altı çizili satırlar (iki)

okuma notları Yorum Yok »
Fotoğraf: Rabia Bulut

Fotoğraf: Rabia Bulut

“İnsan acı çeker, ısrar eder ve talep eder. Yüz binlerce dünyaya sahip olsa da huzur bulamaz. İnsan kılı kırk yarar, bir biçimde her türlü işle ve zanaatla uğraşır; çok çeşitli görevlerle kendisini meşgul eder. Arzu ettiği arzu nesnelerine ulaşamadığı için astronomi ve tıp alanlarını öğrenir. Normalde insan sevdiğine ‘kalbimin huzuru’ der. Hâl bu olunca insan, başka bir şeyde nasıl rahat ve huzur bulur. Bütün bu zevkler ve meşguliyetlerin hepsi merdiven gibidir. Çünkü insan merdivenin basamaklarına yerleşip yaşamaya kalkışmaz, geçicidir oraları; ne mutlu ona ki, bu gerçeğin farkına varmak için yeterince erken uyanır. Böyle biri için uzun yol kısalır ve hayatını merdiven basamaklarında boşuna harcamaz.”

* * *
“Tanrım, geceyi bizim için mi böylesine gizemli ve güzel yaptın? Benim için mi? Hava ılık, ayışığı açık penceremden içeri dolmakta. Oturmuş, göklerin sonsuz sessizliğini dinliyorum. Bütün varlıklardan hayranlık duyguları yükselip birbirine karışıyor; sözcüklerle anlatılamayacak bir coşkuyla dolu gönlümü alıp sürüklüyorlar sanki. Dua ederken bile sakin değilim. Eğer sevginin sınırları varsa, bu sınırları insanlar koymuştur Tanrım, Sen değil.”

(Andre Gide / Pastoral Senfoni)

* * *
“Bir zamanlar kardeşime, ne zaman evde tamir işi yapmaya kalksam, işi bitirmeden tüm aletleri kaybettiğimi söyledim.

‘Şanslısın,’ dedi bana. ‘Ben yaptığım işi kaybediyorum.’

Gülüştük.”

(Kurt Vonnegut/Hi Ho)

* * *
“Chuang Tzu düşünde bir kelebek olduğunu gördü, ama uyandığında, düşünde kendini bir kelebek olarak gören bir insan mı, yoksa düşünde kendini bir insan olarak gören bir kelebek mi, olduğunu bilemedi.”

(Chuang Tzu’dan Herbert Alen Giles)

* * *
“Masal bir adamın dört bin dinara bir kız alması ile başlar. Bir gün adam gözlerini kızın üzerine dikti, ve sonra gözyaşlarına boğuldu. Kız ona neden ağladığını sordu. Adam yanıtladı: ‘Öylesine güzel gözlerin var ki bana Rabbe ibadet etmeyi unutturuyor.’ Kız yalnız kalınca gözlerini oydu. Adam onu bu haliyle gördü ve acıyla sarsıldı. ‘Kendine neden eziyet ettin? Değerini düşürdün.’ Kız şöyle karşılık verdi: ‘Bende bulunan hiçbir şeyin sizi Rabbe ibadetten alıkoymasını istemem.’ Adam o gece, düşünde bir ses işitti: ‘Kız değerini sana göre azalttı, ama bize göre arttırdı; ve biz onu senden aldık.’ Uyandığında adam, yastığının altında dört bin dinar buldu. Kız ölmüştü.”

(Ahmed eş-Şirvani/Hadikat el Afrah)

* * *
“Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:

Dünya ahirete nazaran bu parmağı –bunu söylerken parmağını gösterdi- denize sokmak gibi bir şeydir. Biriniz o parmağın denizden ne kadar ıslanarak çıkabileceğine bir baksın.”

(Müslim ve Tirmizi)

altı çizili satırlar.

okuma notları Yorum Yok »
Fotoğraf: Rabia Bulut

Fotoğraf: Rabia Bulut

“Dünya nasıl olması gerekiyorsa öyle. Kendini kurtaramayanı hiç kimse kurtaramaz.”
Pavese

“Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti. Daha ilk sayfalarındayken bile, kitabın gücünü öyle bir hissettim ki içimde oturduğum masadan ve sandalyeden gövdemin kopup uzaklaştığını sandım. Ama gövdemin benden kopup uzaklaştığını sanmama rağmen, sanki bütün varlığım ve her şeyimle her zamankinden daha çok sandalyede ve masanın başındaydım ve kitap bütün etkisini yalnız ruhumda değil beni ben yapan her şeyde gösteriyordu. Öyle güçlü bir etkiydi ki bu, okuduğum kitabın sayfalarından yüzüme ışık fışkırıyor sandım: Aynı anda hem bütün aklımı körleştiren, hem de onu pırıl pırıl parlatan bir ışık. Bu ışıkla kendimi yeniden yapacağımı düşündüm, bu ışıkla yoldan çıkacağımı sezdim, bu ışıkta daha sonra tanıyacağım, yakınlaşacağım bir hayatın gölgesini hissettim. Masada oturuyor, oturduğumu aklımın bir köşesiyle biliyor, sayfaları çeviriyor ve bütün hayatım değişirken ben yeni kelimeleri ve sayfaları okuyordum. Bir süre sonra, başıma gelecek şeylere karşı kendimi o kadar hazırlıksız ve çaresiz hissettim ki, kitaptan fışkıran güçten korunmak ister gibi bir an içgüdüyle yüzümü sayfalardan uzaklaştırdım. Çevremdeki dünyanın da baştan aşağıya değiştiğini o zaman korkuyla fark ettim ve şimdiye kadar hiç duymadığım bir yalnızlık duygusuna kapıldım. Sanki dilini, alışkanlıklarını, coğrafyasını bilmediğim bir ülkede yapayalnız kalmıştım.”
Orhan pamuk

“Günün huzursuzluğunu unutturan o güzel saatlere, insanın sadık dostu, suskun arkadaşı kitaplara, hep yanımızda olduğunuz, varlığınızla bize hep yaşam verdiğiniz için teşekkürler! İnsanları yaşantılarının en karanlık günlerinde desteklediğiniz için de, cephe hastanelerinde, kışlalarda, hapishanelerde, acıdan kıvrandıkları yataklarda. Her yerde, her zaman yanlarında bulunmuş, onlara düşler getirmiş, huzursuzluk ile ıstırap arasında bir avuç huzur olmuştunuz! Günlük yaşamın altında ezilen ruhunu çekip kurtaran Tanrı mıknatısı sizler. İnsan ruhunun karanlığını hep aydınlatır, onu ötelerin aydınlığına taşırsınız. Sonsuzluğun bu küçük parçaları sizler, yan yana ve suskun, evimizin duvarına sıralanmış öyle duruyorsunuz. Fakat bir el sizi çekip alınca, yürek size dokununca, mekânları kırıp parçalıyor, çılgınca ileri atılan bir araba gibi bizi sonsuzlara taşıyorsunuz.” Hepinizi seviyorum, sevgiyle, minnetle!..
Stefan Zweig

“Öfkeliydim, kendime karşı öfkeli. Hep böyle olurum. Aylarca sessiz kalırım, neredeyse konuşmayı unutacak kadar, sonra birden baraj yıkılır ve ne varsa; neyi tutmuşsam her şeyi koyuveririm, bitmez tükenmez bir gevezelik başlar ve daha susmadan pişman olurum.”
“Artık yoluma hiçbir engel çıkmayacağı duygusuna sahiptim. Engel yokmuşçasına yürümem yeterliydi. Düşüş işte böyle başlar.”
“Tünelin ucunda ışık görünmezse bile, ışık varmış gibi yürümek ve ışığın görüneceğine inanmak gerekir.”
“Beklediğim yarınlar dünde kaldı.”
Doğunun Limanları – Âmin Maalouf

Kutuplarda ayı avcıları buzların içine jilet kadar keskin bir baltayı yerleştirir, keskin tarafın üzerine biraz kan sürerlermiş. Bunu bilmeyen ayı gelip kanı yalarken dili kesilirmiş. Ama kanın tadından dilinin acısını fark edemez, kendi kanını yalamaya başlarmış. Damarlarındaki kan tükenince, olduğu yere yığılırmış. Avcı da gelip derisini yüzermiş. Avcılar ayıları kurşunlarla vururlarsa, ayının postu delineceği ve çok para etmeyeceği için bu yolu denerlermiş.
Dilimi kesen o keskin bıçağın ne olduğunu anlamaya kalkışmadığım için, varoluşumun o arka bahçesine hep gözlerimi kapattım. Küçük bir inanç yeterdi yaşamam için, ihtiyacım olan kendimi aldatma inancı. Bu küçük ve zavallı inanç, kendi kanımı emerken kendimi unutmama yeterdi. Böyle yaptım.
Cezmi Ersöz “Hiçbir Şey Senden Eski Değil”

Kimi insanı sadece ayakları ayakta tutar. Kimi insanı ise idealleri, hayalleri. Mesela şiir gibi, dava gibi şeyler…
İbrahim Tenekeci-Son Düzlük

“Kendi kendinize sorun: Büyük olmayan yalnızlık, yalnızlık mıdır? Ancak bir tek yalnızlık vardır, o da büyüktür ve katlanılması güçtür. Öyle bir an gelir ki, insan yalnızlığını kolayca elde edilen herhangi bir beraberlikle değişmek ister. Hiç uymadığı halde uyar gibi görünüp yanındaki herhangi biriyle, hatta en düzeysiz biriyle bile birlikte olmayı düşünür. Ama yalnızlığın büyüdüğü anlar, belki bu anlardır. Onların büyümesi, erkek çocukların büyümesi gibi acılar içinde olur; ilkyazın başlangıcı gibi de üzücüdür. Yalnız bu sizi şaşırtmamalı. İçe dönmek ve kendinle baş başa kalmak… İnsan buna alışabilmeli.”
Rainer Maria Rilke/Genç Şaire Mektuplar

bir adamın bir adımlık arayışı!

güne bakma durağı Yorum Yok »


camdan bak ama sokaktan medet umma. tutabilirsen içindeki bahar sana doğru koşuyor!

Nurdal Durmuş – Ramazan Bayramı 2009

ölümden korkuyorduk, çünkü insandık!

Jerzy Kosiński (1933 – 1991)

her neyse…
duvar eskitmek, ayakkabı eskitmek, ömür eskitmek de güzel meslektir.
yaşamak güzel meslektir!

melih pekdemir

kitaplara yapamayacağınız kötülükler!

okuma notları 4 Yorum »
Fotoğraf: Nurra Çakmak

Fotoğraf: Nurra Çakmak

Kimi maddelerine katılmasamda kitaba verilen değeri görmek açısından oldukça önemli bir bildiri olmuş. Asıl şaşırtıcı olansa evrensel kitap hakları beyannamesinin günümüze, Konstantiniye’den geliyor olması. Kitap okumayı adeta kutsal bir törene dönüştüren maddelerse oldukça dikkat çekici!

İşte, 1893 yılında yayınlanan evrensel kitap hakları beyannamesine göre kitaplara yapamayacağınız kötülükler!

1. Yatakta kitap okunamaz.
2. Kitap kenarına not yazılamaz.
3. Yeni kitapların yaprakları kesinlikle kesilemez.
4. Yapraklar içeriye kıvrılamaz.
5. Ucuz cilt yaptırılamaz.
6. Sayfaları çevirmek için parmak ıslatılamaz.
7. Yemek sırasında kitap okunamaz.
8. Acemi ciltçilere cilt yaptırılamaz.
9. Kitabın yaprakları parmakla açılamaz.
10. Kitaplar açık olarak bırakılıp bekletilemez.
11. Kitapların üzerine sigara külü düşürülemez.
12. Görme gücüne zarar vereceğinden okurken sigara içilemez.
13. Eski kitapların kapaklarındaki süslemeler kesilemez.
14. Kitap içindeki levhâlara yazı yazılamaz.
15. Kitaplara yüz sürülemez.
16. Kitap arasına çiçek, yaprak konulamaz.
17. Kitaplar kap veya altlarından tutulamaz.
18. Kitap üzerine aksırılamaz.
19. Sayfalar arasına konulan koruma kağıtları koparılamaz.
20. İşe yaramayan kitaplar satın alınamaz.
21. Kitaplar kirli paçavralarla silinemez.
22. Kitaplar yemek dolabına ya da konsollara doldurulamaz.
23. Çeşitli kitaplar bir arada ciltlenemez.
24. Kitaplardaki şekil ve haritalar hiçbir nedenle çıkarılamaz.
25. Kitaplar saç tokası, toplu iğne veya firkete ile kesilemez.
26. Ciltlerde Rusya meşini kullanılamaz.
27. Ayakları bozuk masa veya sandalye üzerine kitap konulamaz.
28. Kedi veya çocukların arkasından kitap atılamaz.
29. Dikkatsiz biçimde açarak kitapların sırtı kırılamaz.
30. Soba veya ateşe çok yakın kitap okunamaz.
31. Gemi veya asma yatakta kitap mütalaa edilemez.
32. Kitaplara rutubet aldırılamaz.
33. Kitaplar açıkken birbiri üzerine konulamaz.
34. Kitaplar üzerine kâğıt konularak yazı yazılamaz.
35. Kitaplardaki çıkartma resimler çıkartılamaz.

kaynak belirtilerek alıntılanabilir.

Noir Desir – Le vent nous portera

video kulübü Yorum Yok »

rüzgar bizi savuracak!

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes