<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Sezai Karakoç&#8217;un Hayatı &#8220;Gün Doğmadan&#8221; İle Belgesel Oldu. yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.nurdaldurmus.com/gunlukler/sezai-karakocun-hayati-gun-dogmadan-ile-belgesel-oldu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.nurdaldurmus.com/gunlukler/sezai-karakocun-hayati-gun-dogmadan-ile-belgesel-oldu/</link>
	<description>*güne bakma durağı *makaleler * okuma notları * otuzuncu harf * sair zamanlar radyo programları * söyleşi *video kulübü</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Feb 2012 14:28:17 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
	<item>
		<title>Yazar: gizem</title>
		<link>http://www.nurdaldurmus.com/gunlukler/sezai-karakocun-hayati-gun-dogmadan-ile-belgesel-oldu/comment-page-1/#comment-162</link>
		<dc:creator>gizem</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 07:13:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.nurdaldurmus.com/?p=838#comment-162</guid>
		<description>Galaya gittim, izledim ve gerçekten sezai karakoçun desteği olmadan böylesine meşakkatli bir iş çok başarılı. herkes kendince atıp tutuyor, ya bu zamana kadar neredeydik, belgesel yapılmış ve çokta iyi bir iş çıkmış ortaya, konuşmak bedava tabii.Ben belgeseli izlerken çok keyif aldım ve çokta duygulandım, ağladığım anlar bile oldu.Birincisi giriş sahnesi muhteşem tam bir film  izliyormuşum gibi hissettim, emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Bence yönetmen hissederek yapmış bu işi, izlerken bunu hissettim.Bunu bize yaşattığınız için herkese teşekkürler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Galaya gittim, izledim ve gerçekten sezai karakoçun desteği olmadan böylesine meşakkatli bir iş çok başarılı. herkes kendince atıp tutuyor, ya bu zamana kadar neredeydik, belgesel yapılmış ve çokta iyi bir iş çıkmış ortaya, konuşmak bedava tabii.Ben belgeseli izlerken çok keyif aldım ve çokta duygulandım, ağladığım anlar bile oldu.Birincisi giriş sahnesi muhteşem tam bir film  izliyormuşum gibi hissettim, emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Bence yönetmen hissederek yapmış bu işi, izlerken bunu hissettim.Bunu bize yaşattığınız için herkese teşekkürler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Каталог статей</title>
		<link>http://www.nurdaldurmus.com/gunlukler/sezai-karakocun-hayati-gun-dogmadan-ile-belgesel-oldu/comment-page-1/#comment-156</link>
		<dc:creator>Каталог статей</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 11:58:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.nurdaldurmus.com/?p=838#comment-156</guid>
		<description>On your place I would not do it.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>On your place I would not do it.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Каталог статей</title>
		<link>http://www.nurdaldurmus.com/gunlukler/sezai-karakocun-hayati-gun-dogmadan-ile-belgesel-oldu/comment-page-1/#comment-155</link>
		<dc:creator>Каталог статей</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2010 00:30:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.nurdaldurmus.com/?p=838#comment-155</guid>
		<description>Absurdity what that</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Absurdity what that</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: necmiye alpay</title>
		<link>http://www.nurdaldurmus.com/gunlukler/sezai-karakocun-hayati-gun-dogmadan-ile-belgesel-oldu/comment-page-1/#comment-154</link>
		<dc:creator>necmiye alpay</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 09:51:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.nurdaldurmus.com/?p=838#comment-154</guid>
		<description>Karakoç’un harcandığıdır
15Ocak Cuma akşamı İstanbul CRR’de büyük şair Sezai Karakoç’la ilgili “Gün Doğmadan” adlı “belgesel”in gösterimi vardı. Şairin orada olmamasına sevindim: İçimden bir duygu, gelseydi üzülürdü, hem gecenin düzeni, hem de gösterilen “belgesel” açısından, diyor.
Gecenin düzenindeki mantık, ‘büyük bir şair ve düşünür için büyük mevkilerden katılım gerekir’ biçiminde olmalı ki, her şey iki bakana göre ayarlanmıştı: Yarım saati aşan bir gecikmeyle geldiler, onlar gelmeden programa başlanmadı ve hınca hınç dolu salondan bu gecikme nedeniyle özür dilenmedi. Hamasetinden hayli memnun görünen tok sesli tek duruşlu sunucunun, salonu ve kendisini itaatle görevli ‘ast’lar konumunda gördüğü, bakanları kürsüye tek tek “arz ederim” tekmiliyle çağırmasından belliydi. 
Geceye katılan bakanlar kadar, “belgesel”de konuşan Dışişleri Bakanı da Karakoç’u güncel politikanın içine yerleştirmeye çalıştı. Karakoç Diyarbakırlıydı, dolayısıyla “açılım”ı anmak için iyi bir fırsattı. Nitekim, yanılmıyorsam gece boyunca en gür alkışı bu cümle (“işte biz, açılımı bunun için, ...) aldı. Ama “Kürt” sözcüğü filan telaffuz edilmiş değildi ve “açılım” kavramı daha çok Osmanlı geçmişimizle İslam medeniyetini ima eden bir biçimde İslam ülkeleriyle olan yakınlaşma çerçevesinde sunuldu. Kısacası, o gece söylenenlere bakılınca açılım içe ve geleceğe doğru olmaktan çok, dışa ve geçmişe (Karakoç’unkinden çok daha yakın bir geçmişe) doğru düşünülmüş bir kavram gibi görünüyordu. 
Bakanlar, çocuk denecek yaşta Karakoç’tan şiirler ezberlemiş olduklarını söylediler ama, okumayı denemediler. 
“Belgesel”e gelince. Tahmin edileceği üzere, şairin kendisini pek az görüyoruz bu filmde: Okul çağlarında çekilmiş bir iki vesikalık fotoğrafı ve kendi partisi (Diriliş) için yaptığı kürsü konuşmaları sırasında kaydedilmiş birkaç kısa görüntü dışında yalnızca kısa bir sekansta gözüküyor, o da, kalabalık arasında yürürken belli ki haberi olmadan yapılmış ve fark ettiği anda öfkeyle itiraz ettiği bir çekimden ibaret. Görüntü, itiraz ânında donarak sona eriyor. Şair itirazını geri çekmiş olmalı ki, yönetmen bu sekansı kullanmaya karar vermiş.
Görsel yön genel çizgisiyle fazla zayıf, fazla klişe. Müziğin başarısı ve aralara serpiştirilmiş şiirler ile bazı tanıklıklar bile kurtaramıyor yapımı. (Ayla Algan çok iyi şiir okuyor. Oysa tiyatro oyuncuları genellikle dramatize etmekten kaçınamaz.)
“Belgesel”in en kötü yanı ise, batı etkisi olumsuzlanırken gösterilen bir sekansta, batılı giysiler giymiş ama kafasız (düpedüz kafası çıkarılmış) 
biri kadın diğer ikisi erkek giysili üç vitrin mankeninin, kendi kendineymiş gibi yandığı sahneydi:
Bir kır görüntüsü zeminine monte edilmiş, ayakta duran üç vitrin mankeni. Kadın bedenli olana, kırmızı ve yakasız bir elbise giydirilmiş. Diğerlerinde garsonumsu siyah beyaz kılıklar. Mankenler bir bir, önce kara dumanlar çıkarıp sonra tutuşarak çatır çatır yanıyor. 
“Belgesel”i doyurucu bulan var mıydı salonda, diye soracak değilim. Vitrin mankenlerinin yakıldığı sekansta hiç irkilmedim diyebilecek olan var mıydı, onu merak ediyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Karakoç’un harcandığıdır<br />
15Ocak Cuma akşamı İstanbul CRR’de büyük şair Sezai Karakoç’la ilgili “Gün Doğmadan” adlı “belgesel”in gösterimi vardı. Şairin orada olmamasına sevindim: İçimden bir duygu, gelseydi üzülürdü, hem gecenin düzeni, hem de gösterilen “belgesel” açısından, diyor.<br />
Gecenin düzenindeki mantık, ‘büyük bir şair ve düşünür için büyük mevkilerden katılım gerekir’ biçiminde olmalı ki, her şey iki bakana göre ayarlanmıştı: Yarım saati aşan bir gecikmeyle geldiler, onlar gelmeden programa başlanmadı ve hınca hınç dolu salondan bu gecikme nedeniyle özür dilenmedi. Hamasetinden hayli memnun görünen tok sesli tek duruşlu sunucunun, salonu ve kendisini itaatle görevli ‘ast’lar konumunda gördüğü, bakanları kürsüye tek tek “arz ederim” tekmiliyle çağırmasından belliydi.<br />
Geceye katılan bakanlar kadar, “belgesel”de konuşan Dışişleri Bakanı da Karakoç’u güncel politikanın içine yerleştirmeye çalıştı. Karakoç Diyarbakırlıydı, dolayısıyla “açılım”ı anmak için iyi bir fırsattı. Nitekim, yanılmıyorsam gece boyunca en gür alkışı bu cümle (“işte biz, açılımı bunun için, &#8230;) aldı. Ama “Kürt” sözcüğü filan telaffuz edilmiş değildi ve “açılım” kavramı daha çok Osmanlı geçmişimizle İslam medeniyetini ima eden bir biçimde İslam ülkeleriyle olan yakınlaşma çerçevesinde sunuldu. Kısacası, o gece söylenenlere bakılınca açılım içe ve geleceğe doğru olmaktan çok, dışa ve geçmişe (Karakoç’unkinden çok daha yakın bir geçmişe) doğru düşünülmüş bir kavram gibi görünüyordu.<br />
Bakanlar, çocuk denecek yaşta Karakoç’tan şiirler ezberlemiş olduklarını söylediler ama, okumayı denemediler.<br />
“Belgesel”e gelince. Tahmin edileceği üzere, şairin kendisini pek az görüyoruz bu filmde: Okul çağlarında çekilmiş bir iki vesikalık fotoğrafı ve kendi partisi (Diriliş) için yaptığı kürsü konuşmaları sırasında kaydedilmiş birkaç kısa görüntü dışında yalnızca kısa bir sekansta gözüküyor, o da, kalabalık arasında yürürken belli ki haberi olmadan yapılmış ve fark ettiği anda öfkeyle itiraz ettiği bir çekimden ibaret. Görüntü, itiraz ânında donarak sona eriyor. Şair itirazını geri çekmiş olmalı ki, yönetmen bu sekansı kullanmaya karar vermiş.<br />
Görsel yön genel çizgisiyle fazla zayıf, fazla klişe. Müziğin başarısı ve aralara serpiştirilmiş şiirler ile bazı tanıklıklar bile kurtaramıyor yapımı. (Ayla Algan çok iyi şiir okuyor. Oysa tiyatro oyuncuları genellikle dramatize etmekten kaçınamaz.)<br />
“Belgesel”in en kötü yanı ise, batı etkisi olumsuzlanırken gösterilen bir sekansta, batılı giysiler giymiş ama kafasız (düpedüz kafası çıkarılmış)<br />
biri kadın diğer ikisi erkek giysili üç vitrin mankeninin, kendi kendineymiş gibi yandığı sahneydi:<br />
Bir kır görüntüsü zeminine monte edilmiş, ayakta duran üç vitrin mankeni. Kadın bedenli olana, kırmızı ve yakasız bir elbise giydirilmiş. Diğerlerinde garsonumsu siyah beyaz kılıklar. Mankenler bir bir, önce kara dumanlar çıkarıp sonra tutuşarak çatır çatır yanıyor.<br />
“Belgesel”i doyurucu bulan var mıydı salonda, diye soracak değilim. Vitrin mankenlerinin yakıldığı sekansta hiç irkilmedim diyebilecek olan var mıydı, onu merak ediyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Emine Yalçın</title>
		<link>http://www.nurdaldurmus.com/gunlukler/sezai-karakocun-hayati-gun-dogmadan-ile-belgesel-oldu/comment-page-1/#comment-145</link>
		<dc:creator>Emine Yalçın</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 10:10:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.nurdaldurmus.com/?p=838#comment-145</guid>
		<description>ne ki rabbin hem kadını hem sezai karakoç&#039;u yaratmış</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>ne ki rabbin hem kadını hem sezai karakoç&#8217;u yaratmış</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Gökhan Şimşek</title>
		<link>http://www.nurdaldurmus.com/gunlukler/sezai-karakocun-hayati-gun-dogmadan-ile-belgesel-oldu/comment-page-1/#comment-144</link>
		<dc:creator>Gökhan Şimşek</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2010 10:08:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.nurdaldurmus.com/?p=838#comment-144</guid>
		<description>klip tadında bir belgeseldi, üzüldüm.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>klip tadında bir belgeseldi, üzüldüm.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Emine Şimşek</title>
		<link>http://www.nurdaldurmus.com/gunlukler/sezai-karakocun-hayati-gun-dogmadan-ile-belgesel-oldu/comment-page-1/#comment-143</link>
		<dc:creator>Emine Şimşek</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 13:20:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.nurdaldurmus.com/?p=838#comment-143</guid>
		<description>Nurdal Bey yazınız pek çoğumuzun dertlendiği noktaları dile getirmiş.

Özellikle Sezai Karakoç ile ilgili daha bireysel noktaların olmaması bir hayli eksikliğini hissettirdi.
Mesela Saadettin Acar da olmalıydı. Sezai Bey derken ışıldayan gözleri neden yoktu?...

Neden yenilgi yenilgi büyüyen zafer yoktu?

Yağmur...Pek çok görüntüden öte yağmur gelir benim aklıma Sezai Karakoç denilince. Ve yağmur bir kaç damlaydı belki.

Nedense aldanmıştı annesi...

Neden sarıklı ulu hocalar yoktu?

Belgeselden çıkınca sokakta içimizde kalan eksikliklerle dolaştık.
Bu belgeselin hakkıyla yerini bulduğunu düşünmüyorum.
Ya da Sezai Karakoç ve O&#039;nun şiirlerini hayat felsefesi haline getirmiş biri çekmeliydi..
Ya da belki ilerde...
Belli mi olur...

Ama yine de bu belgeselin olması lazımdı.
İyi ki de oldu.

Emeği geçen herkes sağolsun varolsun</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Nurdal Bey yazınız pek çoğumuzun dertlendiği noktaları dile getirmiş.</p>
<p>Özellikle Sezai Karakoç ile ilgili daha bireysel noktaların olmaması bir hayli eksikliğini hissettirdi.<br />
Mesela Saadettin Acar da olmalıydı. Sezai Bey derken ışıldayan gözleri neden yoktu?&#8230;</p>
<p>Neden yenilgi yenilgi büyüyen zafer yoktu?</p>
<p>Yağmur&#8230;Pek çok görüntüden öte yağmur gelir benim aklıma Sezai Karakoç denilince. Ve yağmur bir kaç damlaydı belki.</p>
<p>Nedense aldanmıştı annesi&#8230;</p>
<p>Neden sarıklı ulu hocalar yoktu?</p>
<p>Belgeselden çıkınca sokakta içimizde kalan eksikliklerle dolaştık.<br />
Bu belgeselin hakkıyla yerini bulduğunu düşünmüyorum.<br />
Ya da Sezai Karakoç ve O&#8217;nun şiirlerini hayat felsefesi haline getirmiş biri çekmeliydi..<br />
Ya da belki ilerde&#8230;<br />
Belli mi olur&#8230;</p>
<p>Ama yine de bu belgeselin olması lazımdı.<br />
İyi ki de oldu.</p>
<p>Emeği geçen herkes sağolsun varolsun</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: H.Ulvi Alacakaptan</title>
		<link>http://www.nurdaldurmus.com/gunlukler/sezai-karakocun-hayati-gun-dogmadan-ile-belgesel-oldu/comment-page-1/#comment-142</link>
		<dc:creator>H.Ulvi Alacakaptan</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 13:19:51 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.nurdaldurmus.com/?p=838#comment-142</guid>
		<description>Böyle berbat bir belgesel yaşamımda görmedim. Yapanlar da ayakta alkışlayanlar da utansın. en azından Hele Sezai beye haber vermeden gizlice filmini çekmek neydi? Küstahlık!</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Böyle berbat bir belgesel yaşamımda görmedim. Yapanlar da ayakta alkışlayanlar da utansın. en azından Hele Sezai beye haber vermeden gizlice filmini çekmek neydi? Küstahlık!</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: cihangir</title>
		<link>http://www.nurdaldurmus.com/gunlukler/sezai-karakocun-hayati-gun-dogmadan-ile-belgesel-oldu/comment-page-1/#comment-141</link>
		<dc:creator>cihangir</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 08:55:43 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.nurdaldurmus.com/?p=838#comment-141</guid>
		<description>yazı için teşekkürler, üstat karakoçu elbette bir belgesele bir metne ve bir disipline &quot;o disiplin edebiyat bile olsa&quot; sığdıramayız. Batı da din ya da materyalizm vardır, bizde ise islam islam ise doğru anlatılıp yaşanılamaz sa batıdaki &quot;din&quot; anlamına dönüştürülebilir. Bu ise islam ve dirilişe ve edebiyata yapılabilecek en büyük kötülüktür. Osmanlı sadece Osman Gazi ya da sadece Şeyh Edebali değildir. birinden alınan ilhamın ikincide ki hayat bulması dır. O halde karakoçun gecesine, içişleri bakanının gelmesinin kültür bakanının gelmesinden hoş karşılanabilir ve karşılanmalıdır. Kültür bakanı  yada herhangi bir bakan ya da başkabakan karakoçu kuşatıp himaye edecek kimseler değildir. değildir. Ancak ondan aldıklarını hayata geçirebilecek tiplerdir. Osman gazinin Edebaliden aldığı öğütle devlet kurması neyse İçişleri bakanının karakoçtan etkilenmesiyle kürt açılımı yapması odur öyle algılanmalıdır. Herkes aldığını rivayet etmemeli bazıları aldıklarına riayet ederek, yaşayarak alınan şeylerin ütopyadan ibaret olamdığını ispat etmelidir. Bu açıdan bakıldığında Karakoç hakkında edebiyatçılar ve Kültür Bakanı dışındakileri sığ yorumlar olarak anlamak ya da anlatmak Karakoç tan bişey anlamamaktır. Eğer bir yanlış anlayışım varsa bunu düzeltmeye hazırım. Kalemim burda görüşlerini paylaşan arkadaşşlar kadar edebi olmayabilir. sonuçta mühendisim ancak karakoçu okumaya ve Facebook dahil her yerde paylaşmaya ve iilkerini yaşamaya &quot;ki o ilkeler islamdan beslenerek rivayet edilmiştir&quot; çalışan bir kimse olarak sizlerle bu düşüncelerimi paylaşma gereği duydum. Edebiyatçı olmadığım için düşüncelerimi çok direkt iafde ediyorum bu da kırıcı olabiliyor bazen eğer bu yazıda da böyle birşey yaptıysam bütün camiadan özellikle yazardan özür diliyorum. 

Selam ve Muhabbetle</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>yazı için teşekkürler, üstat karakoçu elbette bir belgesele bir metne ve bir disipline &#8220;o disiplin edebiyat bile olsa&#8221; sığdıramayız. Batı da din ya da materyalizm vardır, bizde ise islam islam ise doğru anlatılıp yaşanılamaz sa batıdaki &#8220;din&#8221; anlamına dönüştürülebilir. Bu ise islam ve dirilişe ve edebiyata yapılabilecek en büyük kötülüktür. Osmanlı sadece Osman Gazi ya da sadece Şeyh Edebali değildir. birinden alınan ilhamın ikincide ki hayat bulması dır. O halde karakoçun gecesine, içişleri bakanının gelmesinin kültür bakanının gelmesinden hoş karşılanabilir ve karşılanmalıdır. Kültür bakanı  yada herhangi bir bakan ya da başkabakan karakoçu kuşatıp himaye edecek kimseler değildir. değildir. Ancak ondan aldıklarını hayata geçirebilecek tiplerdir. Osman gazinin Edebaliden aldığı öğütle devlet kurması neyse İçişleri bakanının karakoçtan etkilenmesiyle kürt açılımı yapması odur öyle algılanmalıdır. Herkes aldığını rivayet etmemeli bazıları aldıklarına riayet ederek, yaşayarak alınan şeylerin ütopyadan ibaret olamdığını ispat etmelidir. Bu açıdan bakıldığında Karakoç hakkında edebiyatçılar ve Kültür Bakanı dışındakileri sığ yorumlar olarak anlamak ya da anlatmak Karakoç tan bişey anlamamaktır. Eğer bir yanlış anlayışım varsa bunu düzeltmeye hazırım. Kalemim burda görüşlerini paylaşan arkadaşşlar kadar edebi olmayabilir. sonuçta mühendisim ancak karakoçu okumaya ve Facebook dahil her yerde paylaşmaya ve iilkerini yaşamaya &#8220;ki o ilkeler islamdan beslenerek rivayet edilmiştir&#8221; çalışan bir kimse olarak sizlerle bu düşüncelerimi paylaşma gereği duydum. Edebiyatçı olmadığım için düşüncelerimi çok direkt iafde ediyorum bu da kırıcı olabiliyor bazen eğer bu yazıda da böyle birşey yaptıysam bütün camiadan özellikle yazardan özür diliyorum. </p>
<p>Selam ve Muhabbetle</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: esra tarakçı</title>
		<link>http://www.nurdaldurmus.com/gunlukler/sezai-karakocun-hayati-gun-dogmadan-ile-belgesel-oldu/comment-page-1/#comment-140</link>
		<dc:creator>esra tarakçı</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 18:21:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.nurdaldurmus.com/?p=838#comment-140</guid>
		<description>sahnelere ayrılmış yazıda perde tam kapanmadan aralıklarla günü anlatıyor. hayır aslında Gün Doğmadan &#039;tam olarak ne oldu&#039; anlamayacağım. bakanlar kaç kişinin dikkatini sinire ulaştırmıştır acaba.. şairi şairlere,ebiyatçılara sormaktansa akademisyenlere sormak bir nebze lakin politikacıların &#039;direniş&#039; algısı eş değer miymiş? tren sahneleri güzeldir, güzellik pelesenk olmuş demek. ıv. sahneyi görüp v. sahneyi söylemek için sabırsızlanıyoruz. tırnaklayacağız sözlerini nurdal abi başkalarına anlatmamız gerekenler var.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>sahnelere ayrılmış yazıda perde tam kapanmadan aralıklarla günü anlatıyor. hayır aslında Gün Doğmadan &#8216;tam olarak ne oldu&#8217; anlamayacağım. bakanlar kaç kişinin dikkatini sinire ulaştırmıştır acaba.. şairi şairlere,ebiyatçılara sormaktansa akademisyenlere sormak bir nebze lakin politikacıların &#8216;direniş&#8217; algısı eş değer miymiş? tren sahneleri güzeldir, güzellik pelesenk olmuş demek. ıv. sahneyi görüp v. sahneyi söylemek için sabırsızlanıyoruz. tırnaklayacağız sözlerini nurdal abi başkalarına anlatmamız gerekenler var.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: İclal</title>
		<link>http://www.nurdaldurmus.com/gunlukler/sezai-karakocun-hayati-gun-dogmadan-ile-belgesel-oldu/comment-page-1/#comment-139</link>
		<dc:creator>İclal</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 14:32:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.nurdaldurmus.com/?p=838#comment-139</guid>
		<description>Ne yalan söyliyim. Sizin bu kategorisi belli olmayan yazılarınız çok farklı ve keyifli geliyor bana. Dogrusu duygularınızı anlatış biçiminiz kıskanılır! Sezai Karakoç&#039;u Monarozayla tanımış bir yazar olarak söylediklerinize ve eleştirilerinize katılıyorum. Sevgiler...
İclal</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ne yalan söyliyim. Sizin bu kategorisi belli olmayan yazılarınız çok farklı ve keyifli geliyor bana. Dogrusu duygularınızı anlatış biçiminiz kıskanılır! Sezai Karakoç&#8217;u Monarozayla tanımış bir yazar olarak söylediklerinize ve eleştirilerinize katılıyorum. Sevgiler&#8230;<br />
İclal</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

