Benim gibi gündelik yaşamı ve sosyal hayatının akışında politika ve siyaset tartışmaktan hazzetmeyen birisi için partizan bir yazı yazmak gerçekten çok zordur. Bulunduğu masayı siyaset tartışıldığı için terk etmek konusunda mimlenmiş biri olduğumu da en başta belirtmiş olayım. İnsanların ısrarlarına aldırış etmeksizin masayı terk etmenin orada bulunmaktan daha az ayıp bir şey olduğunu savunmuş bir edebiyatçı için de durumun ne kadar ciddi olduğunu umarım anlayabilirsiniz.
Kısaca, yeni anayasayla ilgili oyumun rengini belirtip partizanca tartışmaların, ideolojik kamplaşmaların ve “Vay be, sen de mi Brütüs!” serzenişlerinin ortasına kendimi bomba olarak bırakma riskini göze alarak bu yazıyı kaleme alıyorum.
Bu endişelerle bir yazı kaleme alma nedenime gelince; referandumdan çıkacak sonuçtan ziyade Türkiye’deki en büyük toplumsal tehlikenin görüşünü benimsemediğimiz insanlara karşı takındığımız saldırgan ve seviyesiz tutumlar olduğu kanaatindeyim. Her kesimden vatandaşın partizanca ciddi bir siyasi liderlik sultasına iman ettiği ülkemizde; bunun doğal sonucu olarak toplumun büyük bir kısmı, ülkeyi yöneten ya da politik arenada itibar sahibi parti liderlerine ‘Tayyip, Kemal, Bahçeli v.s.’ hitaplarıyla ucuz bir politika dili benimsemiş son derece basit yaklaşımlarla içlerindeki öfkeyi dışa vurma yolunu seçmişlerdir.
Oysa biz sıradan olan insanlara, arkadaşlarımıza, dostlarımıza hatta eş ve çocuklarımıza bile birilerinin yanında isimlerinin sonuna ‘hanım, bey’ gibi nezaket kelimeleri ekleyerek hitap eden latif ve edepli bir neslin çocuklarıyız. Bu açıdan bakıldığında, sanırım Türkiye’de hizmet edenlere değil, ideolojik kaplaşmalara oy veren bu gürûha öğretilmesi gereken ilk nezaket kuralı kime nasıl hitap etmesi gerektiği olmalıdır. Yani oy vermediğimiz filanca partinin liderine hitap ederken sokak argosundan bilinçli bir seçmen diline terfi edip ‘Tayyip Bey, Kemal bey, Devlet bey, v.s.’ diye hitap etmeyi kendi insanlık değerlerimiz adına önemsemeliyiz.
Referandum tartışmalarının en yoğun yaşandığı sosyal paylaşım sitelerinde, adeta iki düşman ordunun savaşı gibi farklı siyasi görüş bildirenlerin birbirlerine saldırmalarını ve açtıkları akla zarar grupları hayretler içerisinde takip eden birisi için bunun bir hayal olduğunun farkındayım. Ama ‘Hayaller gerçekleşmesi için kurulur.’ sözünü de azımsıyor değilim. Sadece hitabet mi? Tabi ki değil. Biz hitabet sanatımızı, nezaket dilimizi kaybedince saygı ve ahlak kazanımlarımızın da hızlıca yok olduğunu görüyoruz. Öyle ki çokbilmişlik taslayan bir sürü beyefendi ve hanımefendinin bu ülkenin başbakanına, cumhurbaşkanına ya da kendi görüşlerine sahip olmayan insanlara karşı ettikleri hakaretleri onların yerine de utanarak okumaktayım.
Bu açıdan bakıldığında, referandum meydan muharebesinde Facebook’ta ‘İnderegandi Kemal’ diye grup açanların da “Tayyip’i sırtından atan şerefli at cihanı sevenler” diye grup açıp, bir ülkenin başbakanına ağza alınmayacak hakaretler edip iftira atanların da aynı kirli terazide oldukları kanaatindeyim. Anlamalıyız ki kimseyle aynı görüşte olmayabiliriz, ama artık bu ülkenin gençleri olarak birilerine hakaret etmeyi bırakıp slogan değil, fikir yarıştıralım. Tartışmamız birbirimizin değerlerine ve kutsallarına saldırmak olmasın. Hakaret içermesin. Empati yaparak fikirlerimizi birbirimize anlatmaya ve yeri geldiğinde bunlardan kaynaklanan bir kırgınlığı düşünmeden birbirimizin elinden tutalım. Birlik olma erdemini kaybetmeyelim. Ama nerde?!
Yeni anayasaya paketi için şahsi kanaatlerime gelince:
Öncelikle anayasa paketinin oylanmasını, seçimle karıştırmamamız lazım. Maddeleri baştan sona tek tek, satır satır okuyup incelediğimde şahsım adına “hayır” dememi gerektirecek olumsuz tek bir satır bulamadığım gibi daha fazlası olmalıydı dediğim yerler bile oldu. Hayırcıların yargı siyasallaşıyor diyerek itiraz ettikleri pakete 411 milletvekilinin ‘evet’ dediği kanunun akıbetini, Genelkurmay başkanına soruşturma açtı diye ömrünü adadığı diplomaları ve kariyeri çöpe atılarak sıradan bir vatandaşa dönüştürülen Ferhat Sarıkaya’ya ne olduğunu sormakta fayda var.
Başka bir ilde yargılanan ve tutuklanan savcının dosyası bile okunmadan Yargıtay’da nasıl beraat ettirildiğini; 28 Şubat döneminde “Gümüş yüzük takıyorsun, eşin başörtülü…” diye ordudan ihraç edilen vatansever subayların akıbetlerini de hatırlatmakta fayda var. Falan partiden, falan ilden, falan düşünceden değilsen HSYK’ya seçilemesin diye kapalı perdeler arkasından dümen çevirenlerin kimler olduğunu da milletçe bilmek isteriz.
Bu devletin savcısı, hâkimi olup yapılan her anayasa paketine görüşülmeden itiraz ederek oyunun rengini belli edenlere “Yargı siyasal değil mi?” diye sormadan da geçemeyeceğim. Bu ülkede düşünce özgürlüğünün kaldırılması tartışmaları bile yıllarca darbe anayasası ve darbe zihniyetini benimsemiş ve destekçisi olmuş siyasi parti ve siyasallaşmış yargının eseri değil miydi?
Yargı siyasal değilse, radyoda Can Dündar’ın köşe yazısını okuduğum için ve o sıralar görev yaptığım kurumun İslami hassasiyetleri olan bir yer olması nedeniyle hakkımda Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde soruşturma açanlar kimlerdi? Savunmamdaki “Adam yazmış, suçlayacaksanız gidin, onu suçlayın!” sözüme karşılık savcı; “O yazar ama sen okuyamazsın.” diye niçin cevap vermişti? Ben bu bakışı hala neden unutamıyorum? Tek suçu gazeteden köşe yazısı okumak olan vatandaşı yaftalayınca yargı siyasal olmuyor öyle mi? Ya da köşe yazısı okuduğumuz için yargı kararıyla radyoya 3 yıl kapama cezası verilmesi, o kadar insanın işsiz kalması hak-hukuk ve adalet mi oluyor?
Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’de neresinden tutarsanız elinizde kalan bir yargı erki var. Ve bu erk özellikle belli ideolojik yapılanmalarla kendi düşüncesi dışındaki herkese şüpheyle bakmış ve adalet değil, korku dağıtmıştır. Binlerce insan savunma hakkı bile verilmeden yargılanmış ve mahkûm edilmiştir. Şimdi değişecek anayasa paketine göre siyasallığından kurtulup eskisinden daha demokratik bir düzleme çekilecek bir yargıdan söz ediyoruz. Artık laiklik elden gidecek, irtica hortlayacak, mahkemeler falan partinin eline geçecek muhabbetinin çok bayatladığını ve prim yapmadığını da hepimiz biliyoruz.
Bu yüzden bu referandumu partiler üstü, partilerden bağımsız bir olay olarak düşünmeli, siyasetle veya tutuğu partinin eğilimiyle ‘evet’ ya da ‘hayır’ oylamamalı, yakın tarihe ve oylanacak maddelere bakmalıyız. Unutmamalıyız ki referandumda falan filan partileri değil; koca bir ülkenin bir daha anayasa yapıp yapamayacağını, ülkede meclisten kendini üstün gören bürokrasi etkisinin kırılmasını ve gerçek demokrasinin yerleşmesi adına önemli bir kaderi oylayacağız.
Yeni anayasa paketine göre:
* Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmamasına mı ‘hayır’ diyeceğiz?
* Yüksek Askeri Şûra kararlarıyla ne olduklarını bilmedikleri bir suçtan dolayı orduyla ilişkisi kesilen ordu mensupları mahkemelerde haklarını arayacak diye mi ‘hayır’ diyeceğiz?
* Türkiye’yi 3. sınıf bir ülkeye çeviren, binlerce insanı hapishanelerde çürüten, idam eden darbeciler yargılanacak ve Türkiye’de darbeler dönemi artık kapanacak diye mi ‘hayır’ diyeceğiz?
* Kişisel veriler korunarak fişlemenin önüne geçilecek diye mi ‘hayır’ diyeceğiz?
* Memurlara toplu sözleşme, işçilere birden fazla sendikaya üye olmanın yolu açılıyor diye mi ‘hayır’ diyeceğiz?
* Memurların haklı ya da haksız gerekçelerle aldıkları ihraç, uyarma ve kınama cezalarına da yargı yolu açılıyor diye mi ‘hayır’ diyeceğiz?
* Siviller, askeri mahkemelerde yargılanamayacak diye mi ‘hayır’ diyeceğiz?
* 7 kişilik ideolojik bir yapılanmanın yapısının çoğulcu demokrasi yöntemleriyle seçilecek 22 kişilik bir kurul haline gelmesine, dolayısıyla daha adil ve tarafsız bir yargının oluşmasına mı ‘hayır’ diyeceğiz?
* HSYK’nın “meslekten çıkarma” cezasıyla bütün kariyerleri altüst olan savcı ve hâkimlere haklarını arayacak itiraz yolunun açılmasına mı ‘hayır’ diyeceğiz?
* Çocukların cinsel istismarı, korunma ve bakınmalarında devletin yükümlülüğü artırılıyor diye mi ‘hayır’ diyeceğiz?
* Asker dahi olsa devletin güvenliğine, anayasal düzene ve işleyişe karşı suçlara ait davalar her durumda sivil mahkemelerde görülecek diye mi ‘hayır’ diyeceğiz?
Hayır, Hayır demeyeceğiz EVET diyeceğiz!
Tekrar ediyorum. Bence yeni anayasa partiler üstü bir şeydir. Bu oylama yapılırken ideolojiler bir kenara bırakılır. Giydiğimiz parti üniformaları ve siyasi kimliklerde… Sonra sandık başına gidilerek “evet” ya da “hayır” oyu verilir. Doğrusu maddeleri baştan sona okuyunca kimin, hangi maddeye neden itiraz edebileceğini merak ediyorum.
Neyse… Eğer biri beni oy kullanmaya ikna ederse o oyun “EVET” olacağını hiçbir siyasi parti ya da düşünceye sahip olmadan gönül rahatlığıyla ilan ediyorum.
Hayırcıların itirazlarını ise her zaman akıl ve mantık çerçevesinde müzakere etmeye ve tartışmaya hazırım. Ama önce ideolojik saplantılarını, kendi düşünceleri dışındaki her düşüncenin “idam” edilmesi gerektiği gibi saçma teorilerini bir kenara bırakarak konuşma kültürünü benimsemeleri gerekiyor. Aynı durum tabi evet diyen ya da kararsızlar içinde geçerli.




Ağustos 24th, 2010 at 14:34
hayır,hayır bu yazı kesinlikle bir siyasi tartışma veya partizanca yazılmış bir yazı olmadığı kanısındayım.yıllardır herkesin muzdarip olduğu 12 eylül anayasasının kendilerini seçkin ve elit kesim olarak gören bazı çevrelerin kendilerine bir zırh gibi gördükleri anayasadan çıkarıp herkese aynı mesafede duran bir anayasa yapabileceğimiz yolunu açan bir değişiklikten bahsediyoruz.Daha doğrusu TBMM’ine aslı görevi olan yasa yapma görevinde daha etkin olması için önünü açmayı oyluyoruz.Bahsettiğiniz 411 millet vekilinin verdiği oyla yapılan değişikliği ideolojik tutumları nedeniyle geri çeviren ve siz ne anlarsınız yasa yapmadan tavrı en başta TBMM ‘ne olan güveni sarsmıştır,yeni değişiklikle TBMM’ne iade-i itibar vermenin zamanı gelmiştir.
Şunu açık ve net söylemek gerekirse bu görevi bizlere üzerinde yaşadığımız ülkenin yönetim şekli olan cumhuriyet vermektedir.TBMM cumhuruna dönmüş ve tıkanıklığın açılması,insan hak ve özgürlüklerine daha çok yer veren daha demokratik bir anayasa için görev addetmiştir.
Geldiğimiz bu noktada anayasada yapılan bu değişilik yeterlimi tabi ki hayır, ama bu değişikliği hazırlayanlar bile bunun yetmeyeceğini, halk eğer evet diyerek bizim önümüzü açarsa bunun devamının çok daha kapsamlı olarak yapılacağını ifade etmeleri benim “EVET” demem için yeterli olacaktır.
Yapılan değişilikler ülkemizin , milletimizin geleceğine yönverme adına umut dolu olduğunu döşünüyorum.daha demokratik ve hukukun üstün olduğu bir ülke için EVET..
Ağustos 25th, 2010 at 08:53
Üstad, bu ülkede bazı köşe yazarlarının halkı salak yerine koyup, maddeleri okuyacaklar da ne olacak, zaten anlamazlar gibi aydınlık(!) tespitlerinden sonra bu fikirlerin taşlanılası… Çünkü insanlara anayasanın partiler üstü olduğunu anlatmk, maddeleri sadelikle irdelemek bu partiler üstü yazıyla çok kişinin sıkıntı duymasına sebep olacak. Şimdi Allah aşkına, insanlara güzel güzel seçime gidiyormuşuz gazı damardan verilmişken milleti uyandırmanın alemi ne?
Çok şükür analitik düşünceye!
24 Ağustos 2010 10:49
Ağustos 25th, 2010 at 08:53
-Bu mudur? -budur! slogan atmadan cümleleri yerlere düşürmeden…. eyvallah.
24 Ağustos 2010 10:55
Ağustos 25th, 2010 at 08:54
Çok yüksek oranda EVET çıkacağı kesin gibi , sol görüşlü basın organlarının poh poh laması kılıç(dar)oğlunu bir yerlere getiremeyecek.
24 Ağustos 2010 11:39
Ağustos 25th, 2010 at 08:54
üstadım dillerine sağlık ben akp ye oy vermeyen biri olarak neden evet dediğimi açıklayamıyordum teşekkür ederim
24 Ağustos 2010 15:14
Ağustos 25th, 2010 at 08:54
bugüne kadar okuduğum en güzel yazı diyebiliirm. slogan atmadan yazı yazmak böyle olur.
24 Ağustos 2010 15:54
Ağustos 30th, 2010 at 09:22
EVET propagandası yapmak! “Hayır, Hayır demeyeceğim EVET diyeceğim!” ile başlayan cümleler bir anda “Hayır, Hayır demeyeceğiz EVET diyece(giz)!” (biz)şekline dönüşüveriyor.. CHP’nin saçma Hayır kampanyası umrumda değil(…sorunu çözecek mi o zaman HAYIR! gibi) bu saçma kavga da öyle. Siz paketi tek tek okumuşsunuz da hayır diyecek bir şey bulamamışsınız vs vs..biraz daha geri sarmanızda fayda var..HAYIR diyeceğim çünkü: Anayasa hazırlanırken kimseye bir şey sorulmaması, toplumsal mutabakat aranmaması, bu anayasa dünyanın en özgür toplum olma imkanını sağlayasaksa bile HAYIR! diyorum, Eğer HAYIR demessem biliyorum ki birileri birgün gelir, başka birşey dayatır ( daha beterini anayasa hayır dersek ne olacağını bile söylemeden bize dayatmadılar mı ) pakette bakarsak evet ..sorunu çözmeyebilir ama bir çok alanda iyileştirme de sağlıyor ama yapılış tarzına ve dayatmacı anlayışa HAYIR diyeceğim. (diyeceğiz değil!)
Eylül 7th, 2010 at 12:46
Hayırcılar hiç bir dönem saçma teorilerden vaz geçmedi ki. Ve hiç birinin mantıklı izahı olmayacağına göre! Yemin billahki evet dememek için adamın vatan haini olması laızım,bu ülkenin menfatini istememesi lazım. Adı ne olursa olsun, milyon kere EVET. Yüreğinizden kutluyorum vesselam…
7 Eylül 2010 00:39
Eylül 7th, 2010 at 12:47
seni seviyorum =)
3 Eylül 2010 14:32
Eylül 12th, 2010 at 13:13
MİLLET İRADESİNİN TECELLİ MERKEZİ OLAN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ,MİLLET İRADESİNDEN RAHATSIZ,ÇOK SESLİLİKTEN HOŞLANMAYAN ODAKLARIN,SİNSİCE YÜRÜTTÜĞÜ BÜTÜN DIŞLAMALARA,YIPRATMALARA VE BÜTÜN BU ÇABALARA RAĞMEN,MİLLİ HAKİMİYETİN EN BÜYÜK TEMİNATI OLMAK MECBURİYETİNDEDİR. BUNUN İÇİN DE,ARTIK,TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KENDİSİNE VE MİLLETİMİZE YAKIŞAN BİR ANAYASA ÇIKARABİLMELİDİR.TAM BİR İNANÇ HÜRRİYETİ GETİRECEK,MİLLETİ DEVLETLE BARIŞTIRACAK,DEVLETİ,MİLETİN DEĞER YARGILARINA SAYGILI VE SADIK HALE GETİRECEK,TARİHLE BUGÜNÜ BARIŞTIRACAK YENİ BİR ANAYASA,TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN İTİBARINI YÜKSELTMESİ AÇISINDAN BİR ZARURETTİR.HALEN İHTİLAL YANİ ASKERLERİN ANAYASALARIYLA İDARE EDİLEN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ,DEMOKRATİK MECLİS OLAMAZ….MİLİTARİZME..HAYIR..DEMEK İÇİN EVET EVET EVET DİYORUM ….İNŞALLAH BU MİLLET EVET DİYEREK YENİ BİR ANAYASA YAPILMASININ ÖNÜNÜ AÇACAKTIR.ŞİMDİDEN HERKESİ KUTLUYORUM ALLAHA EMANET OLUN.