deli sayıklamaları – bir

burada yazılanlar yazdıklarımdan ayıklayıp çöpe attığım bölümlerdir. nurdal durmuş’un yazı çöplüğünden veri kurtarma programıyla ele geçirilenlerdir. tamamen saçma bulduğum ya da sevdiğim halde yazıya yakıştıramadığım karalamalar da diyebilirim. bir nevi kamera arkası ya da çekim hataları. yazar nasıl yazamaz görün diye ekliyorum.
tamamen çöpe bakıyorsunuz farkında mısınız?

Düşmemeye bak. Az toparla kendini.
Ayet oku, şarkılara eşlik et, ıslık çal ve meydan oku!
Resim yap, güneşe koş, denize koş, aynaya koş ve kendini sev
Endişelenme!
Geçmeyen tek şey, geçmez sandığımız yanılgılardır!

I
gelmeyen bahara, denize, güneşe, ıhlamura, vicdana, şu an yudumladığım ada çayına, dinmeyen migrenlerime, koronikleşen
mutsuzluklarımıza, çorbaya, şekere, sabahlara, akşamlara, içimizin
susmayan deli notalarına, aklımızdan çıkmayan insanlara, aşık
olduklarımıza, aşık olmayı bildiklerimize, verebilecek bir şeyimiz
olanl…ara, kınamayan, bizi bizden iyi anlamaya ve teselli etmeye
çalışanalara, kitaplara, şiirlere, dualara, kara günlerin
ardından doğan güne, bahar ayında içimize çöken kışa, hüzne, hazana, börtü böceğe, kiraz ağaçlarına, tarlalara, savrulmuş gençliğimize, hiçleşen benliğimize, kandil gecelerinde şerbet dağıtan anadolu insanına, çocuğunu öpen anneye, öğrencisine kızan öğretmene, zalimlere, mazlumlara, her şeyimiz varken şükürsüzlüğümüze, yetinmeyi bilmeyişimize, secdelerden kaçışımıza, dertlerimize rağmen şükrü ihmal etmeyişimize, tertemiz olduğumuz geçmişimize, kirlenmiş adamlığımıza, yaralanmış inancımıza, hiçbir şey bilmediklerini düşündüğümüz halde bilgelik makamında oturan annelerimize, yüzümüze üfledikleri şefkatli nefeslerine, saçlarımızda gezinen nasırlı ellerine, yokluğa ve varlığa, darlığa ve berekete, sana, bana ve vatanıma geliyor
:
http://www.youtube.com/watch?v=ac8fqSbisqA

II
-ben iyiyim çok şükür. sek sek bile oynuyorum. zaman zaman saklambaçta sobeleniyor, ceplerime çakıl doldurup denizi taşlıyorum. kızma bana, küçücük bir çocuğum. görmüyor musun ceketim ne kadar da küçük?
ellerin de çok küçük senin. kocaman bir kalbi kaldıramayacak kadar!
efekt: zoooonnkkk
-neyse… sahiden niye kırıldınız bana matmazel, hangi tavuğunuza kış dedim?

III
dikkat kapalı alan!
açık isyan, arabesk ve ıslak deniz yasaktır…

IV
-gölgemden korkma bayım, asıl tehlikeli olan benim!

V
-nasılsın?
bir ömür uğraşarak; yüzümdeki tebessümle şekillendirdiğim kumdan kalelerimi, bir dalganın çarpışına teslim eden çocuk gibiyim!

VI
ya aklım başımda değil ya da aklımı başımdan aldın…

VII
son gün mezarlıktaydım. arkamdan gözyaşı dökecek biri olsun diye gittim. olacaksa eğer, biri beni ziyarete gelecekse “sen” ol lütfen! bir kere olsa da selam ver bana ve rahmet oku… sadece utançları olan bir adam olmadığımı bil! sadece sakladığı sırları ve yalanları olan bir adam olmadığımıda! düşündüğün neyse, o duygudan hep daha fazlası olduğumu da bil!

VIII
Ruhumu alabilir miyim ilmeğinizden, Asarsanız onu sahiden ölür!

IX
Gülüşüyoruz, gülüşüyorlar, gülüş, gül, gel!

Aklım nerdesin. Lütfen geri gel! İyi ol!
Sezen Aksu sen nerdesin? Lütfen bana lütfen söyle!
Hiç olmamış gibi davranabilmeyi
Bu yok ediciliği anlayabilmeyi
Bir bilsen ne kadar yürekten istiyorum

Az daha uyumalıyım. Koyun sayamam ama besmele çekebilirim. Esirgeyen ve bağışlayan Allah’a kaçabilirim. Ya da; köşeyi dönünce beni bekleyen annem ve peygamber’e. Acaba oradalar mı hala? Elimden tutup, ışığa çıkarırlar mı? Seni görebilir miyim ışıkta? Yüzün nasıldır şimdi? Masum küsmelere hala inanmıyor musun? Kaçmalarını, gelmemelerini, yerini ve zamanını söylememelerini her şeyi…
Ninni söyleyecektin bana hani, söz vermiştin! Hiç ninni bilmem mi demiştin, yoksa unutmuş muyduk?

Ama ben, sen susarken de uyuyabilirim!

Sen susma Sezen Aksu lütfen susma…
Bana lütfen, lütfen söyle!
Lütfen
Görmeyeyim seni
Bir yerlerde karşıma çıkma
Konuşmayalım, bakışmayalım
Ne olursun
Daha fazla tükenmeye takatim yok!

Sabah… güneşin uyandığı vakitler. Çöpçüler, güneşle bir olmuş geceyi süpürüyor sokaklardan. Uykulu gözleriyle şehre iniyor insan. Apartman kapılarından sayısız kaygılar düşüyor hayata. Caddeler… Sokaklar… Arabalar… Çocuklar… Babalar… Anneler… Sen…

Sen neredesin sahi? Dünyanın bütün sabahlarını yanımıza alarak gidecektik!

Yine o hemşire, sana benzeyen… Nöbeti bitmedi mi bunun? İyi ki bitmemiş. Başka yüzlerde seni görmek iyi geliyor. Sahi, gözlerin çok güzel sevgilim daha önce söylemiş miydim?
Son kontroller, saçma sapan testler. Oysa bir şeyim yok işte!
Kimse bilmiyor mu?
Ben, sen iyiyken iyi olabilecek kadar hasta bir adamım hepsi bu!

-Ne var, ne yok?
-ne yoksa o var, başka da bir şey yok!

delirme hakkımla ilgili bölümler devam edecek

2 Comments

Leave a Reply