Gölgemden Korkma Bayım, Asıl Tehlikeli Olan Benim! [4]

Foto: Ali İlker Elçi

Burada verilen cevaplar http://www.formspring.me/nurdaldurmus adresine kimlik bilgisi olmadan gönderilmiş okur sorularıdır. Verilen cevaplardan alıntı yapıp bir yerlerde paylaşmak isteyen değerli okurlarımdan ricam şudur ki; Kaynak belirtiniz ve bilgiye saygı duyunuz! (İlk 46 soru ve cevaplar için lütfen yazının 1. 2 ve 3. bölümlerine bakınız)

47-Diriliş, Empati ve Denge kavramlarının sizdeki aksi?
Diriliş: Yangın büyüyor. Savaşlar, işgaller, darbeler, modern hayatlar, Batılılaşma, yozlaşma, ümmet bilincinin ortadan kaybolması, İslam toplumlarının acılara gark oluşu, içini yanardağ gibi eriten çocukların kurtuluş müjdesi… Yangın kül olsun isteyenlerin, Gül olsun, gün doğsun isteyenlerin ruhudur Diriliş. Ümmete koşmak, insanlığa, yıkılmış bentlere, şehirlere, kalplere koşmaktır. Dirilmeye, diriltmeye, dirilişe, gün doğumlarına, dağlara koşmaktır. İçimize koşmak, kalbimizle kavuşmaktır Diriliş. Ölmeden ölmek ve vuslata ermektir diriliş. Sezai Karakoç’tur Diriliş. Acıyla yoğrulmak, inançla pişmek, insanlık adına duaya durmak, şiir yazmak, fikir üretmek, kanını mürekkep yapıp kalem oynatmaktır Diriliş.

Empati: Bir nevi vicdan. Kendimizi başkasının yerine koyarak “Ne hissederim?” sorusunun cevabı… Bir nevi “Kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma!” hadisinin günümüzdeki karşılığı…

Denge: Ölçülü olmak. Hilesiz, abartısız, ifrat ve tefritten kaçınarak hareket etmek ve bu doğrultuda yaşamak.

48 – Göç?
Zorunluluk
Gitmek
Kaçmak
Kendine yabancılaşmak
Yeni şeylere alışmaya çalışmak
Süreli belirsizlik
Sürekli dertlenme
Uzak ihtimal
Yakın umut
Derin kurgu
Yüzeysel bakış açısı

49 – Kurşun kalem?
Çok severim ama sevdiğim her şey gibi çabuk bitiyor.

50 – Edebiyat – psikoloji – felsefe ilişkisi yahut ilişkisizliği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Günümüzde Edebiyat, felsefe ve psikoloji kutsalın boşluğuna yara açıp sonra tedavi ettiği iddiasında. Bu yüzden her üçüne de ciddi bir antipatim var. Bakmayın edebiyatla ilgili olduğuma… Hele ölümü düşününce gece gündüz hiçbir şey değil sadece kuran okuyasım geliyor.

51 – Bir yağmur tanesi olsan nereye düşmek isterdin?
Kendi içime, sonbahara, sevgilimin avuçlarına…

52 – Nereye gidiyoruz?
Ölüme…
Olmadı kıyamete…

53 – Kuran-ı Kerim’i açtığında özellikle seçtiğin bir sure var mı, hangisi?
“Kuşluk vaktine ve sükûna erdiğinde geceye yemin ederim ki rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı.” Duha Sûresi (1-3)

54 – Mektup eskide mi kaldı?
E-postanın mektupla savaşı sona ereli epey oldu. İnsanlık mağlubiyetini kutlarken ben kendimi yargılıyorum. Mektup yerli ve ruh’u olan bir şeydir e-posta mekanikliği bir nevi sanayi devrimini ve batılılaşmayı temsil eder. Elimde değil ama vicdanım bazen biyonik bir adama dönüşüyor. Ruhu olmayan bedenin makineden farkı var mı?

55 -Türkiye İran olur mu?
Biz hala karpuz kabuğundan gemiler yaparken adamlar uzaya füze gönderip kendi denizaltılarını üretiyorlar. Biz silah ve savunma sistemimizin neredeyse tamamını ithal ederken İran ambargoya rağmen dünyanın en gelişmiş silah sistemlerine sahipler. Yerli teknolojileri, sanayileri ve kendi ayakları üstüne durabilecekleri ekonomileri var. Evet Rejimine çok ciddi itirazlarım var. Ama bazen Türkiye keş ke iran olsa diyesim geliyor. Sonuçta Türkiye İran olmaz. Ne rejim ne de teknoloji alanında…

56 – Kalemini kalbiyle tutan bir yazar olarak rıza-kalp denklemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kalem kelâmı, düşünce kalbi kirletmesin! Cümleler yere düşmesin, temiz kalmaya razı olsun ve rıza göstersin!

57 -Edebiyat dergilerinin hali ne olacak?
Dergiler bir kimlik sorunu yaşayanların tatmin alanı gibi.
Modernizm ve kimliksizlik sorunu edebiyatı da katletti. Ekonomik sorunlar ve ömürlerinin çok kısa oluşu ayrı bir sorun zaten. Cemil Meriç’in tanımına uyan dergi ve yayıncılık anlayışı bugün yok gibi. Bu yüzden dergi hep gerekli bir özgürlük alanıdır ama bugünkü dergicilik anlayışı bütün bu alanlardan çok uzakta gereksiz bir alanda debelenip durmaya devam etmektedir.

58 – Arabesk-yavşaklık meselesinde senin de söyleyeceğin bir şey yok mu?
Var tabi:
Adam Kral FM dinleyenleri hazmedemiyor.
Varoşlarda çamura batacak kadar gariban olmamış.
Işıklarda dilenecek kadar aç kalmamış.
Gözünü bir köyde, gecekonduda açmamış.
E burjuva halkçılıktan nefret eder.
Onun için arabesk halkçı bir damardır.
Hazzetmeyecek tabi yavşak.
Halkta ondan hazzetmez zaten bu normal.

59 – Bayramda geçti ne olacak şimdi ?
Bayramlar, yerkürenin en dış kabuğuna nefes almak için kafasını vurarak çatlatmaya uğraşan insanoğluna Allah tarafından uzatılmış bir hediye gibi. O deliğin açılmasıyla insanlığın güneşle kucaklaşması, soluklanması gibi bir his veriyor. Allah, bahar kokulu bayramlar gönderiyor, güneşi daha içimize vurdurup aydınlatıyor. Tekbir sesleri dünyayı kuşatan bir halka gibi İstanbul’dan mağribe uzanıp birliğimizi pekiştiriyor. Sanki Bayram bitince de açılan bu delik kapanıyor ve yeniden boğulmamak, soluklanmak için kafamızı yerkürenin duvarlarına vurmaya devam ediyoruz. Ta ki, bir sonraki bayram gelene kadar…
Şimdi biz kafamızı yerküreye çarpmaya devam ederek yeni bir bayram bekleyeceğiz.
Çocukluğumuzun en güzel hediyesi gibi özleyip bekleyeceğiz.
Sabredeceğiz, bekleyeceğiz.
Bayram olmayacak her günümüz için bir gün bayram gelecek ümidiyle bekleyeceğiz.

60-Wikileaks neyi değiştirdi, değiştirecek?
Amerika, ya sandığımız kadar büyük bir ülke değil ya da temenni ettiğimiz kadar küçük…
Dünyanın en gelişmiş siber ve sanal teknolojilerine sahip bir ülkeden bahsediyoruz. Haberleşme, iletişim, takip ve silah sistemlerine sahip bir ülkeden. Bırakın telefonunuzda şebeke bağlantısını bataryayı sökmediğiniz zaman bile konuşmalarınız dinleyen ı-mei numarasından nokta takiple yerinizi bulan bir teknolojiden bahsediyoruz. İp numaranızdan bütün yazışmalarınızı, bağlandığınız internet sitelerini, e-postalarını kayıt eden ve işine geldiği zaman önünüze koyan bir teknolojiden bahsediyoruz. Herkesin girdiği ülkeleri, kaldığı otelleri, bindiği uçakların sır olmadığı bir dünyadan bahsediyoruz. Şimdi böyle bir dünyada birileri çıkmış bana Assange isimli birisinin üstelik internet gibi her bağlantısı noktası bilinecek ve kontrol altına alınabilecek bir alandan dünyanın sırlarını yağdığını ve bu kişinin nerede olduğunun bilinmediğinden, bulunamadığından bahsediyor. Bütün bu denkleme baktığımızda göreceğimiz tek şey bütün büyükelçilerin aslında kendi ülkelerinin ajanları olduğu. Dış politikada dedikoduların da çok fazla önem arz ettiğidir. Bu saatten sonra tek değişecek denklemin insanların özellikle büyükelçilerle konuşurken merhabalaşmaktan öteye geçmeyecek iletişim kurmayacağıdır. Onun dışında bu belgelerin birkaç ay içinde unutulacak ve gündemden düşecek bir haber değeri var, o kadar. Şüphesiz her ülke, bu belgeler ışığında kendi gelecekleriyle ilgili dost-düşman tanımları da milli hafızalarına not düşeceklerdir.

Şimdi soru şu:
WikiLeaks belgeleri hangi ülkenin kontrolünde neden sızdırılmıştır? Asıl amacı nedir?

A) Yazışmaların tamamı Amerika kontrolünde değilse bile İsrail süzgecinden geçmiştir.
B) Bu operasyonda Mossad izi vardır.
C) Obama yönetimiyle arası çok iyi olmayan İsrail tarafından yönetilmektedir.
D) Türkiye’nin komşularıyla sıfır sorun ilkesini hedef almaktadır.
E) Türkiye’nin bölgede kendi kontrolleri dışında güç olmaya başladığından endişe duyarak Tayyip Erdoğan ve Ak Parti hükümetini devirmeye uğraşıyorlar.
F) Sadece Amerika ve İsrail’in yeni dış politikalarını belirleyecek yeni yöntemler geliştirildi ve eski siteme ifşa ederek bilmediğimiz bu yeni dış politika yönteminin farkında olmadan içinde yer almamızı sağlayacaklar.
G) Herkes kendisini, dostunu, düşmanını tanısın.
H) Yeni bir dünya düzeni kurulacak ve kimin hangi safta kimin önderliğinde ne şartlarda yer alacağı bilinsin.
İ) Hepsi.
J) Hiçbiri.

Doğru cevap : (İ)

Nurdal Durmuş’la Röportaj
Son Güncelleme 8 Aralık 2010 | 13:17

9 Comments

Leave a Reply