Gölgemden Korkma Bayım, Asıl Tehlikeli Olan Benim! [2]

Bu cevaplar on5yirmi5.com’da yayınlanan makalelerden sonra ve daha önce http://www.formspring.me/nurdaldurmus adresine kimlik bilgisi olmadan gönderilmiş okur sorularıdır. Verilen cevaplardan alıntı yapıp bir yerlerde paylaşmak isteyen değerli okurlarımdan ricam şudur ki; Kaynak belirtiniz ve bilgiye saygı duyunuz!
21- Sizce şehirlerin kaderi içinde yaşayanları da etkiliyor mu?

Tarih içinde söyleyecek sözü, insanlığa sunacak mesajı olmayan toplumların gerçek anlamda kendilerine has şehirleri de yoktur. Çünkü inandıkları hayat tarzlarını, şehir modelleri olarak hayata geçiremeyenler kendi kimliklerini de muhafaza edemezler. Gün gelir, şehirlerin kaderine yamanmış bu yeni standartlar, bilinçlenme ve maneviyat ekseninden uzak karmaşık binalar, medeniyetten ve sanattan yoksun inşa edilmiş bilinçsizlik hali o şehrin insanlarını da kendisine benzetmeye başlar. Şehirler; medeniyetin ve tarihin aynasına bakıp dersler çıkartacağımız, belki tefekküre dalıp geçmişin zenginlikleri veya yoksunluklarını bize ayna tutacak hatırlatıcı mantıkla inşa edilmelidir. İslam medeniyeti dâhil bütün medeniyetler içindeki bunalım ve dönüşümleri, açılımlar ve ilerleme mertebelerini gelecek kuşaklara şehirler ve sembolleriyle ulaştırmıştır. Toplumların kültür dönüşümü ve etkileşimi şehirlerin ruhuyla ortaya çıkar. Dolayısıyla toplumlar kendi kimliğinin izdüşümlerinden uzak, ilgisiz şehirler kurarsa bu düzensizlik ve yabancılaşma zamanla bütün değerlere müdahale etmeye başlar. Bir makalede şöyle bir cümle okumuştum: “Medeniyetlerin yükseliş ve düşüşü şehirlerin kaderlerinde tezahür eder.” Biraz algı kapılarınızı aralayıp şehir ve insan ekseriyetini irdelediğinizde tarihin ibresinin dahi model ve sembol şehirler etrafında döndüğünü görüyorsunuz. Savaşlar bu şehirler yüzünden çıkıyor, işgaller yaşanıyor. Sembol şehirlerin işgali bazen dinler savaşına, bazen prestij savaşlarına dönüşüyor. Medeniyetin inşasında büyük rol oynayan şehirlerin kaderi, marjinalleşmeyle çöküşe ya da kimlik tamamlayarak yeni bir dirilişe vesile olmuştur. Kısaca, şehirlerin bir ruhu olduğuna inanıyorum. İnsanı onaran ya da onarılmışlıkları darmadağın eden bir ruhu olduğuna… Ne yapıp edip ruh onaran sembol şehirleri inşa etmeyi başarmalıyız. Bu açıdan durumu tahlil edersek belki de şehirlerin kaderini etkileyen insanlık, aynı zamanda kendi kaderini de imar ettiği şehirle birlikte yaşıyor ve ölüyor.

22- Niye hep böyle, hep farklı olmak. Buyurun sorun anladıkta, dilerseniz sorun çıkartın demek niye? İyi misin? Diye sorulduğunda iyiyim sen nasılsın demek yerine, ‘soranlara bir şeyim yok iyiyim diyorum oysa benim bir şeyim var’ cevabını vermek niye? Yoksa gerçekten bir sorun mu var? Niye ‘azdan çok şey anlarım ama işime gelirse’ meydan okumasını tercih ediyorsunuz?

Sorunuza bakılırsa, tek sorun benim galiba.
Samimiyetime inanın. Kasıtlı ya da herhangi bir saplantıyla ne yazsam diye düşünerek cevap vermiyorum. Sadece şunu sizde bilmelisiniz ki insanlar bana nasılsın sorusunu iyiyim cevabını duymak için sormuyorlar. Beni bu sayfalarda var eden sebep de zaten standart kalıpları aşmış kalemimin ya da cevabımın olması durumudur. Bunun izahı çok uzun ama ben kısaca cevapladım. Bilmem siz azdan çok anlar mısınız?

23- Sahi insan insana niçin kırılır?

Bir taraf içimizin dehlizlerinden çıkabilecek kadar insanlıktan çıkıyor galiba. Bütün kırılmalar bu yüzden yaşanıyor.

24-Egomu ancak ben ezerim mi?

Kesinlikle!

25-Travma nedir?

Bu sorular ünlem işaretli değilse cevabını google’dan bulabilirsin. Bulamayacağın cevaplar için rahatsız edersen sevinirim. Yine de tembelliğine katkıda bulunayım!
Travma en yalın ifadesiyle darbe alma, içinde bulunduğun sıkıntılı durumu atlatamama, akıl sağlığında ya da bedeninde acı ve belirsizlik hissetme, sağlıklı biri olmanı engelleyen şeyler ve bedenine ya da ruhuna kalıcı izler bırakan yaralanmalardır.
Örnek: Bir trafik kazasının bedeninde bıraktığı yaralar, korkma, büyük bir acı yaşama, karşılaştığın bir durumu atlatamama nedeniyle ruhunda ya da akıl sağlığında değişim…

26-Sürpriz nedir?

En çok beklenenin en beklenmedik zamanda gelmesidir.

27-Sahi, herkesin bir kimsesi var mıdır?

Evet, herkesin bir kimsesi bir de kimsesizliği vardır; hangisini seçmek, hangisini görmek ve hangisine inanmak isterseniz orada kalırsınız der Yılmaz Odabaşı. Ben de ona katılırım.

28-Hiç hayatta keşke(!) yapsaydım ya da yapmasaydım dediğin bir şeyler oldu mu?

Keşkelerim, belkilerim, ölüm olmasa,
Cümleleri sonlandıran nokta olmasa,
Ruhumuzu arındıran dua olmasa,
Daha çok bunalacağız, bulanacağız…
Keşkelerim elbet oldu ama sanırım iyi kilerim daha fazladır.

29-Bir öğretmen gücünü nerden almalı? Ahlak, bilgi, merhamet öncelik kimde olmalı?

Öğretmen, yüklendiği misyon açısından bakıldığında bilgi veren anlamındadır. Yani öncelik bilgidir. Sonra ahlak gelir. Merhamet ahlak kavramının içinde yer alan bir değerdir ki ahlak yoksa merhamet zaten yoktur. Ama bilgi yoksa zaten öğretmenlik, öğreticilik de yoktur. Öncelikle kuşanılması gereken zırh; bilmek ve en başta da bilmediğini bilmektir.

30-Hayata başlamaktan korkuyorum adımlarım ürkek kapılar kapalı yürümekten korkuyorum ne yapmalıyım?

Düşmemeye bak. Az toparla kendini. Ayet oku, şarkılara eşlik et, ıslık çal ve meydan oku.
Resim yap, güneşe koş, denize koş, aynaya koş ve kendini sev. Endişelenme geçmeyen tek şey geçmez sandığımız yanılgılardır. Üzgünüm ama geçecek ve yeni dertler gelecek. E hayat tam da böyle bir şey zaten. Hep düzlük yok, yokuşlar, dağlar, zorlar, kolaylar, üzüntüler ve mutluluklar arasında tüketilen saat…

İlk 20 soru ve cevapları burada:
http://www.on5yirmi5.com/genc/koseyazisi.aspx?c=17007
Sorma, sorgulama alanı burada:
http://www.formspring.me/nurdaldurmus>

Leave a Reply