Sair Zamanlar’a Veda.

sair zamanlar radyo programları 35 Yorum »

Sair Zamanlar’a Veda…

eğer bir gün susarsam,
bu artık söylenecek hiçbir şey kalmadığı içindir,
her şey söylenmiş,
hiçbir şey söylenmemiş olsa bile!
Beckett.


Kuruluşundan bugüne, yaklaşık 14 yıldır her türlü fedakârlığı göstererek emek verdiğim, bütün zor günlerinde yanında olduğum Özel FM’den sürekli ayrılık kararı almış bulunmaktayım. Ayrılık kararının tek taraflı, tamamen kişisel bir karar olduğunu bilmenizi isterim. Hayatıma kattığı bütün değerler için, beni biz yapan mikrofondan hayata savurduğum bütün cümleler için, uzun yıllar emek verdiğim bu güzel kuruluşa müteşekkirim.

Başlangıcından günümüze adımıza leke bulaşmadan, cümleleri yerlere düşürmeden ve kirletmeden, kimse arkamızdan ya da yüzümüze karşı kötü bir şey söylemeden bu yolda beraber yürüdük. Bu gönül bağı elbet de ‘fiilen programcı olmasam da’ devam edecektir.

Bugüne kadar birbirimizi büyüttüğümüz, şiir okuduğumuz, kitap okuduğumuz, ayet okuduğumuz, şarkılara eşlik ettiğimiz, ıslık çaldığımız, umursanıp umursadığımız, şükrettiğimiz, el ele tutuşarak cümlelerden hayat inşa etmeye uğraştığımız bütün dinleyicilerime minnettarım: Hiç görmedikleri, tanımadıkları bir insana güvenerek dertlerini, sırlarını ve kapılarını açan güzel insanlara…

Şüphesiz aldığımız bütün ödüller, elde ettiğimiz başarılar, kazandığımız bütün dostluklar ve rütbeler sizlere aittir.
Bu bilinçle davranmış olsak da yine de kızdırdığım, bilerek ya da bilmeyerek kırdığım, bütün dinleyicilerimin, programıma katılan Türkiye’nin seçkin sanat ve edebiyatçılarının ve bütün ukalalıklarıma rağmen kahrımı çeken çalışma arkadaşlarımın haklarını helâl etmelerini umut ediyorum.

Lütfen ‘Sair Zamanlar’ yokken de “Kendi dağlarımıza çıkarak yaktığımız ateşin etrafında birbirimizi aydınlatmaya ve durgun sulara taş atmaya devam edelim. İstediğimiz aydınlığı ve dalgalanmayı bulana kadar…”

Ben, “Yaz mevsiminin kuraklaştırdığı kalbimi, hazan mevsiminin yağmurlarında yıkamak ve yeniden taze bahar şarkıları söylemek üzere kendi kıyılarıma çekiliyorum.”

Yaz sonu yeni kitap çalışmamı tamamlayıp başka bir radyoda ceplerime doldurduğum harflerden cümle kurmaya devam etme niyetindeyim.

Lütfen gidenlerin ardından dua etmeye ve şarkılarınızı söylemeye devam edin.

Kardeşiniz Nurdal Durmuş

hiç sesler.

güne bakma durağı, makaleler 18 Yorum »

hiç sesler

sevgili/m’e…

üşüyen mevsimler de aklımı toparlarken içimi-dışımı yoklamak, sakladıklarımın gizemli kutularını açıp korkularımın silahını kuşanmak yıkıcı bir yalnızlık depremi gibi. sonbahar, arsız bir sevgili gibi kollarını dolayınca kalemime; hüznümü soranlara “bir şeyim yok, iyiyim!” diyorum. oysa benim bir şeyim var! dilimin ucunu dokundurduğum kutsal sözlerle sadece seni kandırabiliyorum. hâlbuki çalımlı laflarla hayat kurgulayan acemi yazarlar gibi ağlıyorum içime. sonra aynalar, yalanı yakalanmış vicdan kadar mahcup ediyor beni. oysa ben, yakamı ellerinden kurtardığım sevgili(m) bilirdim sonbaharı. zaman aralıklarında tütün sarılmış şiirlerimi tozu dumana katarak koşturduğum, okuttuğum yârim bilirdim. büyük saçmalıklarına aldırmadığım umursamazlığım, kuşları fark edip yabancı bilmeden herkesi sevebildiğim çocukluğum bilirdim. şimdi içim de sana karşı sonsuz bir küslük var! yaşamak, ürkünç bir fırtına gibi mevsimlerime saldırıyor. artık kaldırım kenarına oturup karıncalarla konuşmalıyım! kapım çalmalı. tanrı gelmiş olmalı! ya da, hayata şerh düşmüş bütün nebiler ellerimden tutmalı.

II

kalbim, kıyıları yağmalanmış şiir gibi. dalgaları ürkek, köpükleri kurumuş. aç da oku beni. alfabemle körebe oyna! kapat harflerimin gözlerini. ya hiç, ya kıymet biç! ya kan akıt, ya yağmala. ama bir şey yap. bir kargaşa uzat solumdan. ya da at üstüme günahlarını da, bir âdem boyu şiir yazayım sana. kurak baharlar gibi dolaş satırlarımda. mürekkep bulaşmış dudaklarıma içini değdir. sağılacak tek harf bırakma kalemimde. kısır bir aşk gibi erit ruhumu. kanım kelamımı kirletsin de güneşli gülüşüne yağmurlar katanın bereketi gitsin. vur elindeki kirli şarkıları dilime de hep yen beni, hep yenileyim sana. mağrur bir öfke gibi küllendir bedenimi. şah çektikçe vezirine kalelerime atlılarını gönder. kahkahalarımdan hüznümü kopar. bir hayal çiz aynada, bu gerçek benim de. bilmiyorum bu kaçıncı yenilgim. artık hayatla vuruşmayacağım. her seferinde kalbimi lime lime ediyor. kırlarımda su gibi, su gibi biçimsiz koşuyor kısraklar ve kazanmak beni umursamıyor!

III

nuh son anda bileğimi kavrıyor.
— çok dünya yutmuşsun! ama oldu işte. kurtuldun!

artık sus! sus ki, altlarından ırmaklar akan evler gerçek olsun. kilim silkelesin şehir çocukları tahta balkondan. genç ağaçlar yapraklarını döksün. gizleyelim mahrem yerlerini ruhumuzun. sus ki, ipil ipil yağsın yağmur!
sen yine hayat de adına, ben dallarından ölü serçeler sarkıtan söğüt.

Nurdal Durmuş – Hiç Sesler

kaynak belirterek alıntılanabilir


Yazıyı sesli dinlemek için buyurun;
Nurdal Durmuş Hiç Sesler

Tükenmeden Tüketmek!

makaleler Yorum Yok »
Foto: Beste Uysal

Foto: Beste Uysal

Yazı dizisinin ikinci bölümüOkumak, yazmak ve yaşamak üzerine (II)

Arthur Schopenhauer’in zihinsel körlük yahut kötülüğün temelinde yatan şey, ruh boşluğu, (bönlüğü) olarak tanımladığı hedonizm günümüzde düşünceden, ideoloji, felsefe, sanat ve siyasi estetikten yoksun bir ortamda insan hayatını tüketim kuşatması altına alan en temel hastalıklardan biridir. Hazcılığın yaygınlaşması ve topyekûn hayatı kuşatmasının en temel sebeplerinden biri de hiç şüphesiz modernleşmeyle gelen tüketim ve buna dayalı yeni hayat standartlarını kabullenişimizden kaynaklanmaktadır. Modernizm, tüketim toplumu ve Hedonizm ilişkisi, bir yaşam kuramı olarak en belirgin şekilde özellikle sanayi devrimi sonrası kendini göstermiştir. Batı toplumu da sanayi devrimi sonrası tüketime endekslenmiş, düşünce algısına ve bu yeni yaşam standartlarına kapital müdahaleler yaparak satın alma algısının tanımını; ‘elde edilmek istenen ürünün yararlılığından ya da ihtiyaç olup olmamasından ziyade haz alma (tatmin) ya da sosyal statü kazanma eksenine’ kaydırmıştır. devamını okumak için buyurun

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes