
Otuz dört yaşıma bastım bugün. 77’de Şavşat’ın Hanlı Köyü’nde doğmuşum. Babamın söylediğine göre yedi kardeşten kimliğe doğum tarihi doğru yazılan tek kişi benmişim. 3 yaşımda seksen darbesi olmuş. İyi ki o zaman fark etmemişim bunu. Fark etmemişim ama hayata darbelerin kahramanı olmuşum.
Kendimi bildiğimde çobanlık yapıyordum. Diğer kardeşlerimle arada çok büyük yaş farklılığı olduğu için ‘Seni değirmende bulmuşlar!’ diye dalga geçilen, kandırılan bir çocukluk hatırlıyorum. Zaman zaman buna inandığım da oluyordu.
Televizyon olmadığı için İstanbul’u bilmezdim. Yazın köye gelenlerin anlattığı şeylerle kafamda deniz çizerdim. Hayal yüzdürdüğüm tek yer yaylamızın çaylarıydı. Siyah yakalı bir önlüğüm, bezden dikilmiş bir çantam vardı. Kışları okula gider, yazları çobanlık yapardım. Her sabah güneşle uyandırılıp koyunlarını gütmek için dağa gönderilirdim. Ayağımda kara lastik vardı. Leş gibi kokardı. Yazın köye gelen ve ayağında spor ayakkabısı olan şehir çocuklarını kıskanırdım. Bisikletin ne olduğunu bilmeden motosikletimin olması hayalini kurardım. Hatırlıyorum çok duygusaldım. Şehirden gelen bütün kızlara güzel gözükmek kaygısı güderdim. Ama onlarla tek satır konuşamaz, yüzüm kızarır, oyun halkalarına dâhil olamazdım. Neden bilmiyorum ama hep saçlarımın rüzgârda dalgalanabilecek kadar uzamasını ve kızların bunu görmesini isterdim. Neyse çobanlık arkadaşlarımı anımsamak istiyorum ama hepsi aklımda değil:
(Önal, Dursun Ali, Erol, Varol Abi, Özgür…) Simalar aklımda ama isimler gitmiş.
Babamın kucağına alıp evladım dediğini hiç anımsamıyorum. Neden Anadolu’da böyle saçma gelenekler var ki? Baba evladını sevmez, öpmez kucaklamaz mı? Ayıpmış! Ağabeyim, büyüklerin yanında saç taranmaz, yakalı gömlek giyilmez devirlerinin bile olduğunu anlatır durur hala. Hayretler içinde kalırım. Hangi ayıp çocuğu baba şefkatinden mahrum bırakacak kadar kutsaldır acaba?
Annemle ilgili bildiğim birkaç şeyden biri nasihatleri ve dualarıdır. Bir de müthiş bilge bir kadın olduğu… Çok erken yaşta annesini kaybetmiş yetim ve fakir büyümüş. Anlatırken hep gözleri dolar. Her nasihatine uygun bir atasözü bilir. Bir keresinde yaylaya giderken uzun nasihatler etmiş; ‘Ben ölsem üzülür müsün?’ diye sormuştu. Sanırım sekiz yaşımda falandım. Annem bilmez ama çok ağlamıştım.
Ortada duran benim. Tam karşındaki. Fenerbahçeliyim ama üzerimde cimbom forması var! Abim istanbul’dan getirmişti. Ne mutlu gündü!
Sonra parasız yatılı okulu kazandım. Yatılı ortaokulda öğretmenlerin bitlenmesin diye saçını sıfıra vurduğu çocuklardan biri oldum. Nefret ederdim bundan. Saçlarım rüzgârda dalgalanmalıydı. Bırakmıyordu katiller! Askeri disiplinden nefret ederdim. Yatılı okulda uzun yürüyüş provaları ve gece nöbetleri vardı. O yılları hiç unutamam, çok güzel âşıktım! Birbirimize hiç söyleyemeden yaşadığımız bir duyguydu. Kim bilir şimdi nerededir?
Savrulmuştum, içime kapanmıştım, mutsuz ve yalnızdım. Annem ve babamdan uzaklaşmıştım. Sadece bayramlarda ve yaz tatilinde ailemin yanına gidebiliyor, birinci vazifem olan çobanlığa geri dönüyordum. Sonra bitmez sandığım o günler geride kaldı, okul bitti. (Çiğdem&Selami Sun-Mehtap&Ersin Medin, Selma&Fikret Kunduracı, Mehmet Türk öğretmenlerime minnetle)
Sonra büyüdüm. Her şey ben yaşarken oldu! Peki, o günlerden geriye ne kaldı? Değişen ne, kim? İklimler mi, insanlar mı, şehirler mi, şarkılar mı, ben mi? Farkında olmadan aynı salon koridorlarında aynı şarkıya ıslık çaldığımız insanların seslerini neden duyamıyorum? Ne bileyim bahar diye bir şey var. Çiçekler falan açıyor. Kuş var, çay var, simit var, her şey var. Mesela zor geçen bir çocukluğumun ardından gelen güzel günler var. İyi bir işim var. Birkaç alanda iyi derecede kendini kanıtlamış rütbelerim var. İyi kötü yolunda giden hayatım, sağlığım ve ailem var. Hepsini yazamam gerçi, utançlarım da var! Ahrette yüzlerine baktığımda yerin dibine geçeceğim bir sürü insan ve günahlarım da var! Buna rağmen bu gün bile tanımadığım yüzlerce insandan hayır dua ve doğum günü tebriği aldığım ciddi bir kariyerim var. Kırıp döktüğüm, kırıp döken ve uzaklaştığımız eski dostlar var. Hep yanımda olan, yanlarında olduğum iyi dostlarım da var.
Peki, neden de hep bir şeyler eksik gibi?
Neyin özlemini çekiyorum? Sanırım ben büyüyünce, insanlığın kasalarını doldurup hayatlarının içini boşalttığı dünyada huysuz bir rüzgâr esti. Cümleler ateşe verildi. Sevimli bütün harfler, masum çocukluk fotoğrafları yangınlarda kül oldu. Zaman saniyelerle ve dakikalarla ölçülebilir olma özelliğini çoktan yitirdi. Belki de böyle bir özelliği hiç yoktu. Her adımında para biriktirip hayat azaltan insanlık, parçalanmış yorgunluğunun farkına da varamadı. Aynalara her bakışta değişken yüzlerimizden bir sürü maske aktı. Kimse baktığı aynada gerçek yüzünü seçemez oldu. “Hangisi benim?” Sorusunu da soran olmadı. Geriye dönemedi, ileri gidemedi. Yollar aşıldı, yıllardan geçildi, yalanlara alışıldı, gerçeklere sırt çevrildi.
E sonra… Sonra, ben çocukken açık duran pencereden gökyüzünün dallarına her gece sayısız basamaklar kurup, sırma saçlı gecenin simsiyah saçlarını okşayıp koynuna sakladığı yıldızları toplardım. Şimdilerde tek özlediğim şey geçmişim değil. “Geçmişte kaldı.” dediğim gerçekleri bile hayâl edemeyecek kadar yalan yaşıyor olmam. Galiba ben büyümekten değil, içimdeki sesi yitirmekten çok korkuyorum. Ölüm kapımı çalmadan, Nuh dünya yutmuşluğumun kolundan tutup beni kurtarsın istiyorum.
Belki en iyi dostum hep “şükür” olsun istiyorum!
Bir de; Her gece açık duran penceremden gökyüzünün duvarlarına ışıltılı merdivenler dayayıp gecenin koynundan yıldızları toplayarak uykuya dalan çocukluğumun yaşlanmamasını, sadece büyümesini istiyorum!
Neyse sevgili ben!
Boş ver bu yazdıklarımı, boş ver! Nasılsa sonu gelmez. Sen yürümene bak.
Bir bak, bir düşün, bir yol bul kendine kentin çıkmaz sokaklarında. Bu uygarlık yaşanacak bir şey bırakmadı desen de yaşamana bak! Kaygı duy! Sorgula bakalım neleri değiştirebilirsin?
Belki, “Bilmem!” dışında başka cevaplar da bulabilirsin. Şurada toprağa ne kaldı? Kim bilir, belki de boş vermeyip bilirsin!
Ölüm henüz kapımı çalmamışken büyüdüğüm bir gün/lük.
Nurdal Durmuş
Kasım 2011/İstanbul
Nurdal Durmuş
Sosyal Medyadan Takip Etmek İçin;
facebook :
twitter :
google + :







Kasım 13th, 2009 at 14:02
okudum okudum okudum çok yoruldum mahsumıyet ruzgarın uzun yıllar once biryerlere savurdugu ve bir daha bulamadıgımız sevgılı kaybettik sanaırım Nurdal bey başımız sag olsun siz dogdunuz ama masumıyetımız oldu Sizi ALLAH rızası için seviyorum.Günlük sende çobanda enfestınız size selam …
Kasım 13th, 2009 at 15:05
birkaç yıl öncesinden bugünlere köprüler kurabiliyorsak, bu köprüleri gelecek için de kurabiliriz. belki de çoğu zaman dillendirmekten çekindiğimiz sabitelerimiz en büyük köprülerimiz, bilmiyorum. peki değişen ne, değişen kim? iklimler mi, insanlar mı, şehirler mi, şarkılar mı, biz mi? farkında olmadan aynı salon koridorlarında aynı şarkıya ıslık çaldığımız insanların sesleri o kadar da kötü değil. ne bileyim bahar diye bir şey var bak çiçekler falan açıyor kuş var, çay var, simit var her şey var. bu ölümüne hüznün bir yerleri zorlaması mıdır gördüğüm şu canhavli. ne zaman itiraf edeceğiz ya da ne zaman yok olacağız. görüyorsun değil mi, bize yakın olan aslında ne kadar da uzakmış. erteleye erteleye perişan olduğumuz hayaller ülkesine dönen kalplerimize gereken ne? krater gölü öyle de aman aman etkilemedi bizi farkında mısın bugüne kadar bizi aman aman etkileyen hiçbir şey olmadı. yalnızca yüzlerinden kir akan çocukları konuşup durduk daha sonralarında. ne bileyim hala da derginin bir yerlerine çocuk fotoğrafları koymak istiyoruz. sıkılmadan düşündüğümüz şeyin bu olduğunu, çocuğun masumluktan öte bir şey olduğunu, kurmamız gereken köprünün bir ayağının nereye varacağını da tam da bu sahne anlatmıyor mu? hassasiyetlerimizin yıpranması, kalplerimizin yıpranması bu şehrin sokaklarının yıpranmasından daha mı değersiz? olmaz denen bir gerçek varsa ve buna mahkumsak ben bu duvarı delmek, bu tüneli kazmak için elimde tuttuğum iki iğneden birini sana uzatıyorum.
doğum günün kutlu olsun mutlu ol senelerce
sana boncuktan kuş yaptım konacak pencerene
Kasım 13th, 2009 at 17:13
Yazdıklarını çok iyi anlayabiliyorum bende karadenizliyim bende yayla çocuğuyum işin en kötü tarafı şimdi bende insanlığını kaybetmiş şehirdeyim.Seni herşey yorsada kalbinin güzelliğini kaybetmedin kalbinin,duygularınının yorulmadığı huzur dolu nice yıllar diliyorumm…
Kasım 13th, 2009 at 19:50
Okuduğum hemen hemen her satırda, bir kez ve çok kez daha sükrettim ALLAh’ıma, bizi bu hayatın sahibine ‘el’ kılmadığı için.. Sükür O’na, seni bize tanıs kıldı ve seni çok seven kisileri de birbirine dost kıldı, birbirlerini hiç görmeselerde..
Biliyo musun? Evet biliyorsun, sen doğmakla yalnızca kendi dostlarına iyilik etmiyorsun.. Seni bir yerlerde, bir kez duyan bir çok kişi birbirine o kadar dost ki..
Simdi sen doğdun ya, ben Yesilpınarlı Medine’min ve İsmailaga’lı Z.g min adını nasıl anmayayım?
Sırf onlar var diye bile çok defa sükr gerektiriyorsun varlığından ötürü.
kendin olmanla gereken sükr sebeplerine ise, senin dediğin gibi ‘boş ver hiç girmeyelim’
Yasamıssın, yasıyorsun ya sükürler olsun ..
‘Bir bak, bir düşün, bir yol bul kendine kentin çıkmaz sokaklarında…’
bu benim tam bir saire olmaya basladıgım zamanlardaki en çok sair budum cümle..uzunca zamanda profilimde N.d imzası olarak kullanmıstım..(bknz: http://img526.imageshack.us/img526/1768/elife.jpg
)
bu aradaa, küçüklüğün sana çok benziyor abi
Kasım 14th, 2009 at 12:36
face’de 100lerce insan sana tebrik yazmış dua etmiş. ne çok sevenin var be dostum. allah seni sevsin. hayat hikayen çok ilginçmiş hakikaten. bu blog baya işe yarayacak gibi.
sevgiler.
Kasım 21st, 2009 at 19:09
merhaba bende şavşatlıyım. ilçenin adını aratırken blogunuza rastladım. hepimizin kaderi birbirine benziyor. aşağıda yazdığınız cümleler enfes. sizleri tanıdığıma memnun oldum.
Her sabah güneşle uyandırılıp koyunlarını gütmek için dağa gönderildim, kuşluk vakti geri döndüm. Koyunlar sağıldığında yeniden dağa çıktım. Yemyeşil çimenlerin üzerinde hayal biriktirdim. Siyah yakalı bir önlüğüm ve bezden dikilmiş bir çantam vardı. Televizyon olmadığı için İstanbul’u bilmezdim. Sadece yazın köye gelenlerin anlattığı şeylerle kafamızda deniz çizerdik. Hayal yüzdürdüğümüz tek yer yaylamızın çaylarıydı. Ayağımızda kara lastik vardı. Leş gibi kokardı.
Temmuz 13th, 2010 at 23:33
beni ençok ağlatan çocukluk yıllarınız oldu.benzer şeyleri bende yaşadım.Okuduktan sonra kendime soruyorum niye ağlıyorsun cevabı o yılları özlediğimden mi? hayır belkide ozaman ağlıyamadıklarıma şimdi ağlıyorum.
Kasım 6th, 2010 at 00:32
İnsan içinde bir düğüm halini almış dertlerini,acılarını ve yapamamışlıklarını atmak için çok çare arar kendine; bazen başka insanlardan çıkarır acısını,bazen kendinde bulur suçu ve en azılı katil ilan eder kendini..Ama sen acını,hüznünü kalemle çıkarıyorsun ve bence en iyi yolu seçmişsin.Yazdığın olayın gerçekliği sözcüklerinden ılgıt ılgıt akıyor zaten…Ayrılığı, gururu ve kavuşmayı öylesine naif ve etkileyici bir dille anlatmışsın ki üzerine tek laf edilemeyecek kadar özel bir yazı olmuş.Sevgiyle kal.
Kasım 14th, 2010 at 14:44
Bir bak, bir düşün, bir yol bul kendine kentin çıkmaz sokaklarında. Bu uygarlık yaşanacak bir şey bırakmadı desen de yaşamana bak! Kaygı duy! Sorgula bakalım neleri değiştirebilirsin? Senin bu cümleni yolda yürürken hep beynimde döner dolaşı abi.
Kasım 14th, 2010 at 17:38
İyi ki doğdun..
Kasım 14th, 2010 at 17:38
İyi ki doğdun iyi bir abi,gıcık bir dost,ukala yazar,geveze radyocu
İyi ki senelerdir varsın
Kasım 14th, 2010 at 17:38
ee ömür dedigin bir kuru ğünden ibaret degil mi? ki, bırak dünü geçti yarınsa gelir mi? bilinmez. sen at o yıldızları onlarında gidecekleri yeri vardır elbet… siz tanımam ama özlü sözlerinizi bilirim. zaten sancımız bilmekten degilidir. dogum günün kutlu olsun… özlemle
Kasım 14th, 2010 at 17:38
üç pasajlık doğum günü mesajım yok ama ”hep iyi ol”manı dileyebilirim tüm kalbimle..
ne diyeyim..
her daim u-mutlu olasın..
yıldızlarının tükenmeyeceği güzel günlere..
”:)”
Kasım 14th, 2010 at 17:39
Sana yollayabilceğim tek sey ey dost. Yıllar önceki çocukluk sevgim ve dileyeceğim tek şey ey dost, mutlu bir yaşam… En içten sevgilerimle kutluyorum yeni, yaşın.Şimdiye kadar olduğun gibi her yeni yaşın sana başarı mutluluk sağlık huzur kısaca dünyada güzellik adına ne varsa onu getirsin…)
Kasım 14th, 2010 at 17:39
Doğum günün kutlu olsun , sağlıklı , hayırlı ,mutlu nice yıllara …
Kasım 14th, 2010 at 17:39
Nurdal bey, doğum gününüz kutlu olsun. Mutlu ve başarılı nice yıllara…
Kasım 14th, 2010 at 17:40
Sağlık, huzur ve mutluluk dileklerimle…
Doğum Gününüz Kutlu Olsun..:)
Kasım 14th, 2010 at 17:40
Sağlık ve mutlulukla dolu bir ömür dileğimle, sevgiler Nurdal…
Kasım 14th, 2010 at 17:41
___
yeni yaşın senin için
Yeni mutluluklara yelken açsın inşaallah.
Yüzün hep gülsün
Ve kaleminle bin yıl yaşa
…Hayırlı seneler nurdal abi …
Kasım 14th, 2010 at 17:41
Yıldızlarını feda etmeden, sevgi ve muhabbet yüklü gönül gökyüzünün tecrübe atmosferi her dem izliyor içinde gün be gün büyüyen minik çocugu,hayat aynasında kırışmadan geçen simana hayıflanmadan şükrederek adımlayacagın yeni basamakların cennete vize olsun inşaAllah.Rabbim hayırlı ömür nasib etsin,Güzel yürek
Kasım 14th, 2010 at 17:41
hayırlı bir ömür duasıyla
Kasım 14th, 2010 at 17:42
Hayırlı ömürler dilerim…
Kasım 14th, 2010 at 17:42
Nice güzel yıllara…
Kasım 14th, 2010 at 17:42
iyiki dogdun dayıcım nice mutlu yıllara….
Kasım 14th, 2010 at 17:43
Aslında yanlış bilinir…İnsandır zamana iyi gelen,iyileştiren…bencildir üstelik,geçip gittiğini sonradan haber verir…Bana kalırsa her anını gerçek kıldıgın zaman,kendisi olsun diyedir…Mutlu senelere ve biraz da hüzün olsun içinde…
Kalbimle…
Kasım 14th, 2010 at 17:43
DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN.
Kasım 14th, 2010 at 17:44
Sene-i tevellüdünüz ferruh ola…:D
Kasım 14th, 2010 at 17:44
kalemin hiç tükenmesin inş Nurdal abim..! Mutlu,huzurlu,sağlıklı ,en önemlisi de hayırlı bir ömür dilerim gönlünü akıttığın ve bizlere aktarabildiğin herşey için yüreğine bereket diyorum…sonsuz tşkler.
Kasım 14th, 2010 at 17:44
Küçükken çok güzek doldurnmuşunuz yıldızları şimdi dagıtırken insanlara da faydanız oluyor iyi varsınız ve abi inşallah hep böyle kalır fikirleriniz
Kasım 14th, 2010 at 17:44
Selamün aleykum.. Rabbimizin razı olacağı sonu cennette sevgiliye komşulukla noktalanan,sevdiklerinizle birlikte hayırlı uzun ömür dileklerimle..doğum gününüzü kutluyorum ve başarılarınızın devamını diliyorum efendim.. Selametle
Kasım 14th, 2010 at 17:45
Doğduğunda hayalden merdivenler dayayıp gecenin koynundan yıldızlar toplayarak, büyüdün, Güneş gibi etrafına aydınlık saçarak girdin hayata. Hep sevgiyle mutlu yaşa! Nice yaşlara doğum günün kutlu ve mutlu olsun…
Kasım 14th, 2010 at 17:45
Hiçbir gecen güne keşke demeden gelecek günlere yeni bir selamla dogdugunuz güne merhaba gün sizin gününüz yeniden yepyeni olsun …dua ile
Kasım 14th, 2010 at 17:45
Nice Mutlu Yıllara Doğum günün kutlu olsun bir ömür sevdiklerinle mutlu,huzurlu,sağlıklı olursun inşallah HEMŞOM
Kasım 14th, 2010 at 17:46
Abim. Kıymetli Abim. Zarif Abim.
Varlığına sonsuz cümleler kuruyorum. Biliyorum duyuyorsun. Ve artı olarak,
Yıldızlar çocukluklarımızı koruyor. Ve belki bir çok insanda seni yıldız olarak kalbinde taşıyor. o yüzden de iyi ki varsın.
Kasım 14th, 2010 at 17:46
Arkadaşların yıldızlar gibidir,,onları her zaman göremessin,ama senin için her zaman,var olduklarını ve seni düşündüklerini bilirsin…dogum günün kutlu olsun arkadaşım….
Kasım 14th, 2010 at 17:47
Hayırlı ömürler dilerim abi .. selam ,baki muhabbet ve dua ile …
Kasım 14th, 2010 at 17:47
Doğum gününüz kutlu olsun sevdiklerinizle birlikte sağlıklı huzurlu mutlu senelere…
Kasım 14th, 2010 at 17:47
Hayırlı , mutlu , sağlıklı ömrün olsun abi.
Kasım 14th, 2010 at 17:48
Muhabbet dolu bir ömür diliyorum nurdal abim
Kasım 14th, 2010 at 17:48
nurdal abi doğum günün kutlu olsun nice senelere sağlıkla mutlulukla inş…Rabbim uzun ömürler versin…
Kasım 14th, 2010 at 17:48
Doğum günün kutlu olsun canım abicik .Sağlıklı ve mutlu güzel yaşlar dilerim.Yeni yaşın sana çok yakışsın.Yüzünden tebessüm eksik olmasın.
Kasım 14th, 2010 at 17:48
Feda ettiğin yıldızların da birilerini aydınlattığını da unutma. Nice yıllara.
Kasım 14th, 2010 at 17:49
İçinizdeki çocuğun hep sizinle olması dileğiyle, nice mutlu yıllar nurdal bey..
Kasım 14th, 2010 at 17:49
sevdiklerinizle nice mutlu yıllara nurdal abi.
Kasım 14th, 2010 at 17:49
Dünya Hayatında İyi Bir Ömür ve Huzurlu Bir Yaşam Dileğiyle…
Kasım 14th, 2010 at 17:50
Dünyada eşsiz bir güzellik varsa oda senin kalbindir. hayatının bundan sonrasını kalbinin kalbinin güzeliği gibigecsin.İyiki dogdun…
Kasım 14th, 2010 at 17:52
Hadi bakalım abicim… Daha güzel günlere…
Kasım 14th, 2010 at 17:52
Yeni yaşın hayırlı olsun,sağlık huzurlu dilediğince bir ömrün olsun.
yüzünden tebessümlerin,etrafında sevenlerin hiç eksik olmasın.
Kasım 14th, 2010 at 17:52
benim harkulade,mükemmel vesair tümcelerim yok sana karşı ama koskocaman sevgi dolu bir kalbim var.diyorum ki kendi kendime bu insan iyiki doğmuş ALLAH güzel yaratmasıyla ona ol demiş ve o mükemmel insanı yaratmış ve benim abim olmasını nasip etmiş.ona tek temennim ALLAH kalan ömrünü geçen ömründen dağa hayırlı eylesin…AMİN şu bilindik cümleyi söylemeden geçemicem
iyiki doğdun..:)
Kasım 14th, 2010 at 17:53
dogum gününüz kutlu olsun
Kasım 14th, 2010 at 17:53
hayırlı huzurlu ve mutlu bir ömür diliyorum…
Kasım 14th, 2010 at 17:53
bereketli bir ömür diliyorum ….
Kasım 14th, 2010 at 17:54
Bir insan ömrünü neye vermeli
Harcanıp gidiyor ömür dediğin
Yolda kalan da bir yürüyen de bir
Harcanıp gidiyor ömür dediğin
…Yüreğin ürperir kapı çalınsa
Esmeyen yelinden hile sezerler
Künyeler kazınır demir sandıkta
Tükenip gidiyor ömür dediğin
Dışı eli yakar içi de seni
Sona eklenmeli sözün öncesi
Ayrılık gününün kör dereleri
Bölünüp gidiyor nehir dediğin
Bir insan ömrünü neye vermeli
Para mı onur mu taş diken bir yol
Ağacın köküne inmek mi yoksa
Savrulup gidiyor yaprak dediğin….
Kasım 14th, 2010 at 17:54
Rabbim yeni yaşınızı hayırlı kılsın..
Kasım 14th, 2010 at 17:54
nurdal abi doğumun hayırlara vesile oldu, oluyor, olacak inş.
Kasım 14th, 2010 at 17:55
Sağlıkla sihhatle, nice yıllara.
Kasım 14th, 2010 at 17:55
Allah hayırlı tüketişler nasib eylesin efendim…
Kasım 14th, 2010 at 17:55
Her yaş bir şeyler götürüyor bizden veaynı zamanda bir şeyler katıyor bize…Kattıklarının daha çok olması dileğiyle, nice yaşlara abi…
Kasım 14th, 2010 at 17:56
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN GÜZEL ÇOCUK… NİCE MUTLU YILLARA…
Kasım 14th, 2010 at 17:56
Dogum gününü en içten dileklerimle kutlar.Ailen ve sevdiklerın ve sevenlerinle beraber sagliklı,huzurlu,mutlu,umutlu bir yıl bir ömür diliyorum.hakkında hayr ve güzelliklere vesile olması dilegiyle…ilham perilerin eksik olmasın sayin yazarim..Bayram tadinda bayram çocugu gibi bir dogum günü geçirmen temennisiyle…slmlar..:)))
Kasım 14th, 2010 at 17:59
Mutlu seneler dostum.
Kasım 14th, 2010 at 18:00
Gönülden ‘keşke’ dediğiniz herşeyin yanıbaşınızda bulunduğu,sesli,sözlü,okumalı,yazmalı nice güzel yıllara…
Kasım 14th, 2010 at 18:00
nice mutlu yıllara abi
Kasım 14th, 2010 at 18:00
tükenen ömründe yıldızın eksik olmasın, şayet tonton bir dede olursan birgün torunların sakallarından asılsın
)
Kasım 14th, 2010 at 18:01
yıldızların gökyüzüne düşkünlüğünden payın var nurdal abim. şimdi başka çocuklar feda ettiğin yıldızları saçlarından topluyorlar. şiir bu anlamın her yerine sızmış durumda. hayırlı bir ömür yakanı bırakmasın..
Kasım 14th, 2010 at 18:01
mutlu hayırlı bir yaşam ve seneler..
Kasım 14th, 2010 at 18:02
Nice mutlu yılları sevdiklerinle sağlık içinde geçirebilmen dileğiyle doğum günün kutlu olsun.
Kasım 14th, 2010 at 18:02
Ömrün bereketli olsun sevgili Nurdal.
Kasım 14th, 2010 at 18:02
sevgili nurdal kardeşim, hayırlarla dolu nice yıllar dilerim…
Kasım 14th, 2010 at 18:03
Abim…SAHİBİN hayırlı olan tüm dualarına ”OL” desin ..Sevdiklerinle birlikte şahit olacağın hayr dolu bir ömür versin..duam ile
Kasım 14th, 2010 at 18:03
sağlıklı ve uzun bir ömür sizin olsun sevgiler…
Kasım 14th, 2010 at 18:03
kaptan! nice yaşlarla uzun yaşa..
Kasım 14th, 2010 at 18:04
yaşlanıyorum evet ama güzel olan şu;sizin gibi güzel insanlarla aynı dünyada yaşıyor, nefes alıp veriyorum.
hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. nezaketiniz ve dostluğununuz için minnettarım. Eksik olmayın lütfen…
saygıyla…
Kasım 24th, 2010 at 15:45
burası da olmasa, ve burdaki güncellemeler, …. hâLâ hiçbir şey değişmiyor sanacağım….. hiç sesi çıkmayanları yaşamıyor….. hatta artık o adı kullanıp kullanmadıklarından bile emin olamayazacağım. nurdal abi, ve de zeynep gültekin; hala var oldugunuzdan bir tek buradan mı haberdar olacağız yahu.
var olun ama hep sessizce değil. sağlıcakla kalın.
Kasım 14th, 2011 at 15:28
hayırlı ve uzun bir ömrün olsun,sevgiyle kal
Kasım 14th, 2011 at 16:20
Doğum günleri güzeldir; dostlar hatırlar seninle paylaşırsa… Doğum günleri güzeldir; içinde gizli bir ”Niye doğdum” isyanı gizlenmiyorsa.. Nice yıllara..
Kasım 14th, 2011 at 16:34
Kalbinde siradan bir zamana yer olmayan cocuk,istesen de buyumeden yaslanamayacaksin…Nice yillara ismine abi,dost,can gibi on ekleri cokca yakistirdigim,en guzel hediyeleri Rahman lutfeylesin sana ki,kalbinde milyonlarca cocugun kalp atislari uyumakta…
Kalbimle…
Kasım 14th, 2011 at 16:35
çocuk büyümeden ölmeyi öğrenmeli ki yaşlanmadan gençleşmeyi öğrensin ve öğretsin.çocuk bilir ne yapacağını
Kasım 14th, 2011 at 16:35
Seni üzen,seni seven,seni sevdiren,ağlatan,güldüren hayatnın bir parçası olan;ağaçtan,kuştan,uçurtmadan,çekirdekten,yağmurdan,kelebekten,su ve güneşten…gülden,gökyüzünden,maviden,denizden;içine gerçekleri yerleştiren aldığın nefesten,sair zamanlardan;seni sen yapan her şeyden…hangi yaşta olursan ol bunlar ve daha nicelerinde ol ve seni duyarlı yapan,insan yapan,can yapan herşey sende olsun…iyi ki doğmuşsunuz.hayırlı yaş’lanmalar nasip etsin Yaradan…
Kasım 14th, 2011 at 16:36
”Bir yolun varsa gidilecek sona bırakma.Bir sözün varsa dilden yüreğe hiç susm…a.Görmen gerekiyorsa birini git yanına.Okşaman gereken bir yürek varsa esirgeme elini. Hayat çok zalim.An gelir elini,gözünü,yolunu,yüreğini alır senden.O zaman istesen de dokunamaz, göremez,gidemez,söyleyemez olursun yeni yaşınız hayırlı olsun.
Kasım 14th, 2011 at 16:36
Nice yaşlara seyyah ! Yeni yaşının yanında getireceği güzelliklerin seni mutlu etmesi dileği ile..
Kasım 14th, 2011 at 16:36
İyi ki doğdun ,iyi ki varsın,seni tanımak güzel, dosluğun güzel, yolda izde kahrı çekilir bir adam olman güzel.Güzel adamsın vesselam…Nice sağlıklı huzurlu ve hayırlı yıllara…
Kasım 14th, 2011 at 16:37
yıllara
güzel yıllara
nice güzel yıllara…
Kasım 14th, 2011 at 16:38
Sevgili kardeşim; mevlam aile efradın ve sevdiklerin ile birlikte sağlık sıhhat afiyet içerisinde nice yıllara erişmeni nasip eylesin… Aynı gökyüzünü paylaştıkça; sair zamanlarda sair yerlerde kavuşabilmek ümidi ile… MERTOGLU
Kasım 14th, 2011 at 16:38
tonton bir dede olduğunda bahçendeki sandalyene oturup eski günlerine daldığında hatırlamak istediğin kadar güzel günler seninle olsun Doğum günün kutlu olsun abi Allah seni korusun kollasın.
Kasım 14th, 2011 at 16:39
Rabbim hayırlı sağlıklı uzun ömürler versin sevdiklerinizle sayın Nurdal Durmuş…:)
Kasım 14th, 2011 at 16:39
Doğum gününüz kutlu olsun.Sağllıklı huzur dolu bir ömür diliyorum…
Kasım 14th, 2011 at 16:39
Güzel yllara ve nice yaşlara..
Kasım 14th, 2011 at 16:40
SAĞLIKLI MUTLU HUZURLU NICE YILLARA
Kasım 14th, 2011 at 16:41
sevgili arkadaşım
sana hayırlı,sağlıklı uzun ömürler diliyorum…Herşey senin istediğin gibi olsunn….Dünyada Offf Demeden Bütün sıkıntıların seni terk etsin..
Kasım 14th, 2011 at 16:41
hayırlı,sağlıklı, huzurlu nice yaşlara…
Kasım 14th, 2011 at 16:41
üşenmedim telefonumun ekranından sana yapılan tüm duaları,güzel temennileri bir bir okudum.’amiin’ dedim her birine.kabul olunan duaların katında olması ümidi ile…
Tabi bi maşallah demeyi de ihmal etmedim,Sana dua edenlerin sayılarını artırsın Rabbim,ne güzel abi’m,daim olsun -inşallah- bu en samimi dileğim!..
Maşallah,
Kasım 14th, 2011 at 16:42
hayırlı ve gönlü güzel insan… huzurlu bir yaşam diliyorum cenab-ı Allahtan…
Kasım 14th, 2011 at 16:42
hayırlı huzurlu mutlu sağlıklı uzun yıllar dilerim Rabbimiz den c.c..
Kasım 14th, 2011 at 16:42
aynı günde dogmuşuz…
hoş tevafuk.rabbim ellerinizi bırakmasın abi vebanada sizin gibi olmayı nasip etsin inş….
iyiki varetmiş sizi yaradan,iyiki tanımışım sizi abi.saygıyla nevin taliha.
Kasım 14th, 2011 at 16:43
Bu güzel duygularla daima büyümen dileğiyle…
Kasım 14th, 2011 at 16:43
Doğum günün kutlu olsun kıymetli kardeşim. Allah sevdiklerinle tekrar kavuşmayı nasip eylesin inşallah. İyi seneler diliyorum en iyisinden, en güzelinden…
Kasım 14th, 2011 at 16:43
Sanıyorum en ilk, en acemi, en çocuk, en genç, en deneyimli, en yorgun, en uzun süren seyahat dünya seyahati… Hoşgelmişsin dünyaya… Hoşluklar getirdin… İyi ki bu güzellikler getiren insanla tanıştırmış bir yerinde zaman bizleri…
Bir anne sıfatıyla önce annenin ellerinden öperek, -büyütmenin ne demek olduğunu bilmeyle beraber, senin bu güzel gününü hayırlı bir seneye açmasını Allah’tan dilerim..
Kasım 14th, 2011 at 16:44
Nurdal abi iyi ki varsın. Doğum gününü kutlar, Allahtan hayırlı uzun ömürler dilerim.
Kasım 14th, 2011 at 16:44
Doğum günün kutlu olsun.İyi bir arkadaş,vefalı bir dost olduğun için,İçindeki insan sevgisiyle yaptığın güzel işlerde yüreklere umut olduğun ışık olduğun için iyiki doğdun sevgili Nurdal.Sevdiklerile birlikte güzel bir ömür diliyorum…
Kasım 14th, 2011 at 16:45
Sevgili Nurdal kardeş,
Umutlarla çilelerin meczedildiği bir hayatın en gerçek yüz ve manasını bilerek yaşayan ve bu yüzden yaşamaktan ve yaşlanmaktan çekinmeyen idealist bir insan olarak sonsuzluğu ak yürekle ve ak alınla selamlamanı Yüce Mevladan niyaz ediyorum.
Kasım 14th, 2011 at 19:16
Güzel insan yazını, baştan sona kadar hiç bıkmadan okudum, hatta bitmesini istemedim.Yazının bir çok yerinde kendi hayatımdan tarifler gördüm.Onun için severek okudum.Sağlıkla sihhatle nice hayırlı yaşlara…
Kasım 14th, 2011 at 21:57
Nurdal Abi seninle yeni tanıştık sayılır
bu yüzden ilk defa yazdıklarına tanık olma fırsatı yakaladım. ilk görüşüm ne diye düşünürsem; herhalde satırlarının arasında kaybolma riski olduğudur. hiç bıkmadan, sıkılmadan, kimi yerinde gülümseyerek kimi yerinde hüzünlenerek ve kimi yerinde kendimden izler bularak okuduğum içten bir yazıydı. tekrar hayırlı bir ömür diliyorum..selametle