına göre %60’ını kaybetmiş bir milletin, dünyada bir tek Yahudi’nin saç teline zarar gelse hemen dünyayı Antisemitizm diyerek ayağa kaldıran İsrail’in çocuk parkında oyun oynayan çocukların bedenlerini füzeyle parçalamasına ne diyeceğiz?

Dünya’da Antisemitizm diye bir kavram varsa İslamofobi diye bir kavramda vardır ve bunu İsrail devleti dünyanın gözünün içine baka baka her gün yapmaktadır.

İştahla Müslüman kanı dökmektedir. İştahla ülke işgal etmektedir. İştahla bebek katletmektedir. İştahla soykırım uygulamaktadır. Yazık ki BM başta olmak üzere gücü elinde bulunduran küresel aktörler de iştahla bu katliam ve işgal politikasına -soykırıma- destek vermektedir!

Dünya güç dengeleri konusunda adalet terazisini maalesef hep güçlü olanın güçsüz olana hükmettiği bir ikiyüzlülükle değerlendirmiştir. Belki dünyanın kuruluşundan bu yana süregelen bu riyakâr politikalar nedeniyle dünya artık adalet ve eşitlik kavramının yörüngesinde değil; daha fazla gücü olanın her türlü hakkı elinde tuttuğu, mazlumu ezdiği, ne yaparsa yapsın korunduğu yaşanmaz bir cehennem haline çevrilmiştir.

Evet, dünyada değişmesi gereken çok şey var.

BM; küresel güçlerin adaletsiz, insanlıktan yoksun yanlı politikaları; bütün insanlığın söz konusu olduğu yerde ayrım gözetmeksizin ‘onurlu ve eşit davranmak gerektiği ilkesi’ gibi bir sürü şey belki.

Pek tabii “soykırım” tanımı da değişmelidir.

Soykırımı bir insan topluluğunu ulusal, siyasi ya da dinsel bir takım sebeplerle yok etme eylemi olarak tanımlamaktan çıkarıp aynı nedenlerle ülkesini işgal etme, evini, ocağını, yerini yurdunu gasp etme, ambargo uygulama, yaşam alanlarını haksız yere daraltarak adeta bir açık cezaevine çevirme gibi tanımlamalarla genişletmeliyiz.

İsrail bunların hepsini bugüne kadar yapmış ve yapmaya da devam etmektedir.

Dünya susmaya; bu şımarık, hukuk tanımaz, adalet duygusundan yoksun, bencil ve sistematik soykırım yapan İsrail’e destek vermeye devam etmekte.

Artık bu kural tanımaz şımarık çocuğun dünyaya yaydığı Siyonizm korkusu Nazizm ve ırkçılığın durdurulduğu gibi acilen durdurulmalıdır.

Ama bizim de kendimizi sorgulamaya ihtiyacımız var.
Gazze’de Hamas ile ulusal yönetimde el-Fetih’in orası senin burası benim kavgasını…
İsrail’den önce aynı ülkedeki bu iki farklı Müslüman grubun çatışmasını…
Ya da Gazze bombalanınca Mısır tünellerini yardım götürmek isteyenlere fahiş fiyata kiralayan fırsatçıları…

Uzun hikâye kısa anlatılmaz, ama dünyada tek gerçek var güçlü ve birlik olacaksın.
“2 milyarız” diye övünen Müslüman coğrafya tüm dünyada sayısı 12 milyon olan (sadece 12 milyon yani İstanbul kadar bile olmayan) Yahudilerle baş edemiyorsa ve hâlâ Gazze’de kitlesel bir soykırım yaşanıyorsa, aynaya bakıp gerekiyorsa bu kahredici durum için kendi yüzümüze tükürmeliyiz!
Yoksa “kahrolsun İsrail” diye bağırmakla İsrail kahrolmaz!

Nurdal Durmuş
Sosyal Medyadan Takip Etmek İçin;
facebook :
twitter :
google +

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.