
Onlar Kim mi?
Onların en büyük özelliği, üzerine silah doğrultulup katledilen masum insanları suçlu çıkaracak kadar kirli bir kaleme sahip olmalarıdır. Dünyayı, silahlardan çıkan kurşunların gül olduğuna inandıracak kadar ahmak yerine koyarlar!
Ülkeler işgal edip, “Nükleer silahları vardı” bahanesine sığınırlar. İnsanlar katledip, “Onlar teröristti” diye yutturmaya uğraşırlar. Uluslararası kara sularında sivil gemileri yağmalayıp masum insanlar öldürdükten sonra, “Onlar teröristlerle işbirliği yapan haydutlardır” diye propaganda yaparlar.
Onlar kim mi?
Türkiye ne zaman halkının isteklerini dillendiren bir lidere sahip olsa “Eksen kayması var” yaygaraları kopartıp; “Bizi sırtımızdan vuran Araplara yağcılık yapıyor.” yaftasıyla karalamaya çalışırlar. Milyonlarca insan abluka altına alınır, evleri başlarına yıkılır, aç susuz bırakılır ama “Onlar da falancaya destek vermesinler canım!” bahanesiyle özgürlüğe kement atarlar.
Onlar kim mi?
“Üç beş Arap için en yakın müttefikimizi mi kaybedeceğiz?!” diyerek caninin suç ortağı olurlar… Düşmanlarını haksız duruma düşürmek için her cümlenin sonuna “vatandaşlarımız tehdit altında” açıklaması sıkıştırıp Türkiye’de Yahudi çocukların korkudan sıraların altına gizlenerek ders yaptığı palavrasını sıkarlar. Bir gün bile Gazzeli çocukların altına girecek bir sırası, koynuna girecek bir annesi, başını sokacak bir yuvası, eline alacak bir kalemi olmadığını düşünmezler.
Onlar kim mi?
Dünyanın her yerinde özel ajanlarıyla otel odalarında katliam yaparlar, gerekirse kendi vatandaşlarını ülkelerini haklı çıkarmak için öldürüp ihaleyi başkalarına yıkarlar. Dünyanın en gelişmiş silahları kendilerinde diye önlerine gelen herkesi çocuk, anne, masum, sivil demeden katletme andı içerler!
Onlar kim mi?
Cümlelerine şirinlikle başlar “Evet ama…” diye devam ettirirler. Net bir ifadeleri yoktur. Sizden gözüküp satır aralarında sırtınızdan bıçaklarlar. Yalancıdırlar. İkna edicidirler. Herkes haksız, onlar haklıdır. Dünyanın en şımarık ve en korkak çocuklarıdır! Bütün oyunlardan ve oyuncaklardan nefret ederler. Tek dayanakları ahtapot gibi sarıp sarmaladıkları ekonomik güçleridir. İşlerine gelmeyen yönetimleri siyasi propagandayla, satın aldıkları medyayla devirmeye çalışırlar! Kalem alırlar, gazeteci alırlar, köşe yazarı alırlar… TV alırlar, uçak alırlar, nükleer silah alırlar, dünyanın en gelişmiş silahlarıyla nefret alırlar. Alamadıkları tek değer insanlıktır!
Onlar kim mi?
Başörtülü kızlara “kevaşe” diyebilecek kadar şeriattan nefret ederler ama dünyanın en katı şeriat uygulayan ve şeriat kurallarına göre yönetilen tek ülkesi İsrail’in katliamlarını aklamak için ölümsüz politika teorileri uydururlar! Hukuk ve Tarih, onların istedikleri gibi kesip biçebilecekleri bir kumaştır, her şeyi çırılçıplak edip arsızlıklarıyla övünürler! Arapların bizi sattığından dem vurup “Bunlar için niye ölelim?” diyerek gözleri olduğu halde görmezler, kulakları olduğu halde duymazlar. Tek geçerli aklın kendi düşünceleri olduğunu iddia ederler.
Onlar kim mi?
Her şeyden önce insan olduğunu unutanlar… Neme lazımcılar… Vurdumduymazlar… Küresel vicdan katilleri… Silahlarından başka her şeyi susturanlar.. Boğazdaki yalılarında denizi seyredip kan üstüne şerefe diyerek kadeh tokuşturanlar… Taksim Meydanı’nda “Allâhu Ekber!” diyenleri Hamas mensubu, “Kahrolsun İsrail!” diye slogan atanları antisemitist ilan edenler… Beş kurşunla şehit edilen 19 yaşındaki Furkan’ı İsrail askerlerinden önce katleden cellâtlar…
Onlar kim mi?
Kendi vicdanlarını; ülke çıkarları, reel politika gerçekleri, ekonomik göstergeler bahanesiyle küresel sermaye pazarlarında satılığa çıkaranlar… Vicdansızlığı gelenekselleştirip neredeyse sıradanlaştıran, daha uygar, daha eğitimli ve teknik donanımı daha güçlü vicdan cellâtları…
Onlar kim mi?
“Bu ülkede, burada, bizim yurdumuzda ne işiniz var?” ya da “Niye öldürdünüz?” sorusuna tahammülü olmayanlar, cevap vermeyenler… Korkunç ağızlarından irin kusup, içinde ‘insanlık’ gemisinin yüzmediği başka bir evrenden bize seslenenler… Yerle göğün yerini değiştirip “biz mi yapmışız?” diyenler… Özür dilemeyen, hep özür bekleyenler!
Onlar kim mi?
Hayır, hayır, yemin ederim yanıldınız!
Onlar İsrailliler değil; ortadoğunun iri göbekli politikacıları ve içimizdeki yavşak gazeteciler!
Nurdal Durmuş



Haziran 4th, 2010 at 18:51
KELİMELER KİFAYETSİZ! BU YAVŞAK LAR ANCAK BU KADAR İYİ ANLATILABİLİRDİ HATTA GAZETECİ OLMAYAN Bİ DÜNYA VAR…
Haziran 4th, 2010 at 18:51
Allahtan kimse “ben yavşak gazeteciyim” demez yoksa başın fena ağrır bu yazıyla haberin olsun.
Haziran 5th, 2010 at 11:06
değerli dostum, sevgili abim, doğru ve cesaretle konuştuğun için seninle gurur duyuyorum…
5 Haziran 2010 00:45
Haziran 5th, 2010 at 11:07
Defalarca okuduk,altini cizmek bir yana kalin puntolarla yeniden yazmak istedik butun cumleleri ulkemin ziyana ugratilmis,susturulmus,sesi kisilmis butun bulvarlarina… Onlar kim mi? Ruhunu cikarlarina kelepcelemis,yazik kalemler… Eyvallah Nurdal Durmus…
4 Haziran 2010 22:39
Haziran 5th, 2010 at 13:00
çok başarılı eline yüreğine sağlık .
5 Haziran 2010 10:51
Haziran 5th, 2010 at 13:01
Bugün tvler,gazeteler insana içerden kurşun sıkıyorlar. İyiliğin akıbetine dair üç satır haber verene kadar ruhunda çentikler açıyorlar!
4 Haziran 2010 17:58
Haziran 5th, 2010 at 13:01
off ki ne of. süper br yazı bu ya. ilk kez içim rahatladı kaç gündür.
4 Haziran 2010 13:21
Haziran 5th, 2010 at 13:25
Peygamberi öldürüp inkar eden bir milletten ne beklersiniz ki. Kötü olan herşey bu millette mevcut. Lanetliler zaten normal değil mi?
Haziran 5th, 2010 at 14:30
çözülüyor halatı paslı gemilerin-abi!bu deniz nereye kalkar…
Haziran 5th, 2010 at 18:00
İsrail ertuğrul özkökle gurur duyuyor
Cts, 05/06/2010 – 11:27 — Alper Selçuk
Neredeyse kuşkulanacağım; ertuğrul özkök tekaütü İsraillilerden özel saptırma dersi almış zamanında. Aynı mantık, aynı herze yeme şekli. Dünkü yazısını okuyan herhangi biri bu mantığı en çıplak haliyle görmek mecburiyetinde kalır.
Önce bugünkü ‘İsrail bunları dosyaya koyar’ başlıklı yazısından taze konuyla ilgili derin kaşımalar:
“Fethullah Gülen’in Wall Street Journal’deki sözlerine çok şaşırmış görünüyordu.“Ben hiç şaşırmadım” dedim.
Evet, şaşırmadım, tanıdığım Fethullah Gülen bu insandır.
Ne Türkiye içinde, ne Türkiye dışında din eksenli maraza çıkarılmasından hoşlanmaz.Tam aksine, din eksenli gerginliklerde hep yatıştırıcı bir rol oynamıştır.
Yıllar önce Çevik Bir’e telefonda bunları anlatmaya çalışmıştım.Dün Fethullah Gülen’e yakın sayılabilecek bir kişi ile konuştum.“Hocaefendi başından beri bu olaya temkinli yaklaşıyor” dedi.
Anladığım kadarı ile İHH’ye hâkim olan “İslamcı” kesimle de aralarına bir mesafe koymak istiyorlar.
“Fethullah Gülen’in çıkışı bana göre, “İslami hassasiyetle”, “İslamcı hassasiyet” arasındaki sınırları çiziyor.”
İkiyüzlülüğün suçüstü yakalandığı yerlerden sadece biri burası. ertuğrul özkök, bir yazısını örnek göstersin, Fethullah Gülen neden amerikada? Neden yargılandı? Niye ertuğrul özkök onu savunan yazılar kaleme almadı da şimdi çalışıyor can havli ile?
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14938464.asp?yazarid=10&gid=61
Pişkinlik değil bu, düpedüz hesap kitap işi…
Bölmeye tam rota çizme…Temkinliyse Gülen, cemaat medyası halen neden İsrail üstünde an be an taze yayınlar yapıyor?
Dünkü yazısından notlar:
Sormuş hazret:
“Yarın bir gün başka ülkeler de gemilere ‘barış aktivistlerini’ koyup, ‘Kürdistan’a yardım malzemesi götürüyoruz’ diye İskenderun’a dayansa ne diyeceksiniz?
Buna karşı uluslararası kamuoyunu ikna edici bir senaryonuz var mı.”
Sonra yapılan karşılaştırma hatalarını sıralayanlara da cevap vermiş:
“Diyorsunuz ki, “İkisi arasında ne alaka var”. Bunu siz diyorsunuz. Ben, siz, bizimkiler.Peki dışarıdakiler nasıl görüyor? Gidin sokaktaki İsrailliye sorun bakalım ne diyecek. Kim bilir belki o da, “Ne alakası var” cevabını verecektir.
Sokaktaki İsraillinin ne dediğine tapınıyor. Sokaktaki 1.5 milyar müslümanın yıllardır ne dediğine sağır olduğu açık olduğu halde… İsrailli sokaktaki adam dışında Dünya sokakta, onların görüşü nerede?
“Şimdi ben “Ya gemiler İskenderun’a gelirse” diye sorduğumda sizler “Ne alakası var” diyorsunuz. Peki gemiyi bırakalım. Ya Avrupa Birliği “Diyarbakır’a resmi bir temsilcilik açmaya” kalkarsa ne yapacaksınız? Gemi göndermekten beter değil mi? Ya ABD uçaklara “insani yardım” malzemelerini doldurup, 500 “gönüllü” sivil toplum “barış aktivisti” ile Diyarbakır havaalanına inmeye kalkarsa? Uçağı mı düşüreceksiniz? Biraz dürüst olun ve söyleyin.Ne diyeceksiniz? “Bizimki Filistin’le aynı şey mi” belagatinizle bunu savabileceğinizi mi sanıyorsunuz?”
“Siz “Gazze, Diyarbakır değildir” diye haykırabilirsiniz.
Emin olun o gün ben sizden çok daha iştiyakle bunları haykıracağım. Ama gidip bir de “ötekilere” sorun bakalım. Onlar ne diyor? Ha ötekine “İslami mesele” diye bakıyorsanız; birisi de çıkıp “Yani dağlara çıkan Kürtler Budist mi” diye sorar. Benden söylemesi, zorda kalırsınız.”
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=14932104&yazarid=10&tarih=2010-06-04
Adam’ın planlı muhasebelerine alışığız, fakat bu kadar açık bir tarafgirlik ve sorgulama mantığı kadar iğrenç birşey ancak siyonistlerde var…Kör açık kör…
Önce aklı olan düşünür… Bu saçmalıkların neresi ciddiye alınacak kadar değerli…
Filistinliler İsraillilerle birlikte bin yıl yaşadılar mı?
Birlikte ermeni, yunan, fransız, ingiliz mezalimine soykırımına birlikte karşılık verdiler mi?
İsrail filistinlilerle aynı dine mi mensup?
Filistinliler durup dururken israillilere saldırdılar mı?
Kürtler, Türkiye’de dini soykırıma muhatap kaldılar mı?
Şu anda yardım uçağı, gemisi vesaire indirtecek tecrit var mı?
Türkiye’de yşayan insanların alnında ırklaırnı belli edecek külahlar, fıstık fındık yeme zevki farklılığı var mı?
Filistinliler ile İsrailliler aynı ibadethanede mi buluşuyorlar?
Neyse, daha fazla salyangoz sümüğüne bulaşmadan çıkalım konudan. Hesap belli. Adam saklamıyor:
“Şimdi soruyorum.Gazze konusunda, “İslami duyarlılıktan”, “İslamcı duyarlılığa mı” geçtiniz?”
Hesap belli değil mi? Birliği bölmek! israil ertuğrul özkökle gurur duyuyor…
Haziran 6th, 2010 at 11:51
ULUS DEVLETE KARŞI SİVİL TOPLUM*
Ulus devletler,toplumları elleri altına alan insanlık tarihinde ki değerleri yok eden alçalan değerdir.Sentetik devlettir.Medyalar o sentetik devletlerin renkli,kapatıcı görevi gören boyalarıdır.Ulus Devletlerle beraber eşkıyalığı tekellerine almışlardır..
Birleşmiş Milletler birleşmiş eşkıyalardır.Nato ise, adaleti değil felaketi simgeler.
Sivil toplumlar Halklar tarafından kendiliğinden örgütlenen,içinde devletlerin olmadığı kuruluşlardır.
İsrail’i cesaretlendiren etkenlerden birisi bugün İslami yönetimlerin sessizliğidir.O sessizliği bozan ise medyanın gözünde çok küçük gibi görünen Sİvil Toplumlardır.Yani ordusu halk,silahı vicdan olan,din,dil,ırk gözetmeyen insan kitleleridir.
MAVİ MARMARA GEMİSİ ULUS DEVLETE KARŞI DURAN SİVİL TOPLUM HAREKETİDİR.
BUGÜN HALKIN GÜCÜ DEVLETLERİN GÜCÜNÜ GEÇMİŞTİR.
SİVİL TOPLUMLAR ÖLDÜREREK DEĞİL ÖLEREK KAZANDI.
MUBAREK OLSUN…
yazınız çok güzel olmuş.
Haziran 6th, 2010 at 17:18
“vay sayın yazarım,öfkenizini kusmuşsunuz iyide yapmışsınız,aynı zamanda dilimede tercüman olmuşsunuz.Onların kim oldukları en azından bizce malum,bütün temennim herkesin farkına varması ama,okumayan,yazamyan,araştırmayan,sorgulayamayan beyinler şovda yerini şakşakla alıyor.Güç dayattıkça,zulüm devam ettikçe daha çok mazlumun canı yanacaktır,bu masa başı mide bulandırıcı kınamalar,sözleşmelerin insanlıkla uzaktan yakından alakası yoktur.En büyük güç biziz diyenlere,dokuz insan öldükten sonra,yapılan şovlara nalet olsun.Biri imralıdan,öteki Amerkadan,beriki mikrofondan,ülkemin haline bakın.Somalide gemileri koruyan devlet,insanlar ölmeden önlemini alacaktı,gemiden dönen gaztecilerde şova alet olmayacaklardı.Amerika G8 zirevsinde görüşecekmiş,Nato aynı düdükte,İsrail Gazeenin yardıma ihtiyacı yok diyor,peki benim ülkemin gazetecileri Filistindeki insanların ne kadar yardıma muhtaç olduklarını neden anlatmaz,Birleşmiş milletler fosfor bombası yasak olduğu halde İsrail kullanır,neden ceza alamaz,Irakta nüklüer silah kullanır Amerika neden ses çıkarmaz,benim manevi değerlerimi hedef tahtası haline getir,neden kimse dur demez.Akiften şiirler okuyarak devlet gemisi yürümüyor.İnsanı yardım gemisi sadece Türkiyeden değildi,neden sadec bizim gemimize saldırdılar,İranın düelleosu bu,Amerika sen vur biz kınayalım diyor,bizim koyunlarda bunu görmüyor,ölümlerden sonra bu şova katılanları bende buradan kınıyorum,özellikle gaztecileri.
Haziran 6th, 2010 at 17:23
Yavşak demekle neyi kastettiyseniz?
Bahsettiğiniz yavşaklar her zaman açıktan açığa bu davarnışlarını sergiliyorlar. Biz bunların kim olduklarını net olarak görebiliyoruz.
Esas yavşağın ileri gidenleri; gerçekte hizmet ettiğ ağababalarını gizleyerek halkın islami duygularını kendine bir araç olarak kullanıp; siyasi, ticari rant elde etmeye çalışanlardır. Umarım bunlarıda görebiliyorsunuzdur.
Onların ağzında hep Allah, kuran, inşallah, maşallah, yarabbi şükür vardır ama hizmetleri hep yahudiyedir, küffaradır. Çünkü diyet ödemekteler. Verdikleri her tavizin sonunda daha halktan tepki gelmeden gaz alma operasyonlarına girişirler. Sadece ağababalarının müsade ettiği kadarıyla haykırır hünkürürler. Millet olarak elde ettiğimiz ise sadece sıfırdır.
Bu arada olan olur. BOP a adım adım yaklaşılır.
O yerli yavşak siyasi ve bürokrasi ordusuna bir o kadarda destek veren yavşak yalaka basın vardır.
Bunlar obamayı bile mehdi diye millete yuttururlar.
abd israilin gemi baskınını meşru bulurken susarlar.
Bunlar kolisyonda başörtüsü diye feryadı fügan ederler.
İktidara kendileri gelince susarlar.
Demekki maksatları fitne çıkartmakmış
Bunlar iskenderun deniz saha komutanlığı roket atarlı saldırı yapılınca israilin gemi baskınıyla bağlantı kurarlar.
Roket atarlı saldırı sonucu şehit olan askerlerimizi görmezlikten gelirler.
İskenderun olayı onların dediği gibiyse.
Bunun anlamı kendi topraklarımızda askeri birliğimize israil saldırdı demektir. Bu savaş sebebidir. Ayaklar altına alınan cuval geçirme olayında olduğu gibi. Türkün onurudur.
israil dış işleri sözcüsü açıklama yapar “eğer bu eylemi yapmasaydık milli itibarımız zedelenirdi”.
Bunu görmezler. Uluslar asası sulardaki bu saldırıyı dahada önemserler.
Bunların vatanı Türkiye midir yoksa belli değildir.
Gazzeye gidecek olan yardım gemileri israilin sahip olduğu limanda yüklenir. Neden diye sormazlar.
israilin göndermeyin, engellerim, saldırırım ikazına rağmen yola devam ederler.
iki ihtimal vardır. Ya israil dediğini yapar yada üstüne yatar. (Bizde siyasi bir ahlaktır atarsın ama unutursun. öyle zannedildi her halde.)
Yapmaz, yapamaz deyip gemi savunmasızca israilin saldırılarına terkedildi. Bunun hesabını vermezler, Bunun hesabını sormazlar. Çünkü taassup diz boyu, itaat sonsuz, teba olma tam anlamı,
Yapılan sadece olay sonrasında kükremek ayıp bastırmak.
Eğer danıştaydan dönmeseydi, sınır bölgesindeki mayınların temizlenmesi karşılığında toprakların 49 yıılığına israilli firmaya peşkeş çekerler.
Bunlar ve yalaka basınları susar.
israil dışişleri bakanı Türkiye’ye gelir. Halkın gündemi konsolosumuza yapılan saygısızlık sebebiyle özür dileyip dilememesidir.
ama israil dış işleri bakanı biz cambaza bakarken insansız istihbarat uçaklarını bize satmış. Tank modernizasyon ihalesini üstü kapalı kapmıştır.
nediyeyim bunlara yavşakmı?
Yoksa, bunların dedeleride böyleydi yavşak oğlu yavşak mı?
Haziran 6th, 2010 at 17:24
Ellerine ,gönlüne sağlık .mükemmel bir yazıydı
Haziran 6th, 2010 at 17:27
israil mavi marmara canisine madalya verecekmiş.
bunun anlamı şu: türkiye’ye diyor ki israil; seni hiç umursamıyor ve bir şeye saymıyorum.
peki türkiye neden israil’i o kadar sayıp umursuyor. mesela neden israil büyük elçisi hala bizim topraklarımızda.
o kadar korkmaya gerek yok.
iran korkmuyor. ve hiçbir şey olmuyor ona.
http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=992005&title=6-turku-olduren-israil...
Haziran 6th, 2010 at 21:06
allah razı olsun nurdal abi, bu hainlerinin yaptıklarını bizlere çok güzel izah ettin,
6 Haziran 2010 16:34
Haziran 7th, 2010 at 09:32
İsrail’in Gurur Duymayacağı Yahudi Prof. Norman Finkelstein
Cts, 05/06/2010 – 23:28 — Alper Selçuk
Yahudi soykırımını bahane ederek gözyaşları döken Yahudi öğrenciye:
“Hem anne hem de baba tarafından ailemin her bir üyesi katledildi. Annemle babamın bana ve 2 kardeşime öğrettiği şudur; İsrail’in Filistin’e karşı işlediği savaş suçlarına suskun kalmayacağım. Onların zulmünden ve işkencelerinden daha fenasını düşünemiyorum! Yapkiklari bu kıyımı, bu vahşiliği, tüm suçlarını, kendi maruz kaldıkları zulümlerle haklı çıkarmaya çalışmalarından daha aşağılık bir şey düşünemiyorum. Bundan böyle gözyaşlarıyla sindirilmeyi, caydırılmayı reddediyorum. Eğer sende gerçekten kalp olsaydı bugün Filistinliler için ağlayabilirdinde.”
diye cevap verdi. Ve Hürriyet web sayfası bunu yayınladı.
http://webtv.hurriyet.com.tr/category.aspx?cid=2&vid=7082
Alper SELÇUK
Haziran 7th, 2010 at 09:32
Silah tüccarları devler, kan ile besleniyor…
Paz, 06/06/2010 – 19:31 —
Rahman ve Rahim Olan Allah’ın (c.c.) Adıyla Başlarım.
Kıymetli kardeşlerim, saygıdeğer inananlar, aziz ve necip Türk Halkı!..
Tasavvufi değerlerimiz, insanlık değerlerimiz ve kültürel değerlerimiz yok edilmek istenmektedir. Mesele, sadece bir Filistin meselesi değildir, dünya meselesidir. Bu gün yaşananlar , yakın zamanda bütün dünyayı saracak olan yangınların birer parçaları, birer kıvılcımlarıdır ve son derece önemlidir..! Bilinir ki bazı ufak kıvılcımlar büyük yangınlara sebep olur. Dünya patlamaya hazır bir bomba gibi bekliyor. Yanardağ misali patlamak üzere olan bir volkan. Ekonomik kriz bu patlamayı körüklüyor. Silah tüccarları devler, kan ile besleniyor. Her tarafta bir gediği var. Dünya kararırsa ateş, en çok devleri bitirir.Dünyada huzur bulmak müslümana haram oldu. Dava sadece toprak davası değil, sadece çıkar amaçlı değil. Dava kültürel dava, dava inanç davası. Bizler bunu göz ardı edemeyiz. Ve daha fazla da bekleyemeyiz. İslam kültürünün, gözümüzün önünden silinip gitmesine müsaade edemeyiz. Zalimlere karşı tek vücut olmalıyız. İnsanlığı kurtarmalıyız. Kimliğimizi korumalıyız. Kültürümüze sahip çıkmalıyız.İnsanlık görevimizi yerine getirmeliyiz…
ORDU MİLLET ELELE
Kışla gücünü etkin kullanabilmek ve hem içerde hem dışarda daha etkin olabilmek için evvela halkı kazanmalı, halkın üzerindeki psikolojik baskıyı kaldırarak halkı yanına almalıdır. Halkın desteğini almadan bu mücadeleyi başarmasına imkan yoktur. Halkın nezdinde ordu itibarını ve güvenini kaybediyor, eriyor. Halkın güvenini kaybeden bir ordu ayakta durabilir mi? Milletin inancına saygılı olmalısınız. Terör belasından ancak o zaman kurtulursunuz. Bu aziz ve necip millet teröre o zaman geçit vermez.
İnanca yapmış olduğunuz baskı, sizlere hiçbir zaman artı getirmedi ve sizi bitirme noktasına getirdi. Mason çevrelerince alkışlandınız, bunu da halk zannettiniz. Halkı terk ettiniz, halk da sizi terk etti. Ergenekon yapısından sizi okuyoruz. Faili meçhul cinayetler vesair olaylar…Yeşil sermayele ve irtica diye adlandırdığınız, Müslüman Türk Halkı ve Müslüman Türk askeridir, aziz şehitlerimizdir… Biz teröre daha fazla şehit vermek istemiyoruz. Kışla bu mesajımı iyi okumalı. Ordu millet birbiriyle kucaklaşmalıdır. Özü ile özdeşleşmelidir. Genelkurmay Başkanı Sayın Org. Başbuğ’un şu sözlerini hatırlatmak isterim : “Dinsiz bir millet ayakta duramaz, kışla peygamber ocağıdır, asker din düşmanı değildir”. Bu söylem sözde değil, özde olmalıdır…
Dursun GÜNEŞ
Hak ve Hakikat Partisi
(Hak Parti) Gn.Başkanı
Haziran 7th, 2010 at 10:29
‘yavşak ‘ biraz hafif kaçmış…Ama anlıyorum,burada ifade edilebilecek en hafif kelime bu olsa gerek..
7 Haziran 2010 09:03
Haziran 7th, 2010 at 10:54
buradan israilli yetkililere seslenmek istiyorum “hepiniz orospu çocuğusunuz”
Haziran 7th, 2010 at 11:19
Illa yorum yapacaksak: ,,we love you”
Haziran 7th, 2010 at 11:30
Evet onlar insan neslinin en aşağılık ve en şerefsiz en pislik kesimleridir.
Güzel koku sürünüp şirin görünmeye çaşılan lağım fareleri gibilerdir.
Anlaşılan Allah onları insanlığa, insanların düşebileceği en aşağılık makamları gösterip sakınmaları ve insanlara sakın böyle olmayın bunların sonu ateştir diye ibret olsun diye ders vermekte kullanmakta olsa gerektir.
Allah herkesi o aşağılık kişilerden olmaktan muhafaza eylesin. Eğer içlerin de tövbeye istidadı olanlar varsa, onlarada tövbe nasip etsin.
Haziran 7th, 2010 at 11:31
04.06.2010 TARİHLİ BÜTÜN GATELERDE F. GÜLEN’ OLAYLARA DİR VERDİĞİ BEYANATI İNCELEMENİZİ RİCA EDRİM… O ZAT İSRAİL’DEN İZİN ALMADA YAPILAN BU İŞ OTORİTEYE BAŞKALDIRIDIR DİYOR VE BU EYLEME KATILANLARI ELEŞTİRİYOR.
LÜTFEN…
Haziran 8th, 2010 at 00:24
eyvallah nurdal.
bir ev kedim var biliyorsun. hiç dışarıya çıkmadıkları halde yine de arada bir bit oluyor üstlernde. ben o bitlerin yavrularına yavşak diyorum. çünkü hakikaten yavşaklar. hatta yavşağın önde gideni.
amerika sen bir orospu çocuğusun demek de küfür sayılmaz. anasının suçunu çocuğa niye yıkalım değil mi?. amerika sen orospunun tekisin demek belki…
yani bu orospuları say say bitiremezsin nurdalım.
1948′de israil kuruldu.
11 ay sonra türkiye devlet olarak tanıdı.
ben kendimi bildim bileli israil’e küfür ediyorum.
beni tanıyan herkes küfür etmediğimi bilir
ama içimde ettiğimi pek bilmez.
yani her türk gibi biraz şair biraz da küfürbaz sayılabilirim.
gülen hakkında çok şey söylemeyeceğim. arada bir muhabbet duyuyor gibi oluyorum fakat ne zaman biraz muhabbet duymaya başlasam, ters yüz oluyorum. son açıklamaları konusunda yorum bile yapamıyorum. sadece yazıklar olsun demek geçiyor içimden.
bir dönemler dönüp duran bir reklam vardı hatırlarsınız elbette ki. çokoprens almaya gittiler reklamı değil tabii ki. ödediğiniz vergi size yol su elektrik olarak geri dönecektir.
hayır onlar bize öyle pek dönmedi aslında. dah çok kazığa oturmanın edebiyatını yaptık sadece. bir dönem sonra insanlar yağlıkazığa nasıl oturduğunu unuttu. hatta alıştı, daha büyüğünü isterük dediler, devlet baba da daha büyüğünü verdi. aldıkça alıyorsun maşallah dedi içinden…
nereye geliyorum; 1949 yılından beri israili “israil ile en çok ticari anlaşma yapan ülke olarak” desteklerken, filistinli kardeşlerimizin başına düşen bombalarda, elbette ki bizim ödediğimiz milyarlarca dolarlık silah anlaşmalarının getirisi vardı. yok diyen ortaya çıksın. daha düne kadar israil ile dostluk derneğine üye milletvekillerimiz vardı. bu milletvekillerine hükümet millevtekilleri de dahildir. yine daha düne kadar israil doğudaki mayınları temizleme işini de alacaktı. yani bizim sahamızda, bizimle top oynayacaktı. aslında yapmak istediği başka bir şeydi ama neyse ki mahkemeden geri döndü…
hükümet son yaptığı açıklama ile 3 büyük askeri anlaşmayı daha askıya aldığını söylüyor. iptal etmiyor, askıya alıyor dikkat edelim. ve bu “üç büyük anlaşma” milyar dolarlık anlaşmalar.
bir amerikan forum sitesinde bir amerikalı şöyle yazmış: “türkler israil’i kurulduktan 11 ay sonra tanıdı. sadece 11 ay sonra. israil ile en çok ticari anlaşma yapan ülke. israil’i tanımayan iki ülke var, endonezya ve malezya. türkiye’nin bu iki ülke kadar onuru yok mu?”
sormazlar mı adama; kardeşim sen yıllardan beri amerika’ya ve israil’e küfür ediyorsun, bu anlaşmalar da neyin nesi? israil’i tanımayan ülkelerin kaybı nedir? israil ile anlaşma yapmayan ülkelerin kaybı nedir? ırak savaşında da amerika’nın sadık müttefiki değil miydin? ıraksavaşında ölen milyonlarca sivilin ölmesinde senin de acaba parmağın var mıdır?…
hiç kimse devlet politikası böyle işlemiyor, dış ilişkilerde kurallar vardır martavalını okumasın.
bir gün allah’ın huzurunda bunların hesabını hem müslümanım hem israil’e küfür ederim hem de anlaşmamı yaparım diyen yöneticiler nasıl verecek bilmiyorum.
Furkan, Türkiye vatandaşıydı. Türkiye’de yaşıyor, türkiye okullarında okuyor, türkçe konuşuyordu. Amerika doğumlu olduğuğ için aynı zamanda amerika vatandaşıydı da.
amerika’ya, “vatandaşına sahip çık” diyeilecek kadar basiretsiz bir hükümet var mıdır acaba?
bu son olay türkiye’nin dış politikadaki başarısını göstermez. bilakis zavallılığını gösterir. Aynı dirayeti ırak savaşında gösterdin mi ey ülkem, aynı dirayeti 1948′ten beri binlerce filistinli ölürken gösterdi mi?. Lübnan’ın üzerine bomba yağdırdıktan sonra, israil ile 3 anlaşma daha yaptın mı yapmadın mı ülkem?…
bana doğru dürüst gel ülkem.
orospuluk yapma!…
Haziran 8th, 2010 at 14:03
vayy yavşaklar vayyy….
Haziran 8th, 2010 at 21:26
Gerçekten yazınız nükemmel. Tebrik ederim. Bir çoğumuzun gönüğümüzdeki duyguları dile getirmişsiniz. Bizi Düşman değil ama içimizde ki bu kurtlar mahfeder. Etkisizleştirir. Bu nedenle daha çok duyarlı olmak gerekir.
Saygılar
Haziran 9th, 2010 at 12:43
Birikip de sövmemizi engelleyen ne varsa dökülmüş, rahatladım bir nebze.
Yazarın köşe başlarını tutmuş ağalara baş kaldırışı takdire şayan. Bir isyanın ipini çekmiştir; biz de bir yerinden tutup “artk bizi kandıramayacaksınız ahmaklar!” diyebilmeliyiz bu fikrin derebeylerine. Sesimiz çoğalırsa, bütün bu gürültüleri, satılık gömlekleri çiğneyip geçebiliriz. Umudum bu yönde. Yoksa bu dansözleri izlemekten aklımızda bozukluk zuhur edecek korkarım ki…
Haziran 9th, 2010 at 12:43
Daha önce başka bir yerde okumuştum bu yazıyı ve altına ben de imzamı atarım demiştim. Yine atıyorum.
Mavi Marmara Gazze’ye ulaşamadı ama ülkemize ulaştı ve kim neymiş bize gösterdi. Ne edersen kendine. Mavi Marmara’nın bir iyiliği de bu oldu.
Haziran 11th, 2010 at 12:02
Onlar kim mi?
Türkiye ne zaman halkının isteklerini sadece dillendiren, İsrail’e ağzınıza geleni söyleyen fakat birkaç hafta önce israil’in OECD üyeliğine neden KABUL oyu verdiğini ve bu davranışın bir anlamı olmadığını açıklayamayan bir lidere ve hükümete sahip olsa saçma sapan ve kendilerininde inanmadığı aşiağıdaki yazıdaki benzer bahaneler ile zihni esarete kement atarlar.
Çünkü cambaza bak durumu her konuda olduğu gibi bu konuda da geçerli ve bu liderler iki yüzlü içeride başka dışarıda başka tavır sergileyip hem içeride hem dışarıda alkış alıyor, böylece bütün taraflar mutlu oluyor, liderinde başarısı takdir edilmiş oluyor.
Bu duruma bakıp, görmeyenlerin Allah(c.c.) gözlerini açıp gerçekleri görmesine, samimi inananların iki kere aldanmaktan kurtulmasına vesile olsun.