İnsanı yenilemek

“Bakın bahar geliyor, ama sadece bize.
Ya dünyanın diğer çocuklarına ne olacak?”

Kartalların ortalama ömrü 40 senedir. Ancak kartallar kırklı yaşlara geldiklerinde büyük bir mücadeleyi göze alırlarsa kuş türleri içinde kargadan sonra en uzun ömürlü canlı olma özelliğini taşıyabilirler.
Bu mücadelenin adı direnmek, sabır ve tedbirdir.
Çünkü avcı bir tür olan kartal için hayati öneme sahip 3 organ vardır: Kanat, Pençe ve Gaga.
Kartal, 40 yaşına geldiğinde pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle avlarını kavrayıp tutamaz hale gelir. Gagası uzunlaşır ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması, avlanması ve hayatını sürdürmesi çok zorlaşmıştır.

Bu duruma gelen kartalın iki seçeneği vardır. Üstelik bu seçeneklerin hiçbiri dayanılacak ya da kabul edilecek türden değildir. İlk seçenek ölümdür. Kartal görevini yerine getirmeyen kanat, gaga ve pençelerinin kurbanı olacak ve avlanamadığı için avcı değil av olacak ya da açlıktan ölecektir. İkinci seçenek hayattır. Kartal hayatı seçtiğinde imkânsızı başarmak zorundadır. Yaratıcının bahşettiği yeniden doğuşun yahut bir başka deyişle hayata tutunmanın kartal için gerçekten ağır bir bedeli vardır. Bu seçenek; ortalama 150 gün sürecek, çok zorlu, dayanılmaz acılarla beraber karşılaşılacak her türlü tehlikenin göze alındığı bir süreç demektir. Önce kartal, yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecine, ağırlaşan kanatlarına rağmen bir dağın tepesine uçmak zorundadır. İkinci aşama uçmasına gerek olmayan, bulunduğu yerdeki diğer sürüngen ya da avlarla hayatını sürdüreceği korunaklı bir yuva bulmaktır. Üçüncü aşama dayanılmaz acıların başlayacağı evredir. Bu evrede kartal, eskimiş ve kıvrılmış gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer.

Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra kartal için yeni bir ıstırabın kapıları aralanır. Çünkü bu yeni gaga ile kartal esnekliğini kaybeden pençelerini yerinden sökmek ve bir süre daha acılar içinde yeni pençelerinin çıkmasını beklemek zorundadır. Yeni pençeleri çıkan kartalın tamamlaması gereken son bir görevi kalır: Eski, kanatlarında ağırlık yaparak uçmasını engelleyen tüylerini yolmaya başlar. Bu aşamadan sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.

***
Kartalın yenilenme hikâyesinde olduğu gibi semboller, sonucu istediğimiz gibi bitmeyecek hikâyelerimizin umududur.
Semboller, insan içinde biriken hüznü, nefreti, intikam duygusunu ve yenilmişliği alır.
Yüz ifademizi şekillendiren ne kadar olumsuz duygu varsa alır işte.
‘Ağaca bez bağlamak’ bir dileğin kabul olmasının umududur örneğin.
Bir nevi inanma ihtiyacıdır semboller.
‘Bir şey yapamıyorum, bari şunu deneyeyim, belki olur’ umuduyla bir sürü hayalin peşinden sürüklenmek ve sürekli yenilenmektir biraz da.
Gücünüzün, eyleminizin, söyleminizin yapamadığını, başaramadığını duygusal tepkilerinizin seline verip içinizin ateşini söndürmektir.
Kabul edememek ve yenilmektir çoğu kez.
Ama yenilenmektir de.

İnsanların da tıpkı kartallar gibi yenildikleri kadar yenilenmeye ihtiyaçları vardır. Bir bahar, bir mutluluk, bir gülümseme; derin bir nefes alıp şükretmeye ihtiyaçları vardır. Yaşadıklarımızdan öğrendiğimiz şeylerin toplamı kadardır hayat. Bildiğimiz kadar dertlenir, bilmediğimiz kadar duyarsızlaşır, alıştıkça kabulleniriz.
Düşmemek için sembollere ve kahramanlık hikâyelerine ihtiyaç duyarız hep.
İnsan, ruhunu kötürümlerinden arındırmak için bir kartal gibi acıyı ve zorluğu göze almalı ve yenilenmek için kartal kadar cesaret göstermeli. Bu seçimi yapmazsa insan, kendi uçurumlarının kıyısından yuvarlanır.
Biliriz ki hiçbir boşluk, insanın kendi içinde oluşan boşluktan daha derin değildir.

Nurdal Durmuş

@nurdaldurmus

5 Comments

Leave a Reply