Benden Bize Hicret!

Çok özledim O’nu.
Sanki kırkikindi yağmurları, rüzgâr, güneş, ay, yıldızlar ve mevsimler her gelişlerinde O’na olan özlemime ekleyeceğim yeni özlemler getiriyorlar.
Özlemim o kadar birikti ki ucu ucuna eklesem sonsuzluğa uzanır.
Özlemim o kadar birikti ki bilmesem ‘kavuşmak var sonunda’ dayanamam ateşlere atar kurumuş ırmağa döndürürüm yüreğimi.
Duramam bu hasretle çöllere düşer mecnun olurum. Sabredemem yollara düşer Yunus olurum.
Bilsen Efendim ne haldeyim.
Hayatın hüznü, hayatın yükü ağır.
Sen yoksun ya, suskunluğum önce kalbime sonra gözlerime inip, yanaklarımdan avuçlarıma damlıyor. Onları avuçlarımda biriktirip teselli bulmak için sana koşmak istiyorum.
“Kardeşlerim!” dediklerinden olmak için birikmiş bütün hüzünlerimi, bütün acziyetimle, karşılıksız veren en Sevgiliye sunuyorum.
Bu hüzün, bu özlem tanıdık geliyor bana.
Bu susamışlık, bu sıcaklık, bu muhabbet tanıdık geliyor bana.
O kadar özlemim birikmesine rağmen, hiçbir yeri kördüğüm olmadı hayatımın. Sonunda sen, sonunda vuslat var çünkü.
Ümidim, ötelerin ötesinde değil artık.
Elbette ki Nemrut’un ateşlerini söndüren, beni de ateşlerden kurtaracaktır.
Kâinata rehber olan, benim de rehberim olacaktır.
Güvercinlerin bile ürkmediği, örümceklerin bile muhabbet bağları ördüğü, taş mağaranın bile yoldaşlık ettiği benim de dostum-yoldaşım- olacaktır.
Şimdilerde ben bilmediğim çok şeye rağmen, özlemimin ipine sıkıca sarılmış sana doğru umutla, korkmadan yürüyorum.
Bilinmezliğe değil her şeyiyle aşikâr olana
çözümsüzlüğe değil bütün sorularıma cevap verene
kanatana, yaralayana değil bütün yaralarıma merhem bulana
terk edilmişliğe değil bütün yalnızlığıma ortak olana
kurumuşluğa değil bozkırları güle, kuraklığı berekete çevirene yürüyorum.
Şimdilerde ben özlemimin ipine sıkıca sarılmış; kendim olmak ve kendimi sende bulmak için yürüyüşlerimin sonunda, ‘talaa’lbedru aleyna’ heyecanını Medine’de seni beklercesine hissetmek için korkmadan yürüyorum.
Biliyorum ki kalbimi senin ışığınla aydınlatmak için adımladığım yolların bir adı da hicrettir.
Biliyorum ki hicret, senin komşuluğuna mahzar olanların kutlu şehridir.
Biliyorum ki hicret, tebessümünün kalplere düşürdüğü küçücük güneşlerdir.
Biliyorum ki hicret, düştüğümüz anda bize elini uzatacak en eminin elidir.
Biliyorum ki hicret, bir yok oluş, terk ediş değil; yok olmuşluktan ve terk edilmişlikten kurtulup bize sıkıca sarılan dostların bulunduğu güzel diyardır.
Biliyorum ki hicret, dertleri geride bırakıp kaçmanın değil; dert ve sıkıntıları çözebilecek kadar umudun arandığı zamandır.
Korkma sen de yürü. Kalbinin karalara bürünmüş karanlıklar bağlamış Mekke’sinden, güneşlerin aydınlatmayı sabırla beklediği Medine’sine yürü.
Korkma, yürü, kalbinin bütün karalarını hicretin küçücük güneşleri aydınlatacak
Korkma, yürü, hicret zamanın yüzüne çizebileceği en canlı resim olacak
Korkma, yürü, hicret hayat yolculuğunda uğrayabileceğin en anlamlı durak olacak
Korkma yürü; özlemlerinin ipine sarılarak, hüzünlerini yanına alarak yürü.
Korkma yürü; özlemlerimizin sonu vuslat, hüzünlerimizin sonu tebessüm olacak.

Şimdiye kadar ben, günahın koynunda zakkumlar yetiştiren günahkâr bir bahçıvandım.
Şimdilerde ben günahların içinde ümidini arayanım.
Şimdilerde ben benliğini bulmanın çabasında bîçareyim.
Şimdilerde; ben hiç, biz hiç kimse, o ise hepimizi hiçlikten kurtaracak tek önderimiz.

 

Nurdal Durmuş

Benden Bize Hicret

Sosyal medyadan takip etmek için
facebook : http://www.facebook.com/nurdaldurmus
twitter : http://www.twitter.com/nurdaldurmus
instagram : http://www.instagram.com/nurdaldurmus
tumblr : http://nurdaldurmus.tumblr.com
Nurdal Durmuş blog.
Kaynak belirtilerek alıntı yapılabilir!



																																																			

Leave a Reply